İranlı askeri bir kaynak, BAE'nin Bereke Nükleer Santrali yakınlarındaki elektrik jeneratörünü vuran İHA saldırısının doğrudan İsrail tarafından düzenlendiğini açıkladı.
YDH- Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) topraklarına yönelik son insansız hava aracı (İHA) saldırısının arkasında İsrail'in olduğu iddia edildi.
Tesnim'e konuşan üst düzey bir askeri kaynak, saldırının operasyonel kodlarına ve bölgedeki stratejik hedeflerine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu.
İki gün önce Birleşik Arap Emirlikleri Ulusal Savunma Bakanlığı resmi bir bildiri yayımladı.
Bakanlık, ülke hava savunma sistemlerinin batı sınırları yönünden BAE hava sahasına giriş yapan üç adet insansız hava aracını tespit ederek takibe aldığını duyurdu.
Emirlik askeri makamları, söz konusu İHA'lardan iki tanesinin hava savunma bataryalarınca başarıyla engellenerek hava sahasında imha edildiğini bildirdi.
Ancak açıklamada, üçüncü İHA'nın el-Zafra bölgesinde yer alan Bereke Nükleer Güç Santrali'nin iç sınırlarının dışında konuşlu bir elektrik jeneratörüne isabet ettiği bilgisi paylaşıldı.
BAE resmi söyleminde dikkat çeken değişim
BAE Ulusal Savunma Bakanlığı, son birkaç haftadır izlediği askeri söylem politikasının dışına çıktı.
Bakanlık, ilk kez bu İHA'ların İran yönünden ülke topraklarına giriş yaptığını iddia eden bir ifadeye resmi raporunda yer vermedi.
Emirlik yönetiminin geçmiş dönemlerde ortaya attığı benzer iddialar da İran İslam Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri tarafından hiçbir zaman teyit edilmemiş ve kesin dille reddedilmişti.
Gelişmelerin arka planına dair Tesnim'e özel açıklamalarda bulunan bilgi sahibi bir askeri kaynak, BAE'yi hedef alan bu son İHA saldırısının doğrudan İsrailliler tarafından gerçekleştirildiğini ilan etti.
''Siyonist rejimin bu tür asimetrik operasyonlarla Abu Dabi yönetimini kışkırtmayı amaçladığını'' belirten kaynak, Tel Aviv'in BAE'yi bölgede İran'a ve diğer İslam dünyası ülkelerine karşı daha fazla olumsuz ve saldırgan bir rol üstlenmeye zorladığını vurguladı.
Aynı askeri yetkilinin değerlendirmelerine göre, ''BAE son üç aylık zaman dilimi boyunca bölgede çeşitli askeri ve siyasi şer odaklı faaliyetlerin merkezinde'' yer aldı.
İran'ın ''bu emirliğe karşı düzenlenen ve kendisinin sorumlu olduğu operasyonları daha önce açıkça ilan ettiğini'' hatırlatan kaynak, ancak ''Emirlik topraklarına gerçekleştirilen bazı gizli saldırıların doğrudan Siyonist rejim tarafından icra edildiğinin'' altını çizdi.
Abu Dabi'ye ittifak politikasını gözden geçirme çağrısı
BAE yönetiminin İsrail ile yürüttüğü stratejik ortaklığın faturasına değinen askeri kaynak, Abu Dabi'nin artık bazı gerçekleri daha net görmesi gerektiğini ifade etti.
''Çocuk katili İsrail rejimiyle kurulan dostluk ilişkilerinin BAE'ye ne güvenlik ne de ekonomik istikrar getirmediğini'' kaydeden yetkili, bu ittifakın tam aksine ülkenin hem ulusal güvenliğini, ''hem makroekonomisini hem de uluslararası itibarını tamamen mühürlediğini ve mazeretsiz şekilde zedelediğini'' aktardı.
Kaynak, yaşanan bu son gelişmeler ışığında BAE'nin bölgesel politikasında köklü bir revizyona ve ticari anlamda yeni bir değerlendirmeye gitmesi gerektiği sonucuna varmış olması gerektiğini savundu.
İran İslam Cumhuriyeti'nin dış politika ve güvenlik doktrinine dair net mesajlar veren askeri kaynak, Tahran'ın bölgedeki komşu ülkelerin hiçbirisiyle bir düşmanlık gütmediğini ve böyle bir stratejisinin bulunmadığını belirtti.
Aksine, bu stratejik coğrafyanın güvenliğinin yine bölge devletleri tarafından ortaklaşa tesisi edilmesi gerektiğine inandıklarını ifade eden yetkili, Ortadoğu'nun sahip olduğu zengin yeraltı ve yerüstü kaynaklarının yabancı güçlerin askeri tahkimatları için değil, bölge halklarının refahı ve kalkınması için kullanılması gerektiğini savunarak sözlerini tamamladı.