NYT: Trump'ın İran savaşı neyi değiştirdi?

img
NYT: Trump'ın İran savaşı neyi değiştirdi? YDH

New York Times, yaklaşık 100 gün süren savaşın ardından imzalanan mutabakatın ne İran'ın temel kapasitesini ortadan kaldırdığını ne de bölgedeki çatışmaları sona erdirdiğini belirtti.




YDH- New York Times'ta (NYT) yayımlanan bir analizde, ABD Başkanı Donald Trump'ın 28 Şubat'ta İran'a karşı başlattığı savaşın, Washington tarafından “Ortadoğu'yu dönüştürecek ve İran kaynaklı tehditleri ortadan kaldıracak tarihi bir adım” olarak sunulduğu, ancak yaklaşık 100 gün sonra ortaya çıkan tablonun bu hedeflerin” ne ölçüde gerçekleştiği konusunda ciddi tartışmalara yol açtığı” belirtildi.

Analizde, ABD ile İran arasında savaşı sona erdirmeyi amaçlayan mutabakat zaptının imzalanmasının ardından birçok uzmanın ve gözlemcinin, "tam olarak neyin değiştiği" sorusunu sormaya başladığı ifade edildi.

NYT'ye göre, ne savaş ne de ardından imzalanan anlaşma, ABD ve İsrail'in İran konusunda öncelikli “tehdit” olarak gördüğü başlıkları tamamen ortadan kaldırdı.

İran'ın nükleer programının “ağır hasar aldığı” iddia edilen haberde, ancak ortadan kaldırılmadığı, programın geleceğinin sonraki müzakerelere bırakıldığı belirtildi.

Benzer şekilde İran'ın balistik füze kapasitesinin de anlaşma kapsamında ele alınmadığı kaydedildi.

Analizde, İran'daki siyasi sistemin ayakta kaldığı, yalnızca yeni liderlik kadrolarının ortaya çıktığı, İran'ın bölgesel müttefiklerinin varlığını sürdürdüğü ve İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmaların da sona ermediği vurgulandı.

Hürmüz Boğazı yeniden tartışma konusu oldu

NYT, anlaşmanın en önemli sonuçlarından biri olarak gösterilen Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasının bile kısa sürede tartışmalı hale geldiğini yazdı.

Habere göre İran ordusu, ABD'nin Lübnan'daki çatışmaları durdurma konusunda yükümlülüklerini yerine getirmediğini belirterek boğazı yeniden kapatma tehdidinde bulundu.

ABD ordusu ise boğazın anlaşma hükümleri doğrultusunda açık kalmaya devam ettiğini ileri sürdü.

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) öğretim üyelerinden ve Körfez güvenliği uzmanı Caitlin Talmadge, NYT'ye yaptığı değerlendirmede, ortaya çıkan mutabakatın ABD'nin askeri üstünlüğünü kanıtlamasının sonucu “olmadığını” söyledi.

Talmadge, "Bu belge, ABD'nin üstlenebileceğinden daha büyük bir yükün altına girdiğini fark etmesi ve daha fazla tırmanma istememesi sonucunda ortaya çıktı." dedi.

Bunun kendi başına kötü bir hedef olmadığını belirten Talmadge, ancak bunun "tam olarak neyin başarıldığı" sorusunu gündeme getirdiğini ifade etti.

Uzman, özellikle mevcut anlaşmanın, geçmişte imzalanan İran nükleer anlaşmasıyla karşılaştırıldığında hangi somut kazanımları sağladığının net olmadığını söyledi.

İran'ın eline yeni ekonomik imkânlar geçebilir

NYT analizinde, savaşın ardından İran'ın önemli ekonomik kazanımlar elde etme ihtimalinin ortaya çıktığı belirtildi.

Haberde, bunun anlaşmanın yarattığı en somut değişikliklerden biri olduğu ifade edilirken, bu değişimin ABD açısından olumlu görülüp görülmeyeceğinin ise tartışmalı olduğu kaydedildi.

Analize göre Tahran yönetimi, ABD ve İsrail'in yoğun saldırılarına rağmen ayakta kalabilmiş olmasını ve karşılık verebilme kapasitesini korumasını kendi açısından bir başarı olarak değerlendiriyor.

NYT, Trump rejimi dışında savaşın sonucunu en olumlu şekilde yorumlayan kesimlerden birinin İran yönetimi olduğunu belirtti.

İran Meclis Başkanı ve müzakere heyetinin önde gelen isimlerinden Muhammed Bakır Galibaf'ın, savaşın İran'a Hürmüz Boğazı üzerinden yeni bir baskı aracı kazandırdığını söylediği aktarıldı.

Galibaf'ın devlet televizyonuna verdiği röportajda, "Bu daha önce kullanılmamış bir kapasiteydi. Ancak düşmanlarımız bu potansiyeli fiili bir güce dönüştürdü." dediği belirtildi.

Analizde, anlaşmanın gemi geçişlerini iki ay boyunca serbest bırakmasına rağmen İran'ın gelecekte çeşitli geçiş ücretleri veya yeni düzenlemeler getirebileceğini ima ettiği kaydedildi.

Anlaşmanın merkezinde ekonomik teşvikler bulunuyor

NYT'ye göre, mutabakatın temel unsuru, İran'ın ABD ve bölgedeki müttefiklerine yönelik “düşmanca politikalarını” terk etmesi karşılığında kapsamlı ekonomik teşvikler elde etmesi fikrine dayanıyor.

Haberde, bu teşvikler arasında ABD deniz ablukasının kaldırılması, Körfez ülkeleri tarafından oluşturulması öngörülen 300 milyar dolarlık yeniden inşa fonu, dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması ve Amerikan yaptırımlarının sona erdirilmesinin yer aldığı belirtildi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in gazetecilere yaptığı açıklamalara da yer verilen analizde, Vance'in anlaşmayı yalnızca teknik bir uzlaşma değil, İran ile ABD arasındaki “ilişkileri dönüştürme girişimi” olarak gördüğü ifade edildi.

Vance'in, "İranlıların davranışlarını değiştirmeyeceğini söyleyenler var. Belki haklıdırlar. Eğer değişmezlerse anlaşmanın avantajlarından yararlanamazlar. Ama bunu denemeye değmez mi?" dediği aktarıldı.

Uzmanlar ikna olmuş değil

NYT'nin görüştüğü bölge uzmanlarının ise bu konuda daha “temkinli olduğu” belirtildi.

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü Direktörü Kerim Haccac, Ortadoğu'daki savaşların genellikle “daha fazla istikrarsızlık ve radikalleşme” ürettiğini söyledi.

Haccac, "Gerçek şu ki bu çatışmanın ardından bölge daha güvenli değil, daha kırılgan bir hale geldi," değerlendirmesinde bulundu.

Analizde ayrıca, savaşın ardından ortaya çıkan yeni dengelerin yalnızca İran ve ABD'yi değil, İsrail'den Lübnan'a, Körfez ülkelerinden bölgedeki diğer aktörlere kadar tüm tarafları etkilemeye devam ettiği vurgulandı.

New York Times (NYT) analizinin devamında, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in mutabakatın Washington'ın İran üzerindeki baskı araçlarını koruduğunu ve ekonomik teşviklerin gerektiğinde geri çekilebileceğini savunduğu belirtildi.

Ancak gazetenin görüştüğü çok sayıda uzman, bu değerlendirmeye katılmadı.

NYT'ye göre Trump rejimi, İran'a karşı doğrudan savaş başlatarak uzun yıllardır korunan bir eşiği aşmış oldu. Ancak bazı uzmanlar, bu süreçte Washington'ın elindeki en önemli baskı aracını da “tükettiğini” düşünüyor.

Analizde, İran Devrimi'nden bu yana ABD'nin sahip olduğu en güçlü kozlardan birinin "güç kullanma tehdidi" olduğu belirtilirken, savaşın ardından bu tehdidin etkisinin “zayıflamış” olabileceği ifade edildi.

