Rubio'dan Jozef Aun'a Hizbullah şartı: Önce silahsızlanma

img
Rubio'dan Jozef Aun'a Hizbullah şartı: Önce silahsızlanma YDH

Lübnan Cumhurbaşkanı Jozef Aun’un ABD ziyareti, protokol hataları, heyet bütçesi ve resmi temasların içeriği nedeniyle ülkede tartışmalara yol açtı.




YDH - Lübnan Cumhurbaşkanı Jozef Aun’un ABD'ye gerçekleştirdiği resmi ziyaret, elde edilen sonuçlardan ziyade beraberinde getirdiği soru işaretleriyle tartışma konusu oldu.

Aun'un ABD’ye ulaştığı andan itibaren tercih ettiği spor kıyafet, devlet başkanlarının karşılanma usullerine uygun olmadığı gerekçesiyle eleştirildi.

Lübnan’ın ağır bir ekonomik ve finansal krizden geçtiği bir dönemde, cumhurbaşkanına eşlik eden aile üyeleri ve danışmanlardan oluşan geniş heyet, kamuoyunda tasarruf ve reform vaatleriyle çeliştiği yönünde tepki topladı.

Ziyaretin en dikkat çeken protokol gelişmesi ise Cumhurbaşkanı Aun'un programına, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Rubio’nun makam odasında görüşerek başlaması oldu.

Teamüller gereği dışişleri bakanının cumhurbaşkanını ikametgahında ziyaret etmesi gerekirken, bu durumun tersine dönmesi eleştirilere yol açtı. Aun’un ekibi ise Rubio’nun Beyaz Saray’daki genel toplantıya katılamayacak olması nedeniyle görüşmeyi bizzat talep ettiğini açıkladı.

"Hizbullah lağvedilmeden garanti yok"

El-Ahbar gazetesinin haberine göre görüşmenin diplomatik boyutunda Washington yönetimi, Aun’un ziyaretini Lübnan’da devlet inşası sürecini güçlendirmek ve meşru kurumların rolünü pekiştirmek için bir fırsat olarak sundu.

ABD Dışişleri Bakanı Rubio, Lübnan hükümetinin devlet otoritesini yeniden tesis etme çabalarını desteklediklerini belirterek, gelecek döneme ilişkin güvenlik ve siyaset mutabakatlarının uygulanmasına bağlı kalacaklarını ifade etti.

Silahların yalnızca resmi kurumların elinde bulunması gerektiğinin altını çizen Rubio, bunun ABD’nin Lübnan vizyonunun temel unsurlarından biri olduğunu kaydetti.

Konuya vakıf kaynaklardan edinilen bilgilere göre Rubio, Lübnan Cumhurbaşkanı Aun’a, Lübnan'ın İsrail, ABD ve Lübnan’ın kendisi için tehdit oluşturan Hizbullah’ı silahsızlandırma ve lağvetme taahhüdünü yerine getirdiğini kanıtlamadan, İsrail’in geri çekilmesine ilişkin hiçbir güvence verilmeyeceğini açıkça iletti.

Washington’da istikrarı sağlama mekanizmaları görüşülürken, Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında meydana gelen bir hadise, anlaşmanın uygulama aşamasındaki riskleri bir kez daha ortaya koydu.

Lübnan ordusuna ait askeri bir aracın geçişi sırasında yaşanan patlamada bir asker hayatını kaybetti, bir subay ile bir er ise yaralandı. Bu olay, kontrolün aşamalı olarak Lübnan devletine geçmesi planlanan bölgelerdeki güvenlik zafiyetini yeniden gündeme taşıdı.

İsrail patlamadaki sorumluluğunu hızlıca reddetmesine rağmen, yayımladığı açıklamada Lübnan askeri aracının güvenli bölgeye önceden koordinasyon sağlamadan giriş yaptığını iddia etti.

Bu açıklama, İsrail’in bölgedeki hareket kurallarını ve coğrafi sınırları kendi kontrolünde tutma arayışını sahada tescil etme çabası olarak değerlendirildi.

Sahadaki gelişmeler, İsrail’in sükunet söylemlerinin aksine askeri gerilimi tırmandırdığına işaret ediyor. Güneydeki sınır kasabalarında düzenlenen sık hava saldırıları, yıkım ve arazi düzleştirme faaliyetleri, geçici askeri önlemler olmanın ötesinde, nihai bir uzlaşı öncesinde sahada yeni fiili durumlar yaratma girişimi olarak yorumlanıyor.

Bu durum, Lübnan'ın ABD ile yürüttüğü diplomatik temaslardan ne ölçüde fayda sağlayabildiği ve Aun'un elinde ABD'yi İsrail üzerinde baskı kurmaya zorlayacak nasıl bir koz bulunduğu sorularını beraberinde getiriyor.

Garantiler konusunda belirsizlik sürüyor

Bölgesel gerilimin tırmanması, önceliklerin değişmesine yol açarak İsrail’e geri çekilme takvimini erteleme veya taahhütlerini askıya alma yönünde yeni gerekçeler sunabilir.

Böyle bir senaryoda Lübnan ile varılan mutabakatın, krizi çözen bir süreç olmaktan çıkıp krizi yöneten yeni bir çerçeveye dönüşmesi ihtimali bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Aun'un ziyaretine ilişkin elde edilen bilgiler, şimdiye kadar Washington'ın Lübnan'a sunacağı pratik yardımlar konusunda net bir takvim veya vizyon belirlenmediğini gösteriyor.

Aun'un iç politikada ve kamuoyu nezdinde konumunu güçlendirmek amacıyla sahada somut bir kazanım elde etmeye çalıştığı belirtilirken, ABD yönetiminin henüz bu yönde bir garanti vermediği kaydediliyor.



Makaleler

Güncel