Son Dakika
İnşa

Uzman: Ali et-Tahir Tepesi’ndeki gerçeklik propaganda anlatısından farklı

04 Eylül 2026 14:57 Bu sayfayı yazdır

İranlı uluslararası meseleler uzmanı Seyyid Rıza Sadr el-Hüseyni, İsrail güçlerinin Lübnan’ın güneyindeki Ali et-Tahir Tepesi’ni ele geçirme girişimlerini, bölgenin askerî konumunu, tünel hattına yönelik riskleri ve olası İsrail kontrolünün sahadaki siyasi sonuçlarını değerlendirdi.

Uzman: Ali et-Tahir Tepesi’ndeki gerçeklik propaganda anlatısından farklı
Uzman: Ali et-Tahir Tepesi’ndeki gerçeklik propaganda anlatısından farklı YDH
Yazı boyutu
100%
4 dk okuma

YDH ― Lübnan’ın güneyindeki Ali et-Tahir Tepesi, İsrail güçlerinin son saatlerde ve günlerde ele geçirmek için yoğun çaba gösterdiği bölgeler arasında yer alıyor.

Uluslararası meseleler uzmanı Seyyid Rıza Sadr el-Hüseyni, tepenin son durumunu değerlendirirken İsrail’in çatışmaların devam ettiği süreçte bölgeye yönelik askerî girişimlerini ve olası bir kontrolün sahadaki sonuçlarını ele aldı.

Tepenin coğrafi ve askerî konumu

Sadr el-Hüseyni, Ali et-Tahir Tepesi’nin coğrafi ve askerî açıdan dikkate değer bir konuma sahip olduğunu söyledi.

Tepenin yüksek kesimlerinden Nebatiye bölgesinin ve Nebatiye kentinin önemli bir bölümünü gözetlemenin mümkün olduğunu belirten Sadr el-Hüseyni, tepenin işgal altındaki toprakların bazı bölgelerine de fazla uzak olmadığını ifade etti.

Sadr el-Hüseyni, bu nedenle bölgenin Hizbullah tarafından bazı ateş ve operasyonların gerçekleştirilmesinde kullanılabileceğini söyledi.

İsrail’in tepeyi ele geçirme girişimleri

Sadr el-Hüseyni, Ali et-Tahir Tepesi’nin önemini son aylarda doğal konumunun ötesinde artıran asıl unsurun, İsrail rejiminin burayı ele geçirmek için defalarca girişimde bulunması ve her seferinde başarısız olması olduğunu söyledi.

İsrail güçlerinin bölgeyi kontrol altına almak için son derece ağır bir ateş gücü kullandığını belirten Sadr el-Hüseyni, bu saldırılar arasında yoğun bombardıman, füze saldırıları ve yakın mesafeden gerçekleştirilen nokta atışı topçu ateşinin de bulunduğunu kaydetti. Buna rağmen İsrail güçlerinin hedeflerine ulaşmakta ciddi güçlüklerle karşılaştığını söyledi.

Propaganda anlatısı ile sahadaki gerçeklik

Sadr el-Hüseyni, yaşananların medya ve propaganda alanında Ali et-Tahir Tepesi’nin stratejik önemine ilişkin özel bir imajın oluşmasına yol açtığını belirtti. Bu anlatılarda tepenin coğrafi konumunun yanı sıra geniş bir tünel ağı bulunduğu, stratejik silahların konuşlandırıldığı ve hatta bu yükseltilerin altında özel kuvvetlerin bulunduğu yönündeki iddiaların da öne çıkarıldığını söyledi.

Sadr el-Hüseyni, “Sahadaki gerçeklik, bu propaganda imajından kayda değer ölçüde farklıdır,” dedi.

