İsrail'in “Refah Koridoru” planında Türkiye ve İran hedefte
Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru'nun İsrail'i Hindistan, Körfez ve Avrupa arasındaki ticaretin merkezine taşırken, Türkiye ve İran projenin önündeki başlıca engeller arasında gösterildi.
YDH- Israel Defense'ta yayımlanan analizde, Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru'nun (IMEC) İsrail açısından yalnızca alternatif bir ticaret güzergâhı değil, “İran'ı devre dışı bırakacak, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi'ne rakip olacak ve Türkiye'nin geliştirdiği alternatif koridorların önünü kesecek stratejik bir proje “olarak değerlendirilmesi gerektiği savunuldu.
İsrