Trump ara seçimler öncesinde iki büyük krizle karşı karşıya

img
Trump ara seçimler öncesinde iki büyük krizle karşı karşıya YDH

ABD'de yaklaşan ara seçimler öncesinde Başkan Donald Trump, Cumhuriyetçi Parti'nin sandıktaki şansını ve kendi siyasi mirasını tehdit eden iki büyük krizle mücadele ediyor.




YDH - CNN televizyonunda yayımlanan analizde, ABD Başkanı Donald Trump'ın yaklaşan ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçi Parti'ye zarar verebilecek ve ikinci başkanlık dönemindeki siyasi mirasını sarsabilecek iki ciddi sorunla karşı karşıya olduğu belirtildi.

Analizde, Trump'ın kendisini İran karşısında Jimmy Carter'dan bu yana gelen hiçbir ABD başkanında görülmeyen derecede hassas bir konumda bulduğu kaydedildi.

1979-1980 yıllarında yaşanan rehine krizinde olduğu gibi, Tahran yönetiminin başkanlık seçimleri öncesinde Amerikan başkanı üzerinde yeniden siyasi baskı kurduğu vurgulandı.

Yazıda, Trump ekibinin bir hafta önce Hürmüz Boğazı'nın yeniden seyrüsefere açılması için bir anlaşmaya varılacağını tahmin ettiği, ancak küresel bir süper güç olan ABD'ye şartlarını kabul ettirmeye çalışan Tahran'ın sürece yeni ve ağır koşullar getirdiği ifade edildi.

Trump'ın dış politikadaki bu tabloyla eş zamanlı olarak iç siyasette de doğrudan bağlantılı bir krizle sınandığı aktarıldı. Askeri gerilimin ve çatışmaların enerji fiyatları üzerindeki tesirinin, seçmenin ekonomiye dair olumsuz algısını daha da derinleştirdiği belirtildi.

Başkanların ve hükümet yetkililerinin resmi verilerde bir umut ışığı aradığı, ancak seçmenlerin yaşanan sıkıntılar karşısında idarenin ilgisiz kaldığı hissiyatına kapıldığı bir kısır döngüye girildiği kaydedildi.

Kasım ayındaki seçimler yaklaşırken cuma günü açıklanan olumsuz istihdam raporunun Cumhuriyetçi Parti açısından son derece elverişsiz bir zamanda geldiğine dikkat çekildi.

Trump'ın enflasyonu bitirdiği yönündeki iddialarının ise "ülkeyi yenileme vizyonuyla hareket eden bir liderden ziyade, siyasi mirasını kurtarmaya çalışan çaresiz bir başkan görüntüsü verdiği" yorumu yapıldı.

Hafta sonunda Trump için tek olumlu gelişmenin, kişisel avukatı Todd Blanche'ın Adalet Bakanlığı görevine getirilmesinin Senato'da dar bir çoğunlukla onaylanması olduğu aktarıldı.

Ancak bu neticenin seçmenlerden ziyade yalnızca Başkanı memnun edeceği değerlendirmesi paylaşıldı.

Öte yandan Cumhuriyetçi milletvekillerinin, Trump'ın oy verme imkanlarını kısıtlamayı hedefleyen öncelikli kanun teklifinin Kongre'den geçmeyeceğine dair uyarılarını haklı çıkararak başkentten ayrıldıkları bildirildi.

Dış politikada ise ağustos ayının Trump için oldukça zorlu geçtiği hatırlatıldı. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun, Gazze'de Hamas'ın silahsızlandırılmasına yönelik hazırlanan ve başarı olarak sunulması beklenen planı reddetmesiyle sürecin daha da karmaşık bir hal aldığı vurgulandı.

Ara seçimler öncesinde başkanların karşılaştığı güçlükler

Siyasi güçlüklerin ara seçim dönemlerinde iş başındaki başkanlar için teamül gereği ciddi bir risk teşkil ettiği hatırlatıldı. 

CNN'den Aaron Blake'in aktardığı kamuoyu araştırmalarına işaret edilerek, Trump'ın Cumhuriyetçi Parti'ye geleneksel olarak avantaj sağlayan iki ana alanda, yani milli güvenlik ve ekonomi konularındaki üstünlüğünü kaybettiği belirtildi.

