İranlı bir saha komutanı, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasından ABD’nin bölgedeki faaliyetlerine ve olası yeni savaş senaryolarına kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu.
YDH- İran ile ABD
arasındaki 60 günlük ateşkesin sona ermesine günler kala, Hürmüz Boğazı’nın
yeniden açılması konusunda anlaşma sağlanamaması bölgedeki gerilimi artırıyor.
Lübnan merkezli el-Ahbar gazetesine konuşan İran Devrim
Muhafızları Deniz Kuvvetleri’nden bir saha komutanı, Hürmüz Boğazı’nın
kapatılmasından bu yana denizde yaşananlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İranlı komutan, İran askeri güçlerinin olası yeni bir savaşa
ve ABD’nin boğazı zorla açma veya İran adalarını ele geçirme girişimine karşı
hazırlıklarını anlattı.
İsmi açıklanmayan komutan, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma
seçeneğine yıllardır hazırlandığını söyledi. Komutana göre, Ayetullah Ali Hamenei’nin
şehit edilmesinden günler önce İran güçleri en yüksek alarm seviyesine
geçirildi ve Hürmüz’ün kapatılması ile adaların savunulmasına yönelik tatbikatlar
gerçekleştirildi.
Komutan, Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutanı şehit
Ali Rıza Tengsiri’nin boğazın kapatılması emrini vermesinin ardından
birliklerin “alarm durumundan saldırı durumuna geçtiğini” belirtti.
“Gemileri önceden
uyardık”
Komutan, boğazın kapatılması kararının ardından bölgedeki
tüm gemilerin, dünya genelindeki gemiler için kullanılan ortak telsiz kanalı 16
üzerinden uyarıldığını söyledi.
İran’ın, boğazdan geçmeye çalışacak gemilerin tereddüt edilmeksizin
hedef alınabileceği konusunda uyarıda bulunduğunu belirten komutan, ilk aşamada
birçok geminin bu tehdidi ciddiye almadığını savundu.
Komutana göre, kapatma kararından birkaç dakika sonra ilk
füzenin ateşlenmesinin ardından boğazdan geçen gemiler arasında “şok” yaşandı.
Aynı gün bazı Körfez ülkelerinin İran’la temasa geçerek
gemilerinin geçişine izin verilmesini istediğini belirten komutan, bu
taleplerin başlangıçta reddedildiğini söyledi.
Komutan, Birleşik Arap Emirlikleri’nin İran’la ilk temasa
geçen ülkelerden biri olduğunu ve savaşın ilk günlerinde İran’a bir heyet
göndererek İran’dan sebze ihracatının sürdürülmesini talep ettiğini açıkladı.
İran’ın, sebze ihracatının durdurulmasının BAE halkına ciddi
zarar vereceğini değerlendirdiğini belirten komutan, “Bu halka ve genel olarak
masum insanlara düşman olmadığımız için” ihracatın sürmesine izin verildiğini
söyledi.
Komutana göre, İran’dan BAE’ye sebze ihracatı, denizdeki
çatışmaların ve BAE’deki ABD üslerine yönelik saldırıların en yoğun olduğu
dönemde dahi devam etti.
“ABD donanması
Hürmüz’e girmedi”
İranlı komutan, savaş sırasında İran güçleriyle ABD arasında
doğrudan bir deniz çatışması yaşanmadığını, bunun nedeninin ABD savaş
gemilerinin Hürmüz Boğazı’na girmemesi olduğunu savundu.
ABD ordusunun ağırlıklı olarak hava gücüne, füze ve insansız
hava araçlarına dayandığını vurgulayan komutan, ABD helikopterlerinin Fars
Körfezi’nin güney kesimlerinde sürekli uçuş yaptığını ancak İran askeri güçlerinin
bulunduğu bölgelere yaklaşmaktan kaçındığını iddia etti.
Komutan, iki Black Hawk helikopterinin iki kez Hürmüz
Boğazı'ndaki İran askeri güçlerinin konuşlandığı bölgeye yaklaştığını, ancak
karşılaşabilecekleri tehlikeyi fark ederek geri çekildiklerini belirtti.
ABD donanmasının büyük savaş gemileri ve uçak gemileriyle
Hürmüz Boğazı’na girmediğini vurgulayan komutan, buna karşın iki küçük sahil
güvenlik fırkateyninin Qasab ve Musandam açıklarından güney güzergâhını
kullanarak bir kez boğazdan geçtiğini söyledi.
İran ordusunun bu gemilerden birine kısmi hasar verdiğini belirten
komutan, olayın ardından ABD savaş gemilerinin yeniden Hürmüz’e yaklaşmadığını kaydetti.
Komutana göre ABD, boğazdan geçme kapasitesini test etmek
istedi ancak İran’ın tespit ve hedef alma kabiliyetini gördükten sonra geri
çekildi.
“ABD’nin bölgede
kapsamlı hedef listesi var”
İranlı komutan, İran’ın bölgede bulunan ABD ordusuna ait
unsurlara ilişkin “kapsamlı ve geniş bir hedef bankasına” sahip olduğunu
söyledi.
Bu listenin saha ve istihbarat faaliyetleriyle sürekli
güncellendiğini belirten komutan, İran’ın bölgedeki sivil tesisleri kasıtlı
olarak hedef aldığı yönündeki iddiaları reddetti.
Umman’da hedef alınan bir radar sistemini örnek gösteren
komutan, söz konusu sistemin görünüşte Umman Sahil Güvenlik güçlerine ait ve
kısa menzilli amaçlarla kullanılan bir cihaz olduğunu, ancak daha sonra ABD
ordusunun bu sistemden sağlanan bilgilerden yararlandığının tespit edildiğini belirtti.
Komutan, bu nedenle İran füze kuvvetlerinin söz konusu
radarı imha ettiğini vurguladı.
“Savaş yeniden
başlayabilir”
Olası yeni bir savaş konusunda iyimser olmadığını belirten
İranlı komutan, ABD’nin söz ve anlaşmalara bağlı kalmadığını ileri sürerek
çatışmaların yeniden başlamasını beklediğini söyledi.
Komutan, 8 Nisan’da ateşkesin uygulanmasından yalnızca
birkaç saat sonra İranlı 12 balıkçı ve denizcinin ABD güçlerinin ateşi sonucu
hayatını kaybettiğini iddia ederek, “Amerikalılara nasıl güvenebiliriz?” diye
sordu.
İranlı komutan, son çatışmaların ABD ordusunun İran içindeki
hedeflere ilişkin istihbarat kapasitesinde ciddi sorunlar yaşadığını
gösterdiğini de dile getirdi.
Bender Abbas’taki Allahu Ekber Tepesi’ni örnek veren
komutan, bölgede siviller tarafından kullanılan bir radyo iletişim kulesinin
bulunduğunu, ABD güçlerinin burayı birkaç gece üst üste bombaladığını ancak kuleyi
imha edemediğini belirtti.
Komutan, saldırılardan birinde askeri varlığı bulunmayan bir
idari binanın vurulduğunu ve sivillerin hayatını kaybettiğini açıkladı. Bunun
ABD istihbaratındaki hatalara veya füze hedeflemesindeki isabetsizliğe işaret
ettiğini söyledi.
Bender Abbas hava üssüne ve Sirik bölgesindeki sivil bir
iletişim kulesine yönelik tekrarlanan saldırıların da ABD’nin İran güçlerinin
konumu konusunda yeterli istihbarata sahip olmadığını gösterdiğini vurguladı.
“Trump, İran
donanmasının yok edildiğini söylüyor ama...”
ABD Başkanı Donald Trump’ın İran deniz kuvvetlerinin “yok
edildiği” yönündeki açıklamalarına da değinen komutan, İran’ın denizdeki
faaliyetlerinin devam ettiğini söyledi.
ABD’nin Fars Körfezi üzerinde geniş bir hava istihbarat
ağına sahip olduğunu kabul eden komutan, buna rağmen İran deniz devriyelerinin
savaşın ilk gününden bu yana devam ettiğini söyledi.
İran’ın yalnızca radar sistemlerine güvenmediğini belirten
komutan, denizdeki gelişmeleri takip etmek ve istihbarat bilgilerini sürekli
güncellemek amacıyla deniz devriyeleri yürüttüklerini söyledi.
Trump’a doğrudan seslenen komutan, İran deniz kuvvetlerinin
ABD’nin istihbarat uçakları ve insansız hava araçlarının gözetimi altında Fars
Körfezi’nde hareket etmeye devam ettiğini ve ABD’nin İran gemilerinin nerede
olduğunu tespit edemediğini ifade etti.
Komutan, ABD güçlerinin İranlı balıkçıları asker
olduklarından şüphelenerek öldürmesini de ABD’nin “istihbarat körlüğünün” göstergesi
olarak değerlendirdi.
İranlı komutan, ABD ordusunun İran’ın bazı savaş gemilerini
İran kıyılarından binlerce kilometre uzakta vurmayı başardığını da kabul etti.
Komutana göre, Cemeran ve Dena fırkateynlerinin vurulması
buna örnek oluşturuyor. Ancak bu gemilerin esas olarak uzak denizlerde seyir,
istihbarat ve eğitim faaliyetleri ile korsanlıkla mücadele görevlerinde
kullanıldığını belirten komutan, söz konusu kayıpların İran’ın genel deniz gücü
açısından sınırlı bir etkiye sahip olduğunu vurguladı.
“Deniz gücümüz son derece iyi durumda” diyen komutan,
ABD’nin şimdiye kadar imha ettiği unsurların İran’ın sahip olduğu toplam
kapasitenin “çok küçük bir bölümünü” oluşturduğunu söyledi.
