İran’daki yöentimi devirmeye yönelik planın başarısızlığı sonrası Mossad’da üst düzey tasfiyeler yaşanırken, İsrail’de operasyonun faturasının istihbarata mı yoksa siyasi yönetime mi kesileceği tartışılıyor.
YDH- Mossad’daki
son görevden almalar, İran sahasından sorumlu birim başkanı ile istihbarat
direktörünün görevden alınmasının ardından İsrail’de geniş yankı uyandırdı.
Tasfiyelerin, “Aslanın Kükremesi” operasyonu sırasında
İran’daki yönetimi devirmeye yönelik planın başarısızlığıyla bağlantılı olduğu
belirtilirken, tartışmanın odağı başarısızlığın sorumlusunun Mossad mı yoksa
siyasi karar alma düzeyi mi olduğu sorusuna kaydı.
Kamuoyu Netanyahu’yu
suçluyor
İsrail kamuoyundaki tepkiler, görevden almaların sorumluluğu
Mossad’la sınırlamak yerine Başbakan Benyamin Netanyahu’ya yönelik suçlamaları
da beraberinde getirdi.
Bazı yorumlarda Netanyahu’nun İran’daki başarısızlığın
ardından “günah keçisine ihtiyaç duyduğu” ifade edilirken, başarıların
kendisine, başarısızlıkların ise başkalarına mal edildiği eleştirileri öne
çıktı.
Yorumlarda siyasi düzeyin planı onayladığı, yönlendirdiği ve
başarısızlığa rağmen siyasi sorumluların görevlerinde kaldığı, bedeli ise
profesyonel kadroların ödediği savunuldu.
Bir başka değerlendirmede ise İran gibi büyük bir devleti
devirmek için uzun süreli ve kesintisiz bir operasyon gerektiği, ancak planın
Donald Trump’ın kısa süreli operasyonlara ve savaşları hızla sona erdirme
eğilimine bağlanmasının baştan itibaren yapısal bir sorun oluşturduğu
belirtildi.
Mossad da
sorumluluktan kurtulamadı
Bununla birlikte İsrail’deki tartışmalar Mossad’ı bütünüyle
sorumluluktan muaf tutmadı. Bazı değerlendirmelerde İran operasyonunun
istihbarat açısından “olağanüstü bir başarısızlık” olduğu ve eski Mossad
Başkanı David Barnea ile üst düzey yardımcılarının, Trump’a “gerçekte
uygulanabilir olmadığı ortaya çıkan değerlendirmeler ve planlar” sunduğu
savunuldu.
Ancak aynı değerlendirmelerde Netanyahu’nun da bu öngörüleri
benimseyerek siyasi düzeyde desteklemesinin sorumluluğunu taşıdığı vurgulandı.
“Mossad fırtınası”nın asıl önemi de burada ortaya çıkıyor.
Tartışma artık yalnızca kimlerin görevden alındığıyla sınırlı değil; İran
operasyonundaki başarısızlığın nasıl anlatılacağı ve sorumluluğun kime ait
olduğu konusunda bir mücadeleye dönüşmüş durumda.
Bir kesim başarısızlığı planlama ve istihbarat
değerlendirmelerini yapan kuruma yüklerken, daha geniş bir kesim planı
benimseyip uygulamaya koyan siyasi karar mekanizmasını sorumlu tutuyor.
Böylece görevden almalar, İran operasyonu dosyasını kapatmak
yerine daha hassas biçimde yeniden açtı: Yönetimi devirme planı başarısız
olduysa asıl hata planı hazırlayanlarda mıydı, yoksa bu plana inanıp onaylayan
ve İsrail’i bu yola sokan siyasi liderlikte mi? “Mossad fırtınası”nı İsrail’in
siyasi ve medya gündeminin merkezine taşıyan temel soru da bu oldu.