Trump'ın dış politikası ve İran savaşı sonrasında Avrupa ülkeleri ABD'ye bağımlılığı azaltacak yeni arayışlara yönelirken, birçok lider Washington'un baskılarına karşı daha bağımsız bir tutum benimsemeye başladı.
YDH- Washington Post'ta yayımlanan bir analizde, ABD Başkanı Donald Trump'ın bu hafta İsviçre'de düzenlenecek G7 Zirvesi'ne, Washington'un geleneksel müttefiklerinin giderek “daha bağımsız” hareket etmeye başladığı bir dönemde katılacağı belirtildi.
Analizde, Avrupa ülkelerinin artık Trump'ı geçici bir siyasi sapma değil, “kalıcı bir gerçeklik” olarak gördükleri ve ABD'ye bağımlılığı azaltacak yeni politikalar geliştirmeye yöneldikleri ifade edildi.
Gazeteye göre, son yıllarda yaşanan gümrük tarifesi krizleri, diplomatik gerilimler ve kamuoyu önünde yaşanan anlaşmazlıklar, birçok Batılı lideri ABD'nin artık “eskisi kadar öngörülebilir bir ortak olmadığı” sonucuna götürdü.
Analizde, Avrupa'nın giderek daha fazla “kendi güvenlik ve dış politika kapasitesini” geliştirmeye çalıştığı, bunun da G7 Zirvesi'nin ana gündemlerinden biri haline geldiği belirtildi.
"Avrupa artık Washington'a eskisi kadar uyumlu değil"
Washington Post'un aktardığına göre, İran savaşı sonrası ortaya çıkan ekonomik dalgalanmalar, enerji piyasalarındaki sarsıntılar ve enflasyon endişeleri zirveye ayrı bir önem kazandırdı.
Analizde, Trump'ın müttefiklerinin Amerikan önceliklerine uyum sağladığını göstermek istediği, ancak birçok Avrupa liderinin ABD baskısına karşı artık daha istekli biçimde “direnmeye” başladığı ifade edildi.
Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi'nden (CSIS) Max Bergmann'ın değerlendirmesine yer verilen analizde, Bergmann'ın şu sözleri aktarıldı:
"Avrupa birkaç yıl öncesine göre tamamen farklı bir yerde. Washington'dan gelen her talebe uyum sağlamanın artık siyasi sınırları var."
Gazeteye göre, ABD hâlâ NATO'nun temel askerî gücü ve güvenlik şemsiyesi olmaya devam ediyor. Ancak giderek daha fazla sayıda Avrupa lideri, ABD'nin tüm uluslararası krizlere liderlik etmediği veya etmek istemediği bir dünyanın nasıl şekilleneceğini tartışıyor.
Analizde, İran savaşı sırasında yaşanan gelişmelerin bu tartışmayı daha da hızlandırdığı belirtildi.
Yazıda, Avrupa başkentlerinde birçok siyasetçinin, ABD'de alınan kararların kendi ülkelerinde yarattığı sonuçlardan “rahatsızlık” duyduğu kaydedildi.
"Grönland krizi kırılma noktası oldu"
Washington Post analizinde, Avrupa ile ABD arasındaki ilişkilerde en önemli dönüm noktalarından birinin Trump'ın Danimarka'ya bağlı Grönland üzerindeki baskısı olduğu savunuldu.
Gazeteye göre, bazı Avrupalı liderler, bir aşamada Trump'ın Grönland konusunda askerî seçenekleri değerlendirebileceğinden dahi “endişe” duydu.
Max Bergmann'ın şu değerlendirmesine yer verildi:
"Tarihçiler Grönland meselesini transatlantik ittifakın çözülmeye başladığı an olarak görecekler. Avrupa liderleri artık Trump'a boyun eğmenin kendilerine gerçekten ne kazandırdığını sorguluyor."
Analizde, Grönland krizinin Trump'ın Avrupa kamuoyundaki popülaritesini daha da düşürdüğü ve birçok lider için Washington'a fazla yakın görünmenin “siyasi risk” oluşturduğu belirtildi.
Macron: "Avrupa uyanmalı"
Washington Post'a göre Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Avrupa'nın stratejik özerkliğini savunan isimlerin başında geliyor.
Analizde, Macron'un uzun süredir “Avrupa'nın kendi çıkarlarını savunabilecek ve gerektiğinde ABD'den bağımsız hareket edebilecek” kapasiteye ulaşması gerektiğini savunduğu hatırlatıldı.
Macron'un nisan ayında Avrupa Birliği liderleriyle yaptığı bir toplantıda şu ifadeleri kullandığı aktarıldı:
"ABD Başkanı, Rusya Devlet Başkanı ve Çin Devlet Başkanı'nın Avrupa'nın karşısında olduğu benzersiz bir dönemden geçiyoruz. Bu bizim uyanmamız gereken andır."
Macron'un ayrıca Avrupa ülkelerinin daha “birlik içinde hareket etmeleri ve kendi çıkarlarını savunmaları” gerektiğini söylediği belirtildi.
Bununla birlikte Washington Post, Macron'un Avrupa'nın bağımsızlığını savunurken ABD ile ilişkileri tamamen koparmayı “hedeflemediğini” de vurguladı.
Gazeteye göre Macron, yıllar boyunca Trump ile kişisel ilişki kurmaya çalışan Batılı liderlerin başında geldi. Eiffel Kulesi'ndeki davetler, Bastille Günü törenleri ve Notre Dame Katedrali'nin yeniden açılışı gibi etkinliklerin bu çabanın parçası olduğu ifade edildi.
İran savaşı Avrupa'yı Washington'dan uzaklaştırdı
Analizde, ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü savaşın birçok Avrupa hükümetinin Washington'dan “daha fazla mesafe” koymasına yol açtığı savunuldu.
Washington Post'a göre, Trump'a yakın isimlerden biri olarak görülen İtalya Başbakanı Giorgia Meloni için bile “ABD ile tam uyumlu görünmenin maliyeti” yükseldi.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın da hem ülkesinde siyasi baskı altında olduğu hem de İran savaşına katılmaması nedeniyle Trump ile ilişkilerinin gerildiği belirtildi.
Gazeteye göre Trump, Starmer'ı kamuoyu önünde sert şekilde eleştirirken, İngiltere'yi "çok ama çok işbirliğine kapalı" olarak nitelendirdi.
Analizde, bu gelişmelerin Londra'yı da yeniden Avrupa'ya yakınlaştırdığı ifade edildi.
"Trump hâlâ dengeleri değiştirebiliyor"
Washington Post, Avrupa liderlerinin bir yandan Trump'a karşı kamuoyu önünde mesafeli görünmeye çalışırken, diğer yandan Washington ile ilişkileri “korumaya” çabaladıklarını belirtti.
Ancak Trump'ın zaman zaman özel diplomatik görüşmeleri kamuoyuna açıklayarak bu dengeyi bozduğu ifade edildi.
Örnek olarak, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin Trump'a gönderdiği özel mesajların Trump tarafından kamuoyuyla paylaşılması gösterildi.
Analizde, birçok Avrupalı liderin benzer mesajlarının ortaya çıkması halinde kendi ülkelerinde “ciddi siyasi sorunlarla” karşılaşabileceği belirtildi.
Washington Post, G7 Zirvesi'nin yalnızca küresel krizlerin ele alınacağı bir toplantı olmayacağını, aynı zamanda ABD'nin müttefiklerinin daha öngörülemez hale gelen Amerikan dış politikası karşısında nasıl pozisyon alacaklarının da bir testi niteliği taşıyacağını vurguladı.
Gazete, üç hafta sonra Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi'nin ise savunma harcamaları, askerî yük paylaşımı ve transatlantik ittifakın geleceği konularında bu tartışmaları daha da derinleştireceğini belirtti.