Hürmüz Boğazı çevresinde art arda yaşanan petrol sızıntıları sonrası Tahran, çevresel zararların tazmini ve boğazın gelecekteki yönetimine ilişkin düzenlemeleri müzakere gündemine taşımaya hazırlanıyor.
YDH- İran ile ABD
arasında Hürmüz Boğazı konusunda devam eden gerilime, İran ve Umman
kıyılarındaki petrol kirliliği de yeni bir boyut ekledi.
Son iki gündür Hürmüz Boğazı'nın girişindeki Qeşm Adası'nın
güney kıyılarında siyah petrol lekeleri tespit edildi. Elde edilen bilgilere
göre kirliliğin kaynağı, 3 Ağustos'ta Hürmüz açıklarında saldırıya uğrayan
Liberya bandıralı bir kuru yük gemisi.
İran Öğrenci Haber Ajansı'nın (ISNA) bildirdiğine göre, Qeşm
Adası'nın güney kıyılarındaki kirliliğin ulaştığı alan yaklaşık 32 bin
metrekare olarak ölçüldü. Geminin hedef alınmasının ardından ortaya çıkan
çevresel etkilerin giderilmesi için temizlik çalışmaları sürüyor.
Bunun yanı sıra Rusya'nın “gölge filosuna” ait bir tankerden
kaynaklanan başka bir petrol sızıntısının da Hürmüz'ün güneyindeki Umman kıyılarına
ulaştığı bildirildi.
30 Haziran'dan bu yana Umman açıklarındaki adaların
yakınında karaya oturan tankerin yaklaşık 130 bin ton ham petrol taşıdığı ve
meydana gelen petrol sızıntısının şu ana kadar 600 kilometrekareden fazla bir
alana yayıldığı aktarıldı.
Tahran çevre
kirliliğini müzakere kartına dönüştürüyor
Tahran'ın petrol kirliliğini siyasi ve hukuki bir baskı
aracına dönüştürmeye hazırlandığı görülüyor.
İran açısından söz konusu kirlilik, yabancı gemi ve
tankerlerin bölgedeki faaliyetlerinin yol açtığı uzun süreli çevresel
tahribatın bir örneğini oluşturuyor. Bu nedenle Tahran, Hürmüz'den yararlanan
ülkelerden “transit geçiş ücreti” ve çevresel tazminat talep edilmesi için
hukuki gerekçe bulunduğunu söylüyor.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai de ABD'nin
bölgedeki askeri varlığı ile Körfez ve Hürmüz Boğazı'ndaki deniz kirliliği arasında
doğrudan bağlantı kurdu.
Bekai, boğazın gelecekteki yönetimine ilişkin yapılacak
düzenlemelerde, su yolundan yararlanan ülkelerin “çevresel zararların telafi
edilmesini” üstlenmesi gerektiğini belirtti.
Bu gelişmeler, İran ile Umman arasında yeni bir denetim
mekanizması oluşturulmasına yönelik görüşmelerin sürdüğü bir döneme denk
geliyor. Görüşmelerin yalnızca güvenlik boyutuyla sınırlı kalmayarak çevrenin
korunması, denizcilik hizmetleri ve organize suçlarla mücadeleyi de kapsaması
planlanıyor.
Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını savaşın ve
ABD'nin deniz ablukasının sona ermesine bağladığı belirtilirken, petrol
kirliliği dosyasını da müzakere masasında ek bir baskı unsuru olarak kullandığı
ifade ediliyor.
İran böylece bir yandan uluslararası toplum karşısındaki
müzakere pozisyonunu güçlendirmeyi, diğer yandan da kendi denetimi altında
oluşturmayı hedeflediği “yeni denizcilik düzeninin” hukuki zeminini hazırlamayı
amaçlıyor.