İran adalarının
işgali: Eski bir senaryo
İranlı komutan, ABD’nin Hürmüz Boğazı’nı zorla açmak
amacıyla İran adalarını ele geçirmeye yönelik bir kara operasyonu düzenleme
ihtimaline de değindi.
Böyle bir operasyonun başarılı olamayacağını savunan
komutan, ABD ordusunun İran adalarında kalıcı bir varlık oluşturmasının mümkün
olmadığını belirtti.
ABD’nin Deniz Piyadeleri aracılığıyla kısa süreli bir
saldırı düzenleyip geri çekilebileceğini, ancak adalarda kalıcı olarak
tutunmasının mümkün olmadığını söyleyen komutan, ABD’nin adaları işgal etmesi
durumunda bunların “mezarlarına dönüşeceğini” vurguladı.
İranlı komutan, adalara yönelik kara saldırısı senaryosunun
İran askeri yönetiminin gündemine yeni girmediğini de söyledi.
Bu senaryonun 1995 yılına kadar uzandığını belirten komutan,
o dönemde Ayetullah Ali Hamenei’nin Fars Körfezi bölgesine gelerek Aşura deniz
tatbikatlarını takip ettiğini ve İran askeri yönetiminin o tarihten itibaren
adalara yönelik olası kara saldırılarını savunma planlarının öncelikleri
arasına aldığını kaydetti.
Komutana göre İran, o tarihten bu yana her yıl kara
saldırılarına karşı savunma ve saldırı senaryolarına dayalı tatbikatlar
gerçekleştiriyor ve bu planları sahadaki koşullara göre güncelliyor.
“31 yıllık sürekli hazırlıktan söz ediyoruz” diyen komutan,
İran’ın adalarını ele geçirmeye yönelik herhangi bir girişime vereceği
karşılığın “tüm beklentilerin ötesine geçeceği” uyarısında bulundu.
İranlı komutan, böyle bir saldırı durumunda İran’ın yalnızca
adaları geri almaya odaklanmayacağını, aynı zamanda daha önce ortaya konmuş
“kırmızı çizgileri aşacak” benzeri görülmemiş bir karşılık vereceğini vurguladı.
“Böyle bir saldırı başlarsa tarihi bir karşılık bekleyin”
diyen komutan, İran’ın hedef listesindeki “küçük veya büyük hiçbir hedefin güvende
olmayacağını” belirtti.
“Adaların savunmasında
halk da görev alıyor”
İranlı komutan, adaların savunmasının yalnızca düzenli ordu
birliklerine dayanmadığını, bölge halkının da savunma planlarının bir parçası
olduğunu söyledi.
Hürmüz Adası’nı örnek veren komutan, adada özel birliklerin
bulunduğunu ancak güvenliğin önemli bölümünün yerel gönüllüler tarafından
sağlandığını ifade etti.
Komutan, savaşın başlamasının ardından Hürmüz Adası’ndan
ayrılan bazı ailelerin daha sonra geri dönerek savunma çalışmalarına
katıldığını ve gönüllü olmak isteyenlerin sayısının ihtiyaç duyulan personel
sayısının üzerinde olduğunu belirtti.
Bir görev için 100 gönüllüye ihtiyaç duyulması halinde 300
kişinin başvuracağını vurguladı.
İran’ın farklı bölgelerinden bazı kişilerin de ABD güçlerine
karşı “feda” saldırıları düzenlemeye hazır olduklarını söylediğini aktaran
komutan, Tahran’dan gelen bir gazetecinin kendisine ABD gemilerine karşı
kullanılmak üzere sürat teknesi verilmesini istediğini ve geri dönmese dahi
çatışmaya katılmaya hazır olduğunu söylediğini aktardı.
Ancak komutan, mevcut koşullarda İran askeri güçlerinin bu
tür saldırılara ihtiyaç duymadığını, İran’ın sahip olduğu askeri kapasitenin
yeterli olduğunu kaydetti.
İran ordusu ve halkında bu tür savaşma iradesinin güçlü
olduğunu belirten komutan, İran’ın tüm askeri kapasitesinin yok edilmesi ve tek
bir mermisinin dahi kalmaması halinde bile “asıl mücadelenin” başlayacağını
söyledi.
“Hürmüz yalnızca üst
düzey kararla açılır”
İranlı komutan, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasının
yalnızca İran’ın üst düzey yönetiminin vereceği bir kararla mümkün olacağını vurguladı.
Komutan, İran askeri güçlerinin tamamının hayatını
kaybetmesi durumunda dahi Güney İran halkının bölgedeki ABD varlığına karşı
koyacağını ve Hürmüz Boğazı’nı kapalı tutacağını belirtti.
Boğazın ancak Ayetullah Mücteba Hamenei’nin yeniden açılması
yönünde karar vermesi halinde açılacağını söyleyen komutan, İran’ın Hürmüz
konusundaki tutumunun değişmeyeceğini açıkladı.