İsrail-Lübnan anlaşması barış hayali kuruyor ama bunu sahadaki gerçeklik belirleyecek

img
İsrail-Lübnan anlaşması barış hayali kuruyor ama bunu sahadaki gerçeklik belirleyecek YDH

❝Şu an itibarıyla anlaşmayı eleştiren tek isim, imzayı kutlasa da "Hizbullah var olduğu ve her geçen gün güçlendiği sürece, anlaşmaya rağmen bir sonraki çatışmanın sadece zaman meselesi olduğunu" savunan Avigdor Lieberman oldu.❞




Gili Cohen

YDH- İsrail kamu yayıncısı KAN'ın diplomasi ve siyasi işler muhabiri Gili Cohen, imzalanan İsrail-Lübnan anlaşmasını İsrail perspektifinden stratejik bir kazanım ve tarihi bir fırsat olarak sunarken aynı zamanda anlaşmanın başarısının henüz garanti olmadığını vurguluyor.

✱✱✱


İsrail ile Lübnan arasında beş tur süren müzakerelerin ardından bu gece imzalanan anlaşma, içinde büyük umutlar barındırıyor.

Lübnan’ın devleti çöküşün eşiğine getiren krizden kurtulacağına dair umut, Hizbullah’ın gerçekten silahsızlandırılacağına ve Lübnan’ın bu terör örgütüne fon aktarımını keseceğine dair umut, kuzeydeki yerleşim yerlerine yönelik tehdidin ortadan kalkacağına dair umut ve iki devlet arasında nihai bir barış anlaşmasının tesis edileceğine dair umut.

Müzakere sürecine dahil olan üst düzey bir İsrailli yetkili, dün akşam bana anlaşmanın avantajlarını -elbette Tel Aviv'deki yönetimin penceresinden- detaylandırdı.

Bunların başında, Hizbullah tamamen dağıtılana dek İsrail'in "güvenlik bölgesinde" kalmaya devam etme meşruiyeti geliyor.

İki bölgedeki pilot uygulama, İsrail ordusunun kısa süre öncesine kadar faaliyet gösterdiği noktalardan çekilmesini zorunlu kılsa da, söz konusu yetkiliye göre geri çekilmenin devamına dair kesin bir takvim bulunmuyor. Sürecin tamamı, Trump yönetiminin uygulamayı çok sevdiği bir yöntem olan Lübnan ordusunun "performansına" endekslenmiş durumda.

İsrail tarafı, ilk kez Hizbullah’ın ve yürüttüğü terör faaliyetlerinin bizzat imzalanan metinde açıkça zikredilmesinden büyük memnuniyet duyuyor.

Yetkili, bunun sadece terminolojik bir mesele olmadığını, Lübnan’ın yıllardır süren terör vesayetinden sonra gerçekliği nihayet kabul ettiği anlamına geldiğini belirtiyor.

Kelime sayımı üzerinden gidilecekse burada dikkat çekici bir gelişme daha var: "Barış" kelimesinin geri dönüşü. İmzalanan metinde 11 kez geçen bu ifade, İsrail ile Lübnan arasında savaş durumunun kalmadığına dair önemli bir beyanı da içeriyor.

ABD Başkanı kendisini bir "barış yapıcı" olarak tanımlarken, yaklaşık üç yıllık kesintisiz çatışmanın ardından, artık sadece tetikteki parmaklardan değil, barıştan da bahsedilebileceği görülüyor.

Anlaşmaya dair iyimserliğe ve "barışçıl" söyleme rağmen, genel tabloda netleşmesi gereken bazı hususlar mevcut. Pilot uygulamanın sahada ne zaman başlayacağı belirsiz; zira ABD ordusunun önce Lübnan ordusunu eğitmesi gerekiyor, İsrail ise öncesinde Lübnan’daki bazı yeraltı altyapılarını imha etmekte kararlı.

Sürecin başarısı neredeyse tamamen Lübnan’ın iradesine ve ABD’nin sıkı takibine bağlı. Bu gece taraflar arasında askeri koordinasyonu sağlamak ve çerçeve anlaşmasını uygulamak üzere —kim bilir kaçıncı kez— yeni bir mekanizma kurulmasına karar verildi. Bu mekanizmanın işleyiş biçimi ve bilhassa sahip olacağı yaptırım gücü, sürecin akıbetini belirleyecek.

Dün, geçmişteki iki farklı anlaşma imza törenini hatırlamamak imkansızdı. İlki, neredeyse dört yıl öncesine, Lübnan ile yapılan deniz sınırları anlaşmasına aitti.

O dönemde, Ekim 2022'de taraflar aynı belgeyi birlikte imzalamayı dahi kabul etmemişlerdi. İsrail tarafı metni imzalayıp Amerikalı arabulucu Amos Hochstein’e teslim etmiş, aynı şekilde Lübnan tarafı da ayrı ayrı hareket etmişti. Nakura’daki bir çadırda saatlerce kalınmasına rağmen ortak bir fotoğraf karesi bile mümkün olmamıştı.

Dün akşam ise tablo bambaşkaydı. Lübnan ve İsrail hükümetlerinden gelen açıklamaların eş zamanlı olması artık büyük bir olay sayılmıyor. Ancak İsrailli Büyükelçi Yehiel Leiter'in, Lübnanlı mevkidaşı Büyükelçi Nada Hammade Muvad'a kameralar önünde yağdırdığı övgüler —onun "bir dişi aslan gibi savaştığını" ifade etmesi— değişimin derinliğini gözler önüne seriyor.

Bu durum sadece müzakere masasıyla değil, tepkilerle de ilgili. Dönemin muhalefet lideri Netanyahu'nun, deniz anlaşmasını "tarihi bir teslimiyet" olarak nitelendirdiği günlerle şimdiki muhalefetin tepkisi arasındaki uçurum devasa.

Şu an itibarıyla anlaşmayı eleştiren tek isim, imzayı kutlasa da "Hizbullah var olduğu ve her geçen gün güçlendiği sürece, anlaşmaya rağmen bir sonraki çatışmanın sadece zaman meselesi olduğunu" savunan Avigdor Lieberman oldu.

Son günlerde imzalanan ve dün Washington’daki Dışişleri Bakanlığı’nda yaşananların bir yansımasını sunan bir başka gelişme daha var: İran ile yapılan anlaşma. ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in dizüstü bilgisayarı kucağında otururken, üzerinde Jared Kushner’in bulunduğu ve yanında Katar Başbakanı es-Stani’nin son ifadeleri düzelttiği veya dikte ettiği o ikonik Lucerne fotoğrafı çok farklı bir tablo çiziyor.

Nitekim aynı anlaşmada, Lübnan ile İsrail arasındaki ateşkes ihlallerini incelemek üzere bu kez İran ve Pakistan ile bir koordinasyon hücresi daha kurulması kararlaştırıldı. Peki, bu durum yabancı devletlerin Lübnan’dan çıkarılması hedefiyle nasıl bağdaşıyor? Tabii ki bağdaşmıyor.

Lucerne'deki Vance, Kushner ve es-Sani fotoğrafı, ABD içindeki bir ayrışmayı da yansıtıyor. Florida’nın kıdemli senatörü, Ron Dermer’in yakın arkadaşı ve İsrail yanlısı olarak bilinen Rubio kampı ile siyasi kariyerine 2021’de Kongre yarışıyla başlayan, muhafazakâr-izolasyonist bir yaklaşıma sahip J.D. Vance kampı arasındaki fark.

Geçen hafta Beyaz Saray'daki kürsüde İsrail kabinesinin vefasızlığına yönelik o "itham ediyorum" konuşmasını unutmak zor.

Vance ve Rubio, 2028 seçimlerinde Cumhuriyetçi Parti'yi Trump'tan devralacak en güçlü adaylar olarak görülüyor. İsrail’in kimi destekleyeceğini tahmin etmek zor olmasa gerek.


Çeviri: YDH



Makaleler

Güncel