İsrailli siyaset bilimci Yossi Shain, Washington’daki İsrail desteğinin hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler arasında hızla eridiğini belirterek, Gazze savaşı ve İran politikalarının Tel Aviv’i ABD’de “zehirli bir marka”ya dönüştürdüğünü söyledi.
YDH- Jerusalem
Post’ta yayımlanan haberde, İsrail’in ABD’deki siyasi desteğinin hem
Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler arasında “ciddi biçimde aşındığı” ve Tel
Aviv’in Washington’daki konumunun giderek “daha kırılgan” hale geldiği
belirtildi.
İsrailli siyaset bilimci ve uluslararası ilişkiler uzmanı olan
Prof. Yossi Shain, İsrail “103FM”e yaptığı açıklamada, ABD’de İsrail
karşıtlığının artık siyasi açıdan “kazandıran” bir pozisyona dönüştüğünü
savunuyor.
Shain’e göre, İsrail’e ve Amerikan-İsrail lobisinin en
önemli unsurlarından AIPAC’a karşı çıkmak, özellikle seçim süreçlerinde
siyasetçiler açısından artık ciddi bir maliyet taşımıyor.
Shain, geçmişte “İsrail’in ve İsrail lobisinin ABD’de güçlü
olduğu ve bu nedenle siyasetçilerin İsrail’le karşı karşıya gelmekten kaçındığı”
yönündeki anlayışın çöktüğünü belirtiyor. Ona göre, bugün senatör adayları
İsrail’e yönelik sert tutumları üzerinden oy toplamaya çalışabiliyor.
İsrail’in Demokrat
Parti ile ilişkisi kopuyor
ABD’deki değişimin en önemli boyutlarından biri Demokrat
Parti ile İsrail arasındaki ilişkilerde yaşanan kırılma olarak öne çıkıyor.
Shain, İsrail hükümetinin Demokrat Parti’yi “terk ettiğini”
ve Joe Biden yönetiminin İsrail’e verdiği desteğe rağmen Tel Aviv’in Donald
Trump çizgisine yöneldiğini savunuyor. Bu tercihin İsrail’in ABD’deki siyasi
desteğini uzun vadede zayıflattığını belirtiyor.
İsrail’in ABD’deki Yahudi toplumuyla ilişkilerinin de aynı
süreçten etkilendiği ifade ediliyor. Shain, İsrail’in ve Amerikan Yahudilerinin
konumundaki gerilemeyi Florida’da çöken bir binaya benzeterek, yaşanan
dönüşümün artık “geçici bir siyasi tartışmanın ötesine” geçtiğini savunuyor.
“İsrail artık
Cumhuriyetçiler arasında da zehirli bir marka”
İsrail’e yönelik desteğin yalnızca Demokratlar arasında
gerilemediğine dikkat çeken Shain, Cumhuriyetçi tabanda da ciddi bir değişim
yaşandığını belirtiyor.
Shain’e göre, İsrail artık ABD’de “zehirli bir marka” haline
geliyor. Bu dönüşümün yalnızca Tucker Carlson gibi İsrail karşıtı ya da
İsrail’e mesafeli isimlerle sınırlı olmadığı, İsrail’i destekleyen Cumhuriyetçi
senatörlerin ofislerine kadar yansıdığı belirtiliyor.
Cumhuriyetçi siyasetçilerin, İsrail’in ABD’yi yeni bir
savaşa sürüklemesinden ve Trump yönetiminin İsrail’in beklentilerini
karşılayamamasından endişe ettiği aktarılıyor. Bu durumun seçmen tabanında da
karşılık bulmaya başladığı ifade ediliyor.
Gazze savaşı İsrail’in
imajını daha da aşındırdı
İsrail’in Washington’daki konumunun zayıflamasında Gazze
savaşının oluşturduğu siyasi ve toplumsal tepki de önemli bir faktör olarak
gösteriliyor.
Shain, Gazze savaşı sonrasında İsrail’e yönelik “soykırım”
suçlamalarının yalnızca siyasi çevrelerde değil, entelektüel ve eğitim
alanlarında da yaygınlaştığını belirtiyor. ABD’deki eğitim sisteminde dahi
Gazze’de yaşananların “İsrail soykırımı” olarak ele alınmasının, İsrail’in
gelecek nesiller nezdindeki “imajı” açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini
savunuyor.
Bu durum, İsrail’in uzun yıllar boyunca “ABD’de sahip olduğu
siyasi ve toplumsal meşruiyetin aşınmasının” artık kurumsal alanlara da
yansıdığına işaret ediyor.
İran konusunda İsrail’in
beklentileri boşa çıkıyor
Shain’in değerlendirmesinde İran savaşı da İsrail’in
Washington’daki konumunun zayıflamasının önemli başlıklarından biri olarak öne
çıkıyor.
İsrail’in İran konusunda ABD’nin savaşı kendi adına
tamamlamasını beklediğini belirten Shain, Tel Aviv’in Washington’a fazla
bağımlı hale geldiğini savunuyor.
İsrail’in İran’a yönelik saldırılar sonrasında ABD’nin
süreci tamamlamasını beklediğini, ancak Washington’ın bunu yapmamasının
İsrail’in siyasi ağırlığını daha da azalttığını ifade ediyor.
Cumhuriyetçi çevrelerde de İsrail’in ABD’yi yeni bir savaşa
sürüklemesine yönelik isteksizliğin arttığı belirtiliyor.
Shain ayrıca, İran’la bir anlaşmaya varılmasının şu aşamada
mümkün görünmediğini, ancak gelecekteki Amerikan yönetimlerinin de herhangi bir
anlaşmaya önceki dönemlerdeki kadar bağlı olmayacağını savunuyor. Ona göre
Washington’ın İran politikasında Trump’a aşırı güvenilmesi, İsrail’in
uluslararası siyasi girişim kapasitesini de zayıflattı.
Washington’da İsrail
için “derin bir çöküş” uyarısı
Shain, yaşananları yalnızca mevcut hükümete veya yaklaşan
seçimlere bağlamanın tabloyu hafife almak anlamına geleceğini savunuyor. Ona
göre, İsrail’in ABD’deki konumunda “derin” ve uzun vadeli bir değişim yaşanıyor.
Bu nedenle “İsrail’in mevcut liderliğini değiştirmesi
gerektiğini” savunan Shain, “Washington’da artık İsrail’i destekleyecek siyasi
çevrelerin dahi zayıfladığını” belirtiyor.
Ortaya çıkan tablo, İsrail’in onlarca yıldır “ABD’de sahip
olduğu iki partili siyasi desteğin” giderek eridiğini gösteriyor. Demokrat
Parti tabanındaki kopuşa Cumhuriyetçiler arasındaki sorgulamanın da eklenmesi,
Tel Aviv açısından “çok daha kapsamlı bir stratejik sorun” anlamına geliyor.
İsrail’in Gazze savaşı, İran politikası ve Washington’a
yönelik talepleri üzerinden ABD siyasetinde giderek daha fazla tartışmalı hale
gelmesi, Netanyahu hükümetinin yalnızca dış politikada değil, İsrail’in en
önemli müttefiki içindeki siyasi desteğini koruma konusunda da ciddi bir krizle
karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor.