El-Cezire televizyonu, özel belgelere, görüntülere ve tanıklıklara dayandırdığı özel haberinde, Gazze Şeridi'nde İsrail ordusunun kontrolü altındaki bölgelerde faaliyet gösteren işbirlikçi çetelerin yapısını ve faaliyetlerini ortaya çıkardı.
YDH - Katar merkezli el-Cezire televizyonu; özel bilgiler, görüntüler ve tanıklıklara dayandırdığı haberinde, Gazze Şeridi'nde İsrail ordusunun kontrolü altındaki bölgelerde ortaya çıkan ve faaliyet gösteren işbirlikçi çetelerin kuruluşu, gelişimi ve operasyonel yapısına dair ayrıntıları paylaştı.
Habere göre, bu çetelere katılan kişilerin bir kısmı, başlangıçta sosyal medyada yer alan iş ilanları veya insani yardım dağıtımı organizasyonları üzerinden başvuru yaptı.
Bu kişiler, işe alım sürecinde kandırıldıklarını ve askeri bir yapının içine çekildiklerini ancak sahaya adım attıktan sonra fark edebildi.
Gazze'deki İçişleri Bakanlığından bir kaynak ve gruptan ayrılan iki eski üyenin ifadelerine dayandırılan haberde, eleman devşirme sürecinin tamamen aldatmaya dayalı yürütüldüğü kaydedildi.
Eski üyelerden biri, yaşadığı hayal kırıklığını dile getirerek sürecin kendileri için büyük bir tuzak olduğunu belirtti.
Çeteler nasıl ortaya çıktı?
Haberdeki bilgilere göre, bu tarz ilk grup Mayıs 2024'te İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nin güneyindeki Rafah kentine yönelik kara hareketi sonrasında kuruldu.
Grubun faaliyetleri ilk aşamada bölge halkına giden insani yardım tırlarına el koyma şeklinde başladı, ancak daha sonra bu faaliyetler genişletildi.
Temmuz 2024'te işbirlikçi Yasir Ebu Şebab ile bağlantılı bir çete grubu öne çıktı. Ebu Şebab'ın Aralık 2025'te öldürülmesinin ardından grubun liderliğini Gassan el-Duhayni gibi diğer isimler devraldı.
Zamanla bu gruplar Gazze'nin diğer bölgelerine de yayıldı.
Haberde Han Yunus, Merkez Bölge, Gazze kent merkezi ve şimal bölgelerinde farklı isimlerin liderliğinde benzer işbirlikçi Haberde kurulduğu aktarıldı.
El-Cezire'nin elde ettiği görüntülere göre, bu gruplar "Sarı Hat" olarak adlandırılan ve tamamen İsrail ordusunun kontrolünde bulunan alanlardaki okul ile sivil binalarda üstlendi.
Eski üyelerden biri, buralara girdikten birkaç gün sonra kendisini adeta bir hapishanede gibi hissettiğini ve verilen sözlerin zamanla tamamen asılsız çıktığını ifade etti.
İsrail ordusu ile işbirliği
Tanıklıklara göre, bu çetelerin saha operasyonları tamamen İsrail ordusunun Gazze içindeki askeri hareketliliğiyle koordineli ve entegre bir sistem içinde yürütüldü.
İletişimi kolaylaştırmak amacıyla bazı grup üyelerine İbranice dil eğitimi verildiği de belgelendi.
İnsani yardım hırsızlığı ve yol kesme eylemleriyle işe başlayan bu çeteler, zamanla doğrudan sahada İsrail güçlerine eşlik eden askeri unsurlara dönüştü.
Grupların 2025 ve 2026 yılları boyunca Gazze'nin çeşitli bölgelerinde bir dizi suikast eylemi gerçekleştirdiği bildirildi.
Haberde, işbirlikçi grupların karıştığı suikast eylemleri ve tarihleri şu şekilde sıralandı:
Ebu Ali Mustafa Tugayları yöneticilerinden Davud Halef'in öldürülmesi (Eylül 2025).
Mücahitler Tugayları yöneticilerinden Muhammed Ebu Mustafa'nın Han Yunus'ta öldürülmesi (2 Kasım 2025).
Deyr el-Belah bölgesinde Vesim Abdülhadi'nin öldürülmesi (17 Kasım 2025).
İç Güvenlik Teşkilatı subayı Ahmed Zemzem'in El-Megazi'de öldürülmesi (14 Aralık 2025).
Polis Teşkilatı Dedektiflik Şube Müdürü Mahmud el-Astal'ın Han Yunus Mevasi bölgesinde öldürülmesi (12 Ocak 2026).
Sağlık çalışanları ve gazetecilere yönelik kaçırma eylemleri
Söz konusu çetelerin, bölgedeki sağlık çalışanları ve basın mensuplarına yönelik kaçırma operasyonlarında da rol aldığı aktarıldı.
Bu kapsamda, Haziran 2025'te Gazze Sağlık Bakanlığı Sahra Hastaneleri Müdürü Dr. Mervan el-Hams'ın kaçırıldığı, aynı operasyon sırasında gazeteci Tamer el-Zanin'in öldürüldüğü belirtildi. Ağustos 2025'te ise Dr. Mervan el-Hams'ın doktor olan kızı Tesnim el-Hams'ın bu gruplar tarafından kaçırıldığı kaydedildi.
Gruptan ayrılan eski üyelerin şahitliklerine göre, bu yapılardan geri çekilmek veya ayrılmak isteyen kişiler doğrudan hayati tehlikeyle karşı karşıya kaldı.
Haberde, Gazze'deki savaş süreci boyunca bu çetelerin faaliyet alanlarını genişlettiği ve İsrail kontrolündeki bölgelerde aktif kalmayı sürdürdüğü vurgulandı.
