Trump'ın tükenen mühimmat stoklarıyla imtihanı: ABD cephesinde kim, ne söyledi?

img
Trump'ın tükenen mühimmat stoklarıyla imtihanı: ABD cephesinde kim, ne söyledi? YDH

ABD'nin uzun menzilli füze ve hava savunma önleyicisi stoklarının İran'a karşı beş ayı aşan harekatın ardından ciddi ölçüde azalması, Trump'ın askeri seçeneklerini ve Tahran karşısındaki müzakere gücünü sınırlıyor. Pentagon üretimi hızlandırmaya çalışsa da uzmanlar stokların savaş öncesi seviyeye çıkarılmasının yıllar sürebileceğini belirtiyor.




YDH - ABD'nin en gelişmiş taarruz ve savunma silahlarına ait stoklarının İran'a karşı beş ayı aşan hava saldırılarının ardından ciddi ölçüde azalması, Başkan Donald Trump'ın Tahran karşısındaki hareket sahasını daraltıyor.

Son haberler, ordunun uzun menzilli füzeleriyle başlıca hava ve füze savunma sistemlerinde kullanılan önleyicilerinin bazı kategorilerde tükenme noktasına geldiğini, bunun da Trump'ın İran'a karşı geniş çaplı yeni bir harekata onay vermesini güçleştirdiğini ortaya koydu.

Eski ABD Savaş Bakanı Leon Panetta, mühimmat stoklarındaki açığı Pentagon'un "kötü planlaması" olarak niteledi.

Panetta, diplomatik görüşmelerin başarısızlığa uğraması halinde İran'a yeniden saldırılması ihtimalinin yanı sıra Rusya ve Çin'den kaynaklanan tehditlerin de devam ettiğine, bilhassa Pekin'in "Tayvan'ı işgale girişmesi" ihtimaline işaret etti.

Eski Başkan Barack Obama döneminde CIA Başkanlığı da yapan Panetta, cuma günü CNN'e yaptığı açıklamada, "Bütün bu tehditlerin gerçek olduğu bir dönemde ABD'nin temel silah stoklarının bu kadar azalmış olması tehlikeli bir vaziyet" dedi.

Reuters'ın salı günü yayımladığı habere göre ABD Kara Kuvvetleri, karadan karaya kullanılan Ordu Taktik Füze Sistemi (ATACMS) mühimmatının ve Hassas Vuruş Füzelerinin (PrSM) "neredeyse tamamını" tüketti. Bu da, dünyanın başka bölgelerinde yeni çatışmalar çıkması halinde ABD'nin savaş yürütme kabiliyetine dair kaygıları artırdı.

Lockheed Martin tarafından üretilen ATACMS füzeleri, yüksek hareket kabiliyetli HIMARS rampalarından ateşlenebiliyor ve yaklaşık 320 kilometre uzaktaki hedefleri vurabiliyor. Füzeler yaklaşık 180 kilogramlık harp başlığı taşıyabiliyor.

Yine Lockheed Martin'in ürettiği ve ATACMS'nin yerini alması öngörülen PrSM ise menzili 480 kilometreyi aşan daha yeni bir uzun menzilli füze. PrSM, HIMARS ile M270 Çok Namlulu Roketatar Sistemi (MLRS) rampalarından ateşlenebiliyor.

PrSM stokları İran savaşı başlamadan önce de sınırlıydı. Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nin (CSIS) nisanda yayımladığı rapora göre ABD'nin, 28 Şubat'ta başlayan ABD-İsrail saldırılarından önce elinde yaklaşık 90 PrSM bulunuyordu.

Trump'ın İran'a karşı daha geniş çaplı bir hava harekatına onay vermesi halinde bu mühimmatların azalması, ABD ordusunu insanlı bombardıman uçaklarıyla düzenlenecek görevlere daha fazla ağırlık vermeye mecbur bırakabilir.

CNN'in salı günü aktardığına göre ABD, İran savaşının başlamasından bu yana Terminal Yüksek İrtifa Alan Savunma Sistemi (THAAD) için sahip olduğu önleyici füzelerin yaklaşık yüzde 80'ini, Patriot önleyicilerinin ise yaklaşık yüzde 50'sini kullandı.

Pentagon'un İran çatışması öncesinde yaklaşık 2 bin 200 Patriot ve 450 kadar THAAD füzesi bulunuyordu.

