Reuters'a konuşan uzmanlar, ABD'nin İran'a yönelik yaptırım politikasında daha etkili sonuç almak için Çin'deki bağımsız rafinerileri ve büyük bankaları hedef alabileceğini belirtiyor.
YDH - ABD, binlerce İranlı kişi ve kuruluşa yaptırım uygulamış durumda. Ancak Reuters'a konuşan uzmanlara göre Tahran, yaptırımlarla engellenen yapıların yerine hızla yenilerini kurarak kısıtlamaları aşmayı sürdürüyor.
Uzmanlar bu durumu, deliklerden çıkan köstebeklere hızla vurmayı gerektiren "köstebek vurma" oyununa benzetiyor.
Reuters'ın görüştüğü uzmanlar, ABD'nin İran üzerindeki baskıyı artırmak ve yaptırımlardan daha fazla sonuç almak için başvurabileceği başka seçenekleri de sıraladı.
Bunlardan biri, Çin'deki bağımsız petrol rafinerilerine yaptırım uygulanması. "Teapot", yani "çaydanlık" olarak adlandırılan bu rafineriler, Çin'in petrol işleme kapasitesinin dörtte birini oluşturuyor. Çin, İran'ın ihraç ettiği petrolün yüzde 80'inden fazlasını satın alırken, bu sevkiyatların büyük bölümünü söz konusu bağımsız rafineriler işliyor.
Ancak Reuters'a göre bu tesislerin ABD finans sistemiyle bağlantılarının sınırlı olması, onları ikincil yaptırımlara karşı kısmen korunaklı hale getiriyor.
Büyük Çin bankalarının hedef alınması Pekin'in tepkisini çekebilir
Washington açısından bir diğer seçenek, büyük Çin bankaları üzerindeki baskının artırılması.
ABD Hazine Bakanlığına bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC), İran petrolü karşılığında milyarlarca dolarlık işlemleri gerçekleştirmekle suçlanan Çin ve Hong Kong'daki daha küçük kuruluşlara halihazırda ikincil yaptırımlar uyguladı. OFAC ayrıca iki büyük bankayı uyardı ancak henüz yaptırım listesine almadı.
Uzmanlara göre bu bankaların hedef alınması, daha büyük finans kuruluşlarını İran'la iş yapmaktan caydırabilir. Ancak böyle bir adım Pekin'in karşılık vermesine de yol açabilir. Washington, ABD Başkanı Donald Trump ile Şi Cinping arasında Eylül ayında yapılması muhtemel görüşme öncesinde böyle bir ihtimalden kaçınmak istiyor.
İran'a kara ablukasının uygulanabilirliği tartışmalı
Uzmanların gündeme getirdiği bir başka senaryo, İran'ın komşularının katılımıyla bir kara ablukası oluşturulması.
Böyle bir ablukanın Irak, Türkiye, Pakistan, Azerbaycan, Türkmenistan ve Ermenistan'ı kapsaması öngörülüyor. Reuters'a göre Trump'ın bu ülkelerden bazıları üzerinde kullanabileceği baskı araçları bulunuyor.
Pakistan, 10 milyar dolarlık bir swap hattı talep ederken Türkiye, F-35 programına geri dönmek istiyor. Bu taleplerin Washington'a İslam Cumhuriyeti'nin komşuları üzerinde belirli bir nüfuz sağlayabileceği değerlendiriliyor.
Buna karşılık uzmanlar, böylesi bir kara ablukasının uygulanabilir olduğundan ve İran içinde yönetim üzerinde kayda değer bir baskı yaratacağından kuşku duyuyor.
İkincil tarifelerin önünde hukuki ve siyasi engeller var
Trump, İran'la ticaret yapan ülkelere ikincil gümrük tarifeleri uygulamakla defalarca tehdit etti. Ancak ABD Yüksek Mahkemesi, bu tür önlemlerin dayandığı hukuki zemini ortadan kaldırdı.
Öte yandan ABD Senatosunun kabul ettiği ve Rusya'ya karşı "cehennem yaptırımları" olarak nitelenen tasarı, İran'a yönelik yeni kısıtlamalar da içeriyor. Tasarı yasalaşırsa Trump'a gümrük tarifeleri konusunda yeni yetkiler sağlayacak.
Ancak tasarının henüz Temsilciler Meclisinde oylanması gerekiyor. Reuters, düzenlemeye Demokratların yanı sıra bazı Cumhuriyetçilerin de karşı çıktığını aktarıyor.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Ağustos ortasında yaptığı açıklamada Trump'ın gelecek hafta İran'a karşı yeni önlemler açıklayacağını ve bunların ülkenin ekonomik tecridini "eşi görülmemiş bir düzeye" çıkaracağını söyledi.
Bessent'e göre Trump, Tahran'a karşı "azami ekonomik baskı" politikasının yeniden uygulanması talimatını verdi.
ABD Hazine Bakanı, "Destansı Öfke'den Ekonomik Öfke'ye geçtik" dedi.
Bloomberg de Bessent'in açıklamalarının ardından Tahran'ın deniz ablukasının ve halihazırda yürürlükte bulunan binlerce yaptırımın sonuçlarıyla başa çıkmayı öğrendiğine dikkat çekti.
Bloomberg analistlerine göre Washington'un önündeki başlıca engel, İran ile Çin arasındaki sıkı ekonomik ilişkiler. Bloomberg'in tahminine göre Pekin, İran petrolünün yüzde 90'ından fazlasını satın alıyor.
Bu petrol alımlarını mümkün kılan kuruluşlara yönelik yaptırımlar, Tahran'ın petrol gelirlerini doğrudan azaltabilir. Ancak ABD şimdiye kadar böyle bir adım atmaktan kaçındı.
Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiği ise halen kısıtlı durumda.
İran, 11 Ağustos'ta aracılar üzerinden ABD'ye boğazdaki kısıtlamaların kaldırılması için koşullarını iletti. Tahran'ın talepleri arasında tehditlerin ve çatışmaların sona erdirilmesi, ablukanın ve yaptırımların kaldırılması, uğranılan zararın tazmin edilmesi ve dondurulan varlıkların serbest bırakılması yer aldı.
Trump ise 14 Ağustos'ta İran'la savaşın sona ermesinin ardından Hürmüz Boğazı'nı "Amerikan toprağı" ilan edeceğini söyledi.
İran Dışişleri Bakanlığı buna karşılık Hürmüz Boğazı'nın ele geçirilemeyeceğini belirterek, bunun "ne bir tweet'le ne bir uçak gemisiyle ne bir emir çıkararak ne de bir seçim konuşmasıyla" yapılabileceğini kaydetti.


