Son Dakika
İnşa

Aun: Lübnan’da meşru silah kullanma hakkı yalnızca devlete aittir

31 Ağustos 2026 00:02 Bu sayfayı yazdır

Lübnan Cumhurbaşkanı Jozef Aun, 1701 sayılı Karar’ın uygulanmasına bağlılığını yineleyerek meşru silah kullanma hakkının yalnızca devlete ait olduğunu ve ordunun yetkisinin ülkenin tamamını kapsaması gerektiğini vurguladı.

Aun: Lübnan’da meşru silah kullanma hakkı yalnızca devlete aittir
Aun: Lübnan’da meşru silah kullanma hakkı yalnızca devlete aittir YDH
Yazı boyutu
100%
2 dk okuma

YDH ― Lübnan Cumhurbaşkanı Jozef Aun, “1701 sayılı Kararın uygulanması çerçevesinde” meşru silah kullanma hakkının yalnızca Lübnan devletine ait olduğuna dair “sarsılmaz bağlılığını” bir kez daha vurguladı.

İmam Seyyid Musa el-Sadr ile iki yol arkadaşı Şeyh Muhammed Yakub ve gazeteci Abbas Bedreddin'in ortadan kayboluşlarının 48. yılı münasebetiyle konuşan Aun, İmam Seyyid Musa es-Sadr davasının diplomatik ve hukuki yollarla takipçisi olacağının sözünü verdi.

Cumhurbaşkanı Aun, zamanın aşındıramayacağı bu emanete sahip çıkmak adına devletin, davayı elindeki tüm diplomatik ve hukuki imkânları seferber ederek hem ikili hem de uluslararası düzeyde takip etmeyi sürdüreceğini belirtti ve ekledi:

“İmam Seyyid Musa el-Sadr’ın kayboluşunun üzerinden tam 48 yıl geçti; ancak davası, hâlâ aydınlatılmayı bekleyen ulusal ve insani bir mesele olarak güncelliğini koruyor. Bizler, devlet ve tüm kurumlarımızla, onun ve iki yoldaşının akıbetine dair tüm gerçeklerin gün yüzüne çıkarılmasını ısrarla talep ediyoruz.”

İmam Sadr’ın, ülkenin güneyinin “unutulmuş bir bölge” veya bir pazarlık kozu hâline getirilmesine asla göz yummadığını da sözlerine ekleyen Aun, İmam’ın, Lübnan devletini Güney'i ve oradaki halkı koruma sorumluluğunu eksiksiz bir biçimde üstlenmeye çağırdığını hatırlatarak şu görüşünü aktardı:

“Vatan toprağını savunacak tek meşru güç, devletin elindeki silahtır. Güvenlik ise bir kesimin omuzlarına diğerinden daha fazla yüklenemeyecek kadar ortak ve milli bir sorumluluktur.”

Aun sözlerine şöyle devam etti:

“İmam Sadr, alışılagelmiş anlamda yalnızca bir din adamı değildi; o, aynı zamanda devletin öncüsü, tek ve birleşik bir Lübnan idealine inanan bütünleştirici bir milli şahsiyetti. Mezhepçiliği ve dini ayrımcılığı toplumu bölen birer araç olarak görüp reddetti; bunların yerine, bir arada yaşamanın yegâne temeli olan gerçek vatandaşlık bilincini savundu.”

Cumhurbaşkanı Aun, vurgusunu şu sözlerle derinleştirdi:

“Tıpkı İmam Sadr’ın tehlike karşısında güneyini sahipsiz bırakmayan ve halkını koruyan bir devletin özlemini çekmesi gibi, Lübnan devleti de tam egemenliğinin teminatı olarak gördüğü 1701 sayılı Karar'ın uygulanmasına sıkı sıkıya bağlıdır. Meşru silah taşıma hakkının münhasıran devlete ait olduğu ve ordumuzun yetkisinin vatanın her karış toprağına yayılması gerektiği gerçeğini bir kez daha yineliyoruz.”

Aoun, konuşmasını şu ifadelerle noktaladı:

“Bugün İmam Seyyid Musa es-Sadr’ı ve yol arkadaşlarını anarken, onun uğruna mücadele ettiği değerlerin bize rehberlik edeceğine dair sözümüzü yineliyoruz. Ulusal birlik, güçlü ve adil bir devlet; ordusuyla, güvenlik güçleriyle, halkının sarsılmaz iradesi ve devletin kudretiyle korunan bir Güney ideali… Tüm bu değerler, hep birlikte inşa etmeye çabaladığımız ulusal diriliş yolumuzda fenerimiz olmaya devam edecektir.”

İlgili Haberler