Lübnan müzakerelerinde 5. tur: İsrail'in 4 şartı ve ABD'deki ayrılıklar

img
Lübnan müzakerelerinde 5. tur: İsrail'in 4 şartı ve ABD'deki ayrılıklar YDH

Washington'da başlayan beşinci tur Lübnan müzakereleri, İsviçre'de varılan mutabakatların siyasi sahaya aktarılmasını hedeflerken, ABD yönetimindeki görüş ayrılıkları ve İsrail'in çekilme için öne sürdüğü askeri şartlar süreci gölgeliyor.




YDH - Washington'da başlayan beşinci tur müzakereler, Lübnan cephesinin geleceğine dair belirsizlikleri artırırken, diplomatik çabalar birbirine paralel iki farklı mecrada ilerliyor.

İsviçre'de başlayan ilk mecra, üzerinde çalışılmaya devam edilen bir dizi uzlaşı ve mekanizma üretirken; Washington'daki doğrudan müzakerelerden oluşan ikinci mecra ise bu uzlaşıların sahada siyasi ve askeri gerçeklere dönüştürülme imkanını test ediyor.

İki süreç arasındaki belirsizlik, ABD yönetimi içinde Lübnan dosyasının yönetimi ve bölgesel düzenlemelere yaklaşım konusundaki görüş ayrılıklarıyla derinleşiyor. Bu belirsizlik, Washington'ın yerleştirmeye çalıştığı diplomatik hatta yönelik İsrail direnişiyle daha da belirginleşiyor.

El-Ahbar gazetesinin aktardığına göre ABD yönetimi, İran ile varılan ön mutabakat doğrultusunda ateşkesi kalıcı kılacak ve çökmesini önleyecek mekanizmalar kurmaya çalışırken, Benyamin Netanyahu hükümeti güney Lübnan'daki "askeri hareket özgürlüğünden" vazgeçmeyeceğini ve sunulan taslakları bağlayıcı bir referans olarak görmediğini vurgulamaya devam ediyor.

İsrail'in dört talebi

Washington'daki müzakerelerin beşinci turu başlarken Lübnan sahası, "vesayet makamı" içindeki bazı çevrelerin, İsrail'in herhangi bir çekilmeyi direnişin silahsızlandırılması şartına bağlayan stratejisiyle uyumlu hareket ettiği izlenimiyle hassas bir süreçten geçiyor.

Bu yaklaşım, Lübnan delegasyonunun müzakerelere götürdüğü talimatlara ve İsrail'in talep ettiği "deneme bölgeleri" önerisinin kabul edilmesine şu kurallarla yansıyor:

Birincisi, Lübnan makamları, Lübnan Ordusu'nu Ali et-Tahir bölgesinde kontrolü sağlamak, Hizbullah unsurlarını buradan çıkarmak ve buradaki askeri altyapıyı imha etmekle görevlendirecek.

Bu süreç doğrudan ABD denetiminde yürütülecektir. Şartların yerine getirildiği teyit edildikten sonra işgal güçleri Zevter ve Kefr Tibnit bölgelerinden çekilecek, İsrail'in Litani Nehri'nin güneyine doğru yeni bir geri çekilme adımı atmasından önce bu uygulamanın kapsamı genişletilecek.

İkincisi, esirler dosyasında İsrail, 20 yılı aşkın süredir kayıp olan pilotu Ron Arad'ın akıbetini ortaya çıkarma hedefini öne sürerek, Lübnanlı esirlerin serbest bırakılmasından önce Arad'ın naaşının teslim edilmesi şartını getiriyor.

Üçüncüsü, İsrail "güvenlik bölgesi" adını verdiği hattı korumakta ısrar etmekte, bu sınır hattına sivillerin veya askeri personelin yaklaşmasını yasaklayarak bu bölgeyi doğrudan hedef alma alanı ilan etmek istiyor.

Dördüncüsü, İsrail bu düzenlemelerin Lübnan topraklarındaki işgal kuvvetleri ile Lübnan Ordusu arasında herhangi bir aracı olmadan doğrudan koordinasyonla yürütülmesini ve Lübnan Ordusu'nun sahadaki hareketlerinin bu ön koordinasyona bağlanmasını şart koşuyor.

ABD yönetimindeki bölünme

Bu süreçte, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun Lübnan Cumhurbaşkanı Jozef Aun ile gerçekleştirdikleri ortak telefon görüşmesi dikkat çekti. Görüşmede Lübnan devletinin yönelimlerine destek beyan eden ikili, İran ve Katar ile üzerinde çalışılan mekanizmanın henüz kesinleşmediğini ve değerlendirme aşamasında olduğunu aktardı.

Bu temasla eş zamanlı olarak İsrail Hayom gazetesinde, Donald Trump yönetiminin Lübnan dosyası ve bölgesel mutabakatların yansımaları konusunda ciddi fikir ayrılıkları yaşadığına dair bilgiler yer aldı. Gazete, ABD Dışişleri Bakanlığının İsviçre görüşmelerinin ardından gündeme gelen "bölgesel arabuluculuk hücresi" fikrine şiddetle karşı çıktığını, bu formülün Tahran'a müzakerelerde ek bir nüfuz alanı açacağını savunduğunu yazdı.

Buna karşın, Doha'nın bu girişimi Washington ile Tahran arasındaki mutabakat zaptının uygulanmasının bir parçası olarak sunmasının ardından, Başkan Yardımcısı'nın ekibinin öneriye daha esnek yaklaştığı belirtiliyor. Bakan Rubio'nun ise "Hizbullah ve müttefik gruplar bölgede var olduğu sürece kapsamlı bir ateşkesten bahsetmek gerçekçi değildir" değerlendirmesinde bulunduğu aktarılıyor.

Sahada ateşle test

Müzakerelerin gölgesinde İsrail, sahada Lübnan güçlerine ve insansız hava araçlarıyla bölgeye ateş açarak can kayıplarına yol açan yeni saldırılar düzenledi. Kaynaklar, İsrail'in Washington'daki görüş ayrılıklarından yararlanarak operasyonlarını sürdürdüğünü ve sahanın henüz bir yumuşama işareti göstermediğini belirtiyor.

Saldırılara paralel olarak Başbakan Netanyahu ve Savunma Bakanı Yisrael Katz, yayımladıkları ortak bildiride, "İsrail ordusunun Lübnan topraklarında tehdit olarak gördüğü her unsuru hedef almaya devam edeceğini ve kuzey cephesindeki birliklerin görev yönergelerinde hiçbir değişiklik yapılmadığını" kaydetti.

Müzakerelerin gidişatı

Süreç, Netanyahu'nun Washington görüşmeleriyle eş zamanlı olarak, güney cephesini bölgesel ve uluslararası çözüm arayışlarından yalıtmayı hedefleyen bir taktik yürüttüğü endişesini besliyor.

Müzakerelere katılan Lübnan heyeti ise önceliğini ateşkesin kalıcı hale getirilmesine, ihlallerin durdurulmasına, İsrail'in Lübnan topraklarından tamamen çekilmesine, ordunun konuşlandırılmasına ve esirler dosyasının çözümüne veriyor.

Buna karşılık İsrail, kısmi ve şartlı çekilme planları sunarak sonraki adımları Lübnan devletinin güneydeki performansına ilişkin kendi değerlendirmesine bağlıyor.

İsrail'in Washington Büyükelçisi, ilk oturumun ardından yaptığı açıklamada, müzakere sürecinin Hizbullah'ın silahsızlandırılması yerine çatışmayı önleme mekanizmasına dönüştüğünü savunarak gidişattan duyduğu memnuniyetsizliği dile getirdi.

Müzakerelerin beşinci turunda, askeri ve siyasi konuları içeren bir niyet beyanı taslağının ele alındığı ve görüşmelerin üç gün daha süreceği belirtildi.

Toplantıların başlangıçta ortak diplomatik ve askeri formatta yapıldığı, ardından heyetlerin askeri ve diplomatik olarak iki ayrı çalışma grubuna ayrıldığı bildirildi.

Öte yandan İsrail merkezli Kanal 14 televizyonu, askeri ve siyasi makamlarca onaylanan yeni ateş açma talimatlarının detaylarını paylaştı.

Buna göre, şüpheli bölgelere karadan ateş açılmasına izin verilirken, "Sarı Hat" içerisinde tespit edilen her unsurun acil bir tehdit oluşturmasa dahi doğrudan hedef alınacağı belirtildi.

Füze veya İHA birimleri gibi açık tehdit durumlarında ise derhal ateş açılması talimatı verilirken, acil olmayan tehditler kapsam dışı bırakıldı. Ayrıca hava saldırısı onay yetkisi bölge komutanlığından tümen komutanlığı seviyesine indirildi.

Diplomatik kanallarda ise Paris, Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü (UNIFIL) ve uluslararası denetim mekanizmalarının geleceğine ilişkin süreçler öncesinde Avrupa'nın rolünü korumak amacıyla Cumhurbaşkanı Aun, Başbakan Nvvaf Selam ve Meclis Başkanı Nebih Berri ile temaslarını sürdürüyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron yaptığı son açıklamada, Lübnan'daki ateşkesin İsrail'in geri çekilmesiyle eş zamanlı olarak Lübnan Ordusu'nun bölgeye yerleşmesini sağlaması gerektiğini vurguladı.



Makaleler

Güncel