İsrail’in saldırgan güçlerinin yoğun ateş gücüne rağmen bu tepeyi korumakla görevli Lübnan direniş güçlerinin sayısının sınırlı olduğunu belirten Sadr el-Hüseyni, tepenin altındaki tünellerde de oluşturulan propaganda atmosferinin aksine ne kayda değer miktarda stratejik silah bulunduğunu ne de İsrail medyasının ima ettiği ölçekte özel kuvvetlerin yer aldığını söyledi.

Olası İsrail kontrolünün siyasi boyutu

Sadr el-Hüseyni, Siyonist rejimin askerî güçlerinin nihayetinde tepeye veya buradaki bazı tünellere girmeyi başarması hâlinde, bu adımın geniş kapsamlı bir medya ve propaganda çalışmasıyla kamuoyuna sunulmasının bekleneceğini söyledi.

Netanyahu hükümetinin de böyle bir gelişmeden siyasi ve seçim amaçları doğrultusunda yararlanmaya çalışacağını belirtti.

Tünellere giriş İsrail için risk taşıyor

Bölge meseleleri uzmanı, İsrail güçlerinin tepenin altındaki tünellere girmesinin de rejim açısından ciddi kaygı ve endişeleri beraberinde getirdiğini söyledi.

Sadr el-Hüseyni, İsrail’in askerî anlatılarında bu bölgede özel kuvvetlerin, hatta İran güçlerinin bulunma ihtimalinden söz edildiğini belirtti. Ayrıca tünel girişlerinin mayınlanmış, tuzaklarla donatılmış ve çeşitli patlayıcı maddelerle teçhiz edilmiş olabileceğinin düşünüldüğünü söyledi.

Bu değerlendirmenin, İsrail güçlerinin tünellere doğrudan girmesini son derece riskli bir operasyona dönüştürdüğünü ifade etti.

Çevredeki yükseltiler tehdidi sürdürüyor

Sadr el-Hüseyni, bir diğer önemli etkenin çevredeki yükseltilerin coğrafi durumu olduğunu söyledi. Ali et-Tahir Tepesi’nin iki yanında, bölgeye hâkim olan ve tepeye konuşlanmak veya tünellerine girmek isteyen güçlere karşı yoğun ateş açılmasını mümkün kılabilecek iki tepenin bulunduğunu belirtti.

Sadr el-Hüseyni, dolayısıyla İsrail komandolarının bu bölgeye girmesinin dahi tehdidin sona erdiği anlamına gelmeyeceğini söyledi. Çevredeki yükseltilerden ateş açılması ihtimalinin hâlâ mevcut olduğunu vurguladı.

Hizbullah’ın tarihsel deneyimi

Sadr el-Hüseyni, nihai değerlendirmede tarihsel ve stratejik bir hususun da dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Lübnan Hizbullahı’nın işgale karşı koymak ve Lübnan’ın toprak bütünlüğünü korumak amacıyla faaliyetlerine başladığı dönemde Siyonist rejimin güçlerinin Beyrut sokaklarında bulunduğunu hatırlattı.

Ancak daha sonra Lübnan’ın işgal altındaki topraklarının büyük bölümünün, direniş ve verilen bedeller sonucunda özgürleştirildiğini söyledi.

‘Tek bir tepenin ele geçirilmesi savaşın sonucu değil’

Bölge meseleleri uzmanı sözlerini, Hizbullah’ın biriktirdiği deneyimin Ali et-Tahir Tepesi gibi tek bir coğrafi noktanın olası şekilde ele geçirilmesinin dahi tek başına savaşın nihai sonucu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini gösterdiğini belirterek tamamladı.

Sadr el-Hüseyni, bu yükseltilerin olası şekilde ele geçirilmesinin ardından sahada yaşanacak gelişmelerin ve direnişin vereceği tepkinin niteliğinin denklemi yeniden değiştirebileceğini söyledi.

Bu gelişmelerin koşulları “Lübnan halkının lehine, Siyonist rejimin aleyhine çevirebileceğini” ifade etti.

İlgili Haberler