İsrail'in Somaliland'ı tanımasının diplomatik bir adımdan çok, Bab el-Mendeb Boğazı ve Kızıldeniz'de stratejik nüfuzunu genişletmeye yönelik uzun vadeli jeopolitik hesapların parçası olduğu belirtildi.
YDH- Saxafi Media'da yayımlanan analizde, İsrail'in Somaliland'ı tanımasının yalnızca diplomatik bir tercih değil, Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu'nda değişen “jeopolitik dengelerin” ürünü olduğu savunuldu.
Analizde, uluslararası siyasette tanınmanın çoğu zaman “hukuki ilkelerden ziyade güvenlik, coğrafya ve stratejik çıkarlar doğrultusunda” şekillendiği belirtilirken, “Somaliland'ın İsrail açısından Bab el-Mendeb Boğazı'na yakınlığı nedeniyle giderek daha önemli bir ortak haline geldiği” belirtildi.
"Afrika Boynuzu küresel rekabetin merkezine dönüştü"
Analizde, uluslararası tanınmanın tek başına bir amaç olmadığı, devletlerin ortaklıklarını uluslararası hukuktan çok değişen “jeopolitik koşullara” göre şekillendirdiği ifade edildi.
Saxafi Media'ya göre, bu durumun en belirgin örneklerinden biri Afrika Boynuzu oldu. Bölgenin, büyük güç rekabetinin yoğunlaşması, yabancı askeri varlığın artması ve Kızıldeniz'deki deniz güvenliği krizleri nedeniyle “küresel jeopolitiğin en önemli merkezlerinden biri” haline geldiği öne sürüldü.
Analizde, dünya deniz ticaretinin yaklaşık onda birinin geçtiği Bab el-Mendeb Boğazı'nın bu dönüşümün “merkezinde” yer aldığı belirtildi.
Son dönemde ticari gemilere yönelik saldırıların deniz ticaretinin kırılganlığını ortaya çıkardığı, bunun da bölgesel ortak arayışlarını hızlandırdığı savunuldu.
Somaliland'ın "istikrar" vurgusu
Analizde, Somaliland'ın 1991'den bu yana uluslararası tanınmadan yoksun olmasına rağmen kendi kurumlarını oluşturduğu, seçimler düzenlediği ve güvenlik yapıları kurduğu belirtilerek bunun bölge açısından "istikrar" örneği oluşturduğu iddia edildi.
Yazıda, hukuki statüsünün tartışmalı olmasına rağmen Somaliland'ın "işlevsel bir siyasi aktör" haline geldiği değerlendirmesine yer verildi.
İsrail'in ise su yönetimi, tarım, siber güvenlik, istihbarat ve savunma teknolojileri alanındaki kapasitesiyle birlikte, “güvenlik merkezli dış politika anlayışı sayesinde Somaliland için önemli bir ortak olarak öne çıktığı” ileri sürüldü.
Bu nedenle analizde, asıl sorunun Somaliland'ın klasik diplomatik tanım kriterlerini karşılayıp karşılamadığı değil, “iki tarafın birbirini tamamlayan stratejik imkânlara sahip olup olmadığı” olduğu savunuldu.
"Coğrafya değişmez"
Analizde, jeopolitiğin temel belirleyicisinin coğrafya olduğu görüşüne yer verilerek Nicholas Spykman'ın "coğrafya dış politikanın değiştirilemeyen en temel unsurudur" yaklaşımına atıf yapıldı.
Afrika Boynuzu'nun Afrika, Ortadoğu ve Hint-Pasifik'i birbirine bağlayan geçiş noktası olduğu belirtilirken, enerji yolları ve deniz ticaretinin bu bölgenin önemini artırdığı ifade edildi.
Somaliland'ın Aden Körfezi kıyısındaki konumu nedeniyle Avrupa, Asya ve Ortadoğu arasındaki deniz ulaşım hatlarını kontrol eden güzergâhlara yakın bulunduğu kaydedildi.
Analizde, Ensarullah'ın Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılarının ardından ABD öncülüğündeki deniz koalisyonlarının ve bölgesel güçlerin bölgedeki askeri varlıklarını artırdığı belirtildi.
Bu çerçevede Cibuti'deki ABD üssü Camp Lemonnier, Çin'in denizaşırı ilk askeri üssü, Türkiye'nin Somali'deki askeri varlığı ve BAE'nin Berbera Limanı yatırımları örnek gösterilerek Afrika Boynuzu'nun “küresel güç rekabetinin merkezlerinden biri” haline geldiği savunuldu.
Analizde, Somaliland'ın değerinin yalnızca siyasi statüsünden değil, “Bab el-Mendeb'e yakınlığı ve bölgedeki göreli istikrarından” kaynaklandığı ileri sürüldü.
İsrail açısından ise Kızıldeniz üzerinden güvenli deniz ulaşımının ekonomik ve stratejik öneme sahip olduğu, bu nedenle Somaliland'ın kritik bir ortak olarak görüldüğü iddia edildi.
"İki tarafın avantajları birbirini tamamlıyor"
Analizde, “Somaliland'ın stratejik önemini coğrafyanın, İsrail açısından ise teknolojik kapasitenin belirlediği” savunuldu.
Yazıda, Somaliland'ın "kurumsal dayanıklılığı" ile İsrail'in "teknolojik dayanıklılığının" birbirini tamamlayan iki unsur olduğu iddia edildi.
"Karşılıklı çıkar ilişkisi"
Analizde, uluslararası ortaklıkların “iyi niyetten çok karşılıklı stratejik çıkarlara” dayandığı ifade edildi.
Somaliland'ın su güvenliği, tarımın modernizasyonu, dijital dönüşüm ve kurumsal kapasite geliştirme hedeflerinin İsrail'in deniz suyunu arıtma, sulama, iklime dayanıklı tarım ve siber güvenlik alanındaki deneyimiyle örtüştüğü öne sürüldü.
Bu alanlardaki iş birliğinin Somaliland'ın gıda güvenliği, ekonomik dayanıklılığı ve kamu yönetimine katkı sağlayabileceği savunuldu.
Buna karşılık Somaliland'ın da İsrail'e Aden Körfezi ve Bab el-Mendeb Boğazı çevresinde “stratejik erişim” sağlayacağı vurgulandı.
Analizde, “Kızıldeniz'deki güvenlik krizlerinin İsrail'in deniz ticaretini doğrudan etkilediği, bu nedenle deniz güvenliği alanındaki bölgesel ortaklıkların Tel Aviv açısından giderek daha önemli hale geldiği” belirtildi.
Berbera Limanı'nın ticari niteliğine rağmen bölgesel lojistik ağlarını güçlendirdiği ve Aden Körfezi'ndeki stratejik görünürlüğü artırdığı ifade edildi.
Yazıda ayrıca, Somaliland'ın bölgedeki “göreli siyasi istikrarının” İsrail açısından uzun vadeli iş birliği için öngörülebilir bir zemin oluşturduğu savunuldu.
Analizde, bu ilişkinin "yardım eden-yardım alan" modeliyle açıklanamayacağı, “İsrail'in teknoloji ve uzmanlık, Somaliland'ın ise coğrafya, istikrar ve erişim sunduğu karşılıklı çıkara dayalı bir ortaklık” olduğu ileri sürüldü.
"Tanıma değil, fiili iş birliği"
Saxafi Media analizinde, Somaliland tartışmasının uzun yıllardır diplomatik tanınma ekseninde yürütüldüğü, ancak uluslararası uygulamaların çoğu zaman bunun tersini gösterdiği belirtildi.
Analize göre devletler, resmî diplomatik tanımadan önce ticaret, güvenlik ve teknik alanlarda fiili iş birlikleri geliştirebiliyor.
Bu yaklaşımın özellikle hukuki statüsü tartışmalı bölgelerde daha belirgin olduğu, stratejik gerekliliklerin diplomatik prosedürlerin önüne geçtiği savunuldu.
Somaliland'ın uluslararası tanınmaya sahip olmamasına rağmen ticaret, havacılık, deniz güvenliği ve kalkınma alanlarında çok sayıda uluslararası ortaklık geliştirdiği ifade edildi.
Buna karşı çıkan çevrelerin ise hukuki gerekçelerden çok “bölgesel güç dengeleri, ittifaklar ve emsal oluşturma kaygılarıyla” hareket ettiği ileri sürüldü.
Analizde, İsrail'in Somaliland'la ilişkilerini geliştirmesinin "uluslararası hukuktan sapma" değil, “Kızıldeniz'deki güvenlik sorunlarına verilen pragmatik bir yanıt” olduğu savunuldu.
"Yeni diplomasi anlayışı"
Yazının sonuç bölümünde ise Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu'nda yaşanan gelişmelerin uluslararası ilişkilerde yeni bir dönemin işareti olduğu öne sürüldü.
Analizde, “Somaliland'ın coğrafi konumu ve göreli istikrarı ile İsrail'in teknoloji ve güvenlik kapasitesinin ortak çıkar temelinde buluştuğu” savunularak, “iki taraf arasındaki ilişkinin klasik diplomatik tanımadan ziyade fiili iş birliği modeli üzerine inşa edildiği” ifade edildi.
Saxafi Media, bu nedenle günümüz jeopolitiğinde stratejik iş birliğinin giderek diplomatik tanınmanın önüne geçtiğini, Somaliland örneğinin de bu dönüşümün dikkat çekici örneklerinden biri olduğunu ileri sürdü.
.jpg)