Uzmanlara göre, Washington bu seçeneği kullandı ancak ilan ettiği hedeflerin tamamına ulaşamadı. NYT, bunun Tahran tarafından dikkatle incelenecek bir sonuç olduğunu yazdı.

MIT öğretim üyesi Caitlin Talmadge, geçen yıl yaşanan ve 12 gün sürdüğü belirtilen çatışmalar sırasında ABD'nin İran'ın nükleer programının geleceği üzerinde “ciddi baskı” kurabildiğini iddia etti.

Talmadge, özellikle uzun menzilli bombardıman uçaklarıyla gerçekleştirilen saldırıların İran'ın bazı nükleer tesislerini ağır şekilde tahrip ettiğini ileri sürdü.

Ancak son savaşın “farklı bir sonuç” ortaya çıkardığını savunan uzman, Trump'ın daha ileri bir askeri tırmanıştan kaçınmasının Washington'ın elindeki baskı gücünü “azalttığını” söyledi.

Talmadge, "ABD bazı açılardan sahip olduğu baskı kapasitesini zayıflattı" değerlendirmesinde bulundu.

Analizde ayrıca, İran'ın bölgedeki Amerikan üslerine yönelik saldırılarının da “önemli hasarlara” yol açtığı ve bunun ABD üslerinin dokunulmaz olduğu yönündeki algıyı sarstığı belirtildi.

NYT'ye göre, mutabakatta yer alan dikkat çekici maddelerden biri de bazı Amerikan güçlerinin 30 gün içinde İran'ın "yakın çevresinden" çekilmesini öngören hüküm oldu.

İran ağır kayıplara rağmen ayakta kaldı

Gazete, savaşın İran açısından “çok ağır sonuçlar” doğurduğunu belirtti.

Analizde yaklaşık 1700 sivilin hayatını kaybettiğinin bildirildiği, Devrim Lideri Ayetullah Ali Hamenei'nin ve çok sayıda üst düzey askeri komutanın yaşamını yitirdiği, ülkenin hava savunma sistemlerinin ciddi zaaflar gösterdiği ifade edildi.

Haberde, askeri ve sanayi altyapısının yeniden inşasının yüz milyarlarca dolara mal olmasının beklendiği, enflasyonun hızla yükseldiği ve işsizliğin toplumsal huzursuzluğu artırabileceği kaydedildi.

Buna rağmen NYT'nin görüştüğü uzmanlar, İran yönetiminin savaş boyunca ayakta kalabilmesini önemli bir unsur olarak değerlendirdi.

"Hırsların Savaşı: Amerika Birleşik Devletleri, İran ve Ortadoğu Mücadelesi” (Wars of Ambition: The United States, Iran and the Struggle for the Middle East) kitabının yazarı Efşun Estevar, İran'ın direncinin ülkenin güvenlik algısını yeniden güçlendirdiğini söyledi.

Estevar, savaşın ardından İran'ın ABD ve müttefiklerine karşı uzun yıllardır sürdürdüğü yaklaşımını ekonomik kazanımlar karşılığında değiştireceği varsayımının ise önemli bir risk içerdiğini söyledi.

Analizde, İran'ın geçmişte çoğu zaman uzlaşmadan ziyade çatışmacı politikaları tercih ettiği ileri sürüldü.

Eski ABD Büyükelçisi Robert Ford da mutabakattaki bazı maddelerin şaşkınlık yarattığını belirterek, "İran'la gelecekteki kuvvet konuşlandırmalarımızı ne zaman müzakere etmeye başladık?" diye sordu.

İsrail'de anlaşmaya yönelik rahatsızlık

NYT'ye göre İsrail savaşa girerken İran'ın kapasitesini uzun yıllar boyunca ciddi ölçüde zayıflatmayı hedefliyordu.

Ancak analizde, savaşın sonunda İsrail'in kendisini ABD tarafından imzalanan ve “kendi önceliklerini dikkate almayan” bir anlaşmanın dışında kalmış halde bulduğu belirtildi.

Haberde, mutabakatın özellikle İsrail'in Lübnan'da hareket alanını kısıtlamasından dolayı Tel Aviv'de “rahatsızlık” yarattığı ifade edildi.