Trump'ın siyasi yerleşik düzenin dışından gelmesinin öteden beri en büyük kozu olduğu ve ABD tarihinin en dikkat çekici siyasi geri dönüşünü gerçekleştirmesinin üzerinden henüz iki yıl bile geçmediği kaydedildi.

Ancak kasım ayındaki seçim dinamiklerinin Trump'ın lehine işlemeyebileceği ifade edildi. Trump'ın 2016 ve 2024 yıllarında sistem dışı bir aktör olarak çok daha etkili bir siyaset yürüttüğü, ancak şu an müesses nizamın tam merkezinde yer aldığı vurgulandı.

2018 ve 2020 seçimlerinde olduğu gibi kendi görev süresindeki icraatlarını savunmak zorunda kaldığı dönemlerde ağır siyasi yenilgiler aldığı hatırlatıldı.

CNN'in analizinde Trump'ın seçmendeki hoşnutsuzluğu görmezden geldiği de öne sürüldü.

Trump'ın geçen hafta Punchbowl News'e verdiği mülakatta sarf ettiği "Bana kızgın değiller, Cumhuriyetçilere kızgınlar" şeklindeki sözleri bu duruma örnek gösterildi.

İran'ın seçim öncesi baskısı: 1980'den bugüne

İran'ın 1980 yılında Tahran'da 52 Amerikalıyı 444 gün boyunca rehine tutarak ABD seçimleri üzerinde doğrudan baskı oluşturduğu hatırlatıldı.

46 yıl sonra bugün meselenin insan rehinelerden ziyade petrol ihracatının hayati damarı olan Hürmüz Boğazı'na kaydığı belirtildi.

Bunun da Tahran yönetimine, Amerikan seçmeninin ekonomik gerekçelerle başkana bakışını değiştirebileceği kritik bir seçim döneminde yeni bir koz verdiğine dikkat çekildi.

Amerikan Otomobil Kurumu (AAA) verilerine göre ülke genelinde ortalama benzin fiyatlarının yeniden galon başına 4 doların üzerine çıktığı bildirildi.

Seçmenlerin yükselen fiyatlar karşısında tepkili olduğu, barınma ve sağlık giderlerini karşılamakta giderek daha fazla zorlandığı aktarıldı.

Trump yönetimi yetkililerinin, "Hürmüz Boğazı açılır açılmaz ekonomik yükün hızla hafifleyeceği" yönündeki açıklamalarının ise İran'ın müzakere masasındaki elini güçlendirebileceği değerlendirmesi yapıldı.

Tahran'ın taleplerini sertleştirdiği; ABD'nin deniz ablukasına son vermesini, bölgedeki Amerikan askeri varlığının çekilmesini, savaş tazminatı ödenmesini ve yaptırımların kaldırılmasını şart koştuğu kaydedildi.

Bu şartların Trump tarafından kabul edilmesinin mümkün görünmediği, dolayısıyla Tahran'ın adımlarını doz aşımına varacak şekilde zorluyor olabileceği ifade edildi.

Ancak Trump'ın sabrının tükenmesi ve askeri seçeneğe yönelmesi halinde, kamuoyunda destek görmeyen bir çatışmanın yeniden alevleneceği ve bunun daha ağır ekonomik sonuçlar doğuracağı vurgulandı.

Trump'ın bu stratejik çıkmazdan kurtulmak için ABD ekonomisinin dayanıklılığına güvendiği kaydedildi.

Buna karşın Cumhuriyetçilerin iç piyasada hızlı bir toparlanma bekleyemeyeceği, temmuz ayında 23 bin istihdam kaybı yaşandığını gösteren resmi verilerin Beyaz Saray, seçim yarışındaki Cumhuriyetçiler ve işsiz kalan Amerikalılar için yeni bir darbe olduğu ifade edildi.

Beyaz Saray'ın pembe tablosu ile vatandaşın fiili durumu arasındaki bu kopukluğun, siyasi açıdan kalıcı bir tuzak oluşturduğu belirtildi.

CNN, ekonominin Trump'ın tek sorunu olmadığını vurgularken, Trump'ın Axios'a verdiği mülakatta savaş için "Bitecek. Savaşlar her zaman biter. Bu bir satranç oyununa benziyor" ifadelerini kullandığı aktarıldı.

Haber, Trump'ın hem İran konusunda hem de genel siyasi yelpazede nihai planının ne olduğunu kestirmenin son derece güç olduğu tespitiyle tamamlandı.



Makaleler

Güncel