Son Dakika
İnşa

Ali et-Tahir’de İsrail’in anlattığı ile sahadaki tablo örtüşmüyor

04 Eylül 2026 15:18 Bu sayfayı yazdır

İsrail’in Ali et-Tahir Tepeleri’nde “operasyonel kontrol” sağladığı yönündeki iddialarına karşı el-Ahbar gazetesi, bölgedeki yeraltı yapılarına ve çatışmalara ilişkin farklı bir tablo ortaya koydu.

Ali et-Tahir’de İsrail’in anlattığı ile sahadaki tablo örtüşmüyor
Ali et-Tahir’de İsrail’in anlattığı ile sahadaki tablo örtüşmüyor YDH
Yazı boyutu
100%
3 dk okuma

YDH ― Dün İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, ofisinden yayımladığı video kaydında Ali et-Tahir Tepeleri üzerinde “operasyonel kontrol” sağlandığını iddia etti.

Netanyahu, operasyonu, İsrail’in Güney Lübnan’da “güvenlik bölgesi” olarak adlandırdığı alan üzerindeki kontrolünü pekiştiren bir askeri başarı olarak sundu.

İsrail’in açıklamasına göre Hizbullah savaşçıları iki yeraltı tünelinden çıkarıldı; bazıları öldürülürken diğerleri bölgeden ayrıldı.

haber-41644-hikaye-koyu

Ancak bu anlatım, özellikle Ali et-Tahir tepelerinin altında bulunan yapıların niteliği ve direnişin uğradığı kayıpların boyutuna ilişkin ifadeler bakımından, el-Ahbar’ın tepede ve çevresinde yaşananlara dair ulaştığı bilgilerle kökten farklılık gösteriyor.

Bu bilgilere göre Ali et-Tahir Tepesi’nin altında, düşmanın iddia ettiği gibi, ele geçirildiğinde bölgedeki tüm altyapının kontrolünü sağlayacak tek bir tesis ya da belirli bir giriş ve çıkışı bulunan tek bir mağara bulunmuyor.

Tepenin altında birbirine bağlanan ve iç içe geçen yapılardan oluşan bir sistem yer alıyor.

Dolayısıyla düşmanın bu yapılardan birine, hatta birkaçına ulaşması, diğerlerine erişebileceği anlamına gelmiyor.

Bu durum, düşmanın tesislerden birini terk eden çok sayıda savaşçıya ilişkin anlatısını, ileri sürdüğü “mutlak İsrail zaferi” iddiasından farklı bir çerçeveye oturtuyor.

Kuşatma altındaki bir tesisi terk eden savaşçı, tepenin geneline yayılan tesisler ağı içerisinde nasıl geri döneceğini ve nasıl hareket edeceğini biliyor.

Bu nedenle bir savaşçının belirli bir noktadan ayrılması, direnişin söz konusu ağdaki varlığının sona erdiği anlamına gelmiyor.

Dolayısıyla Ali et-Tahir’in hikâyesi, düşmanın son açıklamasıyla başlamış değil.

Savaş sırasında tepelerdeki tesislerde personel, komutanlar, bilgisayarlar ve silahlar bulunuyordu.

haber-44212-facebook-yan

O dönemde direnişçiler, Ali et-Tahir’in eteklerine kadar ulaşması ve Nebatiye kentine doğru ilerlemesi muhtemel İsrail saldırısını bekliyordu.

Saldırı burada kesin biçimde püskürtüldü.

Raporlara göre “çatışma sırasında düşman askerlerinden oluşan bir bölüğün tamamı vuruldu ve aralarında kayıplar yaşandı.”

Bu, Netanyahu’nun “İsrail askerlerine yönelik suç teşkil eden bir saldırı” olarak nitelendirdiği ilk saldırıydı.

Ancak çatışmalar bununla sona ermedi. Sonrasında tekrarlanan sızma girişimleri ve tepede yaşanan çatışmalar devam etti.

Tüm bu çatışmalara ilişkin mevcut bilgilere göre düşmanın verdiği kayıplar, Ali et-Tahir’de direnişin yaptığı fedakârlıklardan çok daha fazlaydı.

haber-44232-instagram-serit

Buradaki rakamlar da düşmanın bugün ortaya koyduğu anlatıyla çelişiyor.

İsrail, bölgede düzinelerce direnişçiyi öldürdüğünü iddia ediyor.

Ancak el-Ahbar’ın aktardığı bilgilere göre yalnızca iki Filistinli hayatını kaybederken, düzinelerce İsrail askeri öldü veya yaralandı.

Ali et-Tahir’de yaşananlar, yalnızca bir tesisin ya da tepenin kontrolü için verilen mücadele açısından ele alınmamalı.

Buradaki gelişmeler, İsrail’in devam eden toprak gaspı meselesini yeniden gündeme taşıyor.

Bu açıdan bakıldığında Ali et-Tahir’de yaşananlar, Mansouri, Haris ve sürekli toprak işgaline maruz kalan diğer bölgelerde yaşananlardan ayrı değerlendirilemez.

Dolayısıyla bu yola yeniden girmek yalnızca Ali et-Tahir Tepesi’yle ilgili değil. Aynı zamanda Lübnan ile direniş eksenindeki güçler arasındaki ortak eylem stratejisinin yeniden etkinleştirilmesiyle de ilgili.

Söz konusu strateji, ABD ve İsrail’in Lübnan’daki siyasi gücü ele geçirerek direnişi siyasi açıdan tasfiye etmeye ve tarafların yollarını ayırmaya yönelik girişimlerinden önce, direnişin savaşa girdiği dönemde benimsediği stratejiydi.

İlgili Haberler