NYT ayrıca Trump'ın son dönemde Başbakan Benyamin Netanyahu'yu kamuoyu önünde birkaç kez eleştirdiğini ve bunun ABD-İsrail ilişkilerinde “alışılmadık bir görüş ayrılığı görüntüsü” oluşturduğunu yazdı.

İsrail istihbaratında görev yapmış ve İran konusunda uzmanlaşmış Danny Citrinowicz, anlaşmayı sert sözlerle eleştirdi.

Citrinowicz, "Bu, İran'a ilişkin bütün stratejimizin çöküşü anlamına geliyor" dedi.

Lübnan mutabakatın en kırılgan halkası olarak görülüyor

NYT analizinde, Lübnan'ın anlaşmanın en hassas başlıklarından biri olarak değerlendirildiği belirtildi.

Gazeteye göre önce Gazze savaşı nedeniyle yaşanan çatışmalar, ardından İran'a yönelik saldırılar sonrasında Lübnan'ın yeniden savaş alanına dönüşmesi, ülkede ciddi yıkıma yol açtı.

Sağlık Bakanlığı verilerine dayandırılan haberde, yalnızca bu yıl yaklaşık 4 bin sivilin hayatını kaybettiği belirtildi.

Buna rağmen analizde, İran Devrim Muhafızları'nın Hizbullah'ın askeri kapasitesini yeniden inşa etmek için çalışmalarını sürdürdüğü yönündeki değerlendirmelere yer verildi.

NYT, İran'a aktarılması planlanan yeniden inşa fonlarının bir bölümünün dolaylı olarak Hizbullah'a ulaşabileceği yönündeki görüşlerin de dile getirildiğini aktardı.

Ancak Trump ve Vance'in dahi Lübnan'da şiddetin tamamen sona ermeyebileceğini kabul ettikleri, buna rağmen yeni bir Amerikan müdahalesini hangi gelişmelerin tetikleyebileceğinin belirsizliğini koruduğu belirtildi.

Körfez ülkeleri yeni bir denge arıyor

NYT'ye göre, Körfez ülkeleri uzun süredir devam eden İran-İsrail rekabetinin dışında kalmayı hedefliyordu.

Ancak savaş sırasında Hürmüz Boğazı'nın kapanması ve enerji altyapılarına yönelik saldırılar, bölge ekonomilerini doğrudan etkiledi.

Haberde, Amerikan hava savunma sistemlerinin daha büyük zararları önlediği belirtilmekle birlikte, savaşın Körfez ülkelerini güvenlik politikalarını yeniden değerlendirmeye zorladığı ifade edildi.

Analizde, özellikle ABD güvenlik şemsiyesine bağımlılık konusunda yeni tartışmaların başladığı kaydedildi.

Kuveyt Üniversitesi'nden tarihçi Bedir es-Seyf, yeni dönemde İran ile ekonomik entegrasyonun öne çıkabileceğini söyledi.

Es-Seyf, "Birbirimizden faydalanabilir, çıkarlarımızı iç içe geçirebiliriz. Böylece yeniden savaşa dönmenin maliyeti yükselir." dedi.

"Bunca savaşın ardından elde kalan çok az şey var"

NYT analizinin sonunda, mutabakatın yarattığı somut değişimlerin sınırlı kaldığı yönündeki görüşlere yer verildi.

Washington merkezli Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi'nde (CSIS) konuşan Ortadoğu uzmanı Paul Salem, ABD'nin elindeki “en önemli baskı araçlarını” kullanmış olmasına rağmen nükleer konuda önemli ilerleme sağlanacağından emin olmadığını söyledi.

Salem, "ABD elindeki temel baskı unsurunu büyük ölçüde tükettiği için nükleer dosyada ciddi ilerleme sağlanacağından şüpheliyim" dedi.

Salem, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:

"Bir bakıma bu anlaşma, son derece uzun ve yıkıcı bir savaşın sonunda ortaya çıkan, çok az somut sonuç üreten bir mutabakat gibi görünüyor."

 



Makaleler

Güncel