CSIS'in yakın tarihli bir başka raporuna göre temmuz sonu itibarıyla ABD kuvvetlerinin elinde 234 ila 278 THAAD füzesi kalmıştı.

Trump ile Savaş Bakanı Pete Hegseth, ABD'nin silah stoklarının miktarını kuvvetle savunurken Trump mühimmat sayılarıyla ilgili hassas bilgileri sızdıran kişilerin "peşine düşüldüğünü" söyledi.

Uzmanlara göre stoklardaki azalmanın boyutunu anlamak için bu tür sızıntılara ihtiyaç da yoktu. Silah stoklarına ilişkin önemli miktarda bilgi, gizlilik derecesi taşımayan açık kaynaklardan edinilebiliyor.

Defense Priorities kuruluşunda kıdemli araştırmacı ve askeri analiz direktörü olan Jennifer Kavanagh, İran'ın ABD mühimmat stoklarının sınırlarının Washington'un askeri seçeneklerini kısıtlayacağını "muhtemelen" uzun süredir bildiğini söyledi.

Kavanagh, cuma günü The Hill'e yaptığı açıklamada, "Bu da muhtemelen İran'ın stratejisini etkiledi: savaşı uzatmak ve basitçe ABD'den daha uzun süre dayanmak. Fakat bu bilginin kamuoyunda yer almasının İran'ın kararlarını etkilemiş olması pek muhtemel değil, çünkü zaten biliniyordu" dedi.

Kavanagh, "Açıklar ABD'nin müzakere gücünü etkiliyor mu? Kesinlikle. Bunların haberleştirilmesinin ayrıca bir tesiri var mı? Hayır, çünkü İran bunları zaten biliyor" diye konuştu.

Amerika Yahudi Ulusal Güvenlik Enstitüsü dış politika yardımcı direktörü Ari Cicurel de İran'ın Washington'un askeri tırmanmaya karşı isteksizliğini görmesinin Tahran'a "müzakere masasında koz verdiğini", Pekin'in de Washington'un Tayvan uğruna bir savaşı ne kadar sürdürebileceği konusunda aynı sonucu çıkardığını söyledi.

Cicurel, ABD'de her iki partiden peş peşe yönetimlerin yıllarca gerekli kararları ertelemesinin savaş başlamadan önce mühimmat depolarını yetersiz bıraktığını savundu.

"Aradaki açığı kapatmak için şimdi yıllara yayılan kesintisiz ödeneklere ve genişletilmiş üretim kapasitesine ihtiyaç var" diyen Cicurel, Kongre'nin çok yıllı mühimmat sözleşmelerini finanse etmesi, Pentagon'un tedarik zincirindeki darboğazları gidermesi, daha ucuz mühimmatı toplu biçimde satın alması ve silahları üreten işgücüne yatırım yapılması gerektiğini belirtti.

Silah şirketleri mühimmat üretimini hızlandırmış olsa da sektör uzmanları, ABD'nin stoklarını İran savaşı öncesindeki seviyeye çıkarmasının en az birkaç yıl alacağını söyledi.

Mühimmat stoklarındaki azalmanın, Trump'ın İran'a karşı daha geniş çaplı bir hava saldırısı harekatına girişmemesinde de rol oynadığı bildirildi. Trump son aylarda en az beş kez böyle bir harekat tehdidinde bulunmasına rağmen bunları hayata geçirmedi.

Bu esnada Umman ile İran, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması ihtimali üzerinde müzakere ediyor. Trump yönetimi, yaklaşık altı aydır devam eden çatışmanın sona erdirilebilmesi için Tahran'a taviz vermesi yönünde baskı yapıyor.

ABD Başkan Yardımcısı Vance, cumartesi günü İran'la yapılan görüşmelerde ilerleme sağlandığını ancak Washington ile Tahran'ın halen "oyunun ortasında" bulunduğunu söyledi.

Vance, Fox News'e yaptığı açıklamada, "Son birkaç günde bir miktar ilerleme kaydettiğimizi düşünüyorum" dedi.

Mühimmat stokları meselesi, son dönemde Trump ile Hegseth arasında da ihtilaf konusu oldu.

The Washington Post'un haberine göre Trump, 31 Temmuz'da Camp David'de düzenlenen toplantıda stok açığının boyutu konusunda neden yanlış bilgilendirildiğini Hegseth'e sordu. Pentagon ile Beyaz Saray ise haberi yalanladı.

Trump, Hegseth'i savunarak Savaş Bakanlığı'ndaki çalışmalarından "son derece memnun" olduğunu söyledi ve çıkan haberi "yalan haber" diye niteledi.

Trump perşembe günü Truth Social'da, "Pete orduda büyük saygı görüyor ve DEI'yi, yani çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık uygulamalarını kaldırmak ve asker alımını tarihi seviyelere çıkarmak dahil olmak üzere muazzam ilerlemeler sağladı" diye yazdı.

Kavanagh ise Pentagon'un Trump'a askeri seçenekler sunarken ABD'nin mühimmat stokları ve İran'la savaşın bu stoklar bakımından doğuracağı riskler hakkında bilgi verdiği kanaatinde.

"Bununla birlikte, savaşı kısa ve İran'ın karşılığını sınırlı beklediğine dair çok sayıda emare var. Bu sebeple bu uyarıları ciddiye almamış veya savaş aylarca uzayınca bunların kapsamını ve sonuçlarını tam olarak kavramamış olabilir" dedi.

Eski ABD Deniz Kuvvetleri Patlayıcı Mühimmat İmha Subayı Tom Sauer da Trump'ın İran'a yönelik bombardımana yeniden izin vermemesinin sebeplerinden birinin ordunun bazı stokları yeniden doldurmaya çalışması olduğunu söyledi.

Claremont Institute bünyesinde Lincoln Fellow olarak görev yapan Sauer, cumartesi günü Fox News'in "Fox & Friends" programında, savunma sanayisindeki tedarik zincirlerinin karmaşıklığına dikkat çekti.

Sauer, "Bir fikir vermesi için söyleyeyim: Columbia sınıfı bir denizaltının tedarik zincirinde 16 bin farklı tedarikçi var. Asıl büyük mesele de bu. Yeniden sanayileşirken konu daha önce ele aldığınız meseleyle ve buradaki bir sonraki meseleyle birleşiyor" dedi.

Ayrıca Sauer, "Başkan Trump'ın çok büyük zarar verme kabiliyeti var. Ama barış mümkünse barışı tercih eder" diye ekledi.

Pentagon bu arada silah arzını artırmak için üreticilerle çalışıyor.

Bakanlık, THAAD füzeleriyle Patriot hava savunma sisteminde kullanılan karadan havaya güdümlü Patriot Advanced Capability-3 (PAC-3) önleyicilerinin üretimini artırmak üzere Northrop Grumman ve Lockheed Martin ile bir çerçeve anlaşmasına vardığını açıkladı.

Lockheed Martin'e, PAC-3 üretiminin 2030'a kadar üç katına çıkarılması için yaklaşık 59 milyar dolarlık sözleşme verildi.

Ancak uzmanlar, açıklanan mutabakatların fiili üretime dönüşebilmesi için Kongre'nin gerekli ödeneği sağlamasının şart olduğunu belirtiyor.

CSIS Füze Savunma Projesi Direktörü Tom Karako, salı günü sosyal medyada yaptığı paylaşımda, "Kötü haber şu ki küçük yazıları okuduğunuzda bunların sözleşme olmadığını, anlaşmaya varmak üzere yapılmış anlaşmalar olduğunu çok çabuk fark ediyorsunuz" dedi.

Karako, "Çok fazla alkış ve fazlasıyla erken kutlama görüyorum. Ödenek çıkana kadar bunların hiçbiri gerçek değil" ifadelerini kullandı.

Pentagon ayrıca savunma şirketlerinden silah üretimi ve teslimatını hızlandırmalarını istedi. The Washington Post'un cumartesi günü aktardığı, Savaş Bakan Yardımcısı Steve Feinberg'in çarşamba günü gönderdiği genelgeye göre bakanlık yöneticilerine, "kritik kabiliyetlerde kayda değer ölçüde daha hızlı ve daha iddialı teslimat takvimleri ve/veya daha yüksek üretim" sağlayacak planları hazırlamaları için üç haftaya kadar süre verildi.

Pentagon Başsözcüsü Sean Parnell, genelgenin gerçek olduğunu doğruladı. Parnell, çalışmanın "finansman için Kongre'ye sunulacak 2028 mali yılı bütçesine yön vereceğini ve savunma sanayi tabanını yeniden inşa etmeye yönelik devam eden çabalarımızla tamamen uyumlu olduğunu" söyledi.

Parnell, Kongre'de halen görüşülen 2027 mali yılı bütçesinin de "bu çabaya bugünden büyük ivme kazandırabileceğini" belirtti.



Makaleler

Güncel