İran savaşının ABD’nin askeri kapasitesindeki zafiyetleri ve mühimmat stoklarındaki aşınmayı ortaya çıkardığını belirten Foreign Policy, Washington’ın bölgedeki güvenlik garantörlüğünün de giderek sorgulandığını yazdı.
YDH- ABD merkezli
Foreign Policy dergisi, İran savaşının Washington’ın askeri kapasitesine
ilişkin ciddi soru işaretlerini ortaya çıkardığını yazdı.
Dergiye göre savaş, ABD’nin bölgedeki güvenlik
garantörlüğünü zayıflatırken, “İran’ın asimetrik savaş kapasitesi” ve Hürmüz
Boğazı üzerindeki mücadele Washington açısından giderek “daha maliyetli bir tablo”
oluşturuyor.
İran, ABD’nin zayıflıklarını
ortaya çıkarıyor
Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik kapsamlı savaşı öncesinde Rus
ordusunun gücünün büyük ölçüde abartıldığına ilişkin değerlendirmeler
yapılmıştı.
Foreign Policy, İran savaşının da benzer şekilde ABD
ordusunun kapasitesine ilişkin algıları sorgulatmaya başladığını belirtti.
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) liderinin üst düzey
danışmanlarından Tuğgeneral Muhammed Rıza Nakdi, kısa süre önce PBS NewsHour’a
verdiği röportajda, “ABD ordusu bizim düşündüğümüzden daha zayıf”
değerlendirmesinde bulundu.
Dergi, bu açıklamanın propaganda veya psikolojik savaş
olarak görülebileceğini ancak İran savaşının ABD açısından “ciddi
kırılganlıkları” açığa çıkardığının da inkâr edilemeyeceğini belirtti.
ABD’nin güvenlik
garantörlüğü sorgulanıyor
Savaşın, ABD ile ortaklığın güçlü bir güvenlik garantisi
sağlayabileceği yönündeki anlayışı “ciddi biçimde” zayıflattığı ifade edildi.
Ortadoğu ülkelerinin uzun yıllardır, bölgedeki rakiplerinin
saldırılarını caydırmak amacıyla ABD askerlerine ev sahipliği yaptığı
hatırlatılırken, savaşın şubat sonunda başlamasının ardından İran’ın bölge
genelindeki ABD üslerini hedef almaya başladığı belirtildi.
Foreign Policy’ye göre, İran’ın saldırılarını aylar boyunca
sürdürmesi, Körfez ülkelerini ABD askerlerine ev sahipliği yapmanın “değerini”
yeniden değerlendirmeye ve yeni ittifaklar aramaya yöneltti.
Bu kapsamda Suudi Arabistan’ın geçen hafta Türkiye ve
Pakistan ile NATO benzeri bir karşılıklı savunma anlaşmasına katıldığı, Körfez
ülkelerinin ise İran’ın insansız hava araçlarına karşı savunmalarını
güçlendirmek amacıyla Ukrayna’dan yardım aradığı aktarıldı.
Füze stokları
tükeniyor
Dergi, Rusya-Ukrayna savaşında olduğu gibi İran savaşının da
daha zayıf bir aktörün asimetrik savaş yöntemleriyle çok daha güçlü bir orduyu
zorlayabileceğini gösterdiğini belirtti.
ABD ve İsrail’in tekrarlanan saldırılarına rağmen İran’ın
önemli askeri kapasitesini koruduğu ve bölge ülkeleri, ABD güçleri ve Hürmüz
Boğazı’ndaki deniz taşımacılığı açısından tehdit oluşturmaya devam ettiği ifade
edildi.
İran’ın tek yönlü saldırı dronları ve füzelerle düzenlediği
saldırıların ise ABD’nin kritik mühimmat ve silah stoklarını tükettiği, bu
sistemlerin yeniden üretilmesinin hem yüksek maliyetli hem de uzun zaman aldığı
kaydedildi.
ABD’nin savaş boyunca yaklaşık 1.500 Patriot önleyici füzesi
kullandığı ve elinde yaklaşık 1.700 füze kaldığı bildirildi. Bir Patriot
füzesinin yaklaşık 4 milyon dolara mal olduğu ve üretiminin iki yıldan uzun
sürdüğü belirtildi.
ABD ordusunun THAAD önleyici füzelerinin de yaklaşık yüzde
80’ini tükettiği, uzun menzilli hassas füzelerin neredeyse tamamını kullandığı
ve MQ-9 Reaper insansız hava araçlarının yaklaşık dörtte birini kaybettiği
aktarıldı.
Dergiye göre, yönetim kamuoyuna füze sıkıntısı yaşanmadığını
açıklasa da stoklara ilişkin endişeler, Başkan Donald Trump’ın Camp David’de
Savunma Bakanı Pete Hegseth’e tepki göstermesine ve İran’a yönelik yeni bir
büyük çaplı saldırıyı iptal etme kararına katkıda bulunmuş olabilir.
Hürmüz Boğazı savaşın
merkezine dönüşüyor
Foreign Policy, savaşın başlangıcında balistik füze
programının imha edilmesinden İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesine
kadar uzanan çok sayıda hedef bulunduğunu, ancak savaşın artık büyük ölçüde
Hürmüz Boğazı üzerindeki hakimiyet mücadelesine dönüştüğünü belirtti.
Çatışma başladığında açık olan stratejik su yolunun aylardır
büyük ölçüde kapalı olduğu ve bunun küresel enerji piyasaları üzerinde “ağır sonuçlar”
doğurduğu ifade edildi.
Dergi ayrıca, Trump’ın savaşın gerçekliğiyle bağdaşmayan
açıklamalarının “ABD’nin güvenilirliğini” daha da zedelediğini savundu. Trump
son günlerde ABD’nin Hürmüz Boğazı’nı kontrol ettiğini öne sürerken, boğazdan
geçen gemi trafiğinin bu hafta yaklaşık üç ayın en düşük seviyesine gerilediği
belirtildi.
“Statükoyu sürdürmek
ABD’nin zayıflıklarını artırabilir”
Foreign Policy, ortada bir barış anlaşması bulunmadığını ve
Trump’ın İran’ın ekonomik baskı karşısında sonunda geri adım atacağı
düşüncesiyle Tahran’ın sert taleplerini kabul etmeye yanaşmadığını yazdı.
Ancak mevcut durumun sürdürülmesinin “ciddi riskler”
taşıdığı ve bunun İran’ın yanı sıra diğer rakiplerin de ABD’nin ortaya çıkan
kırılganlıklarından yararlanmasına yol açabileceği değerlendirmesinde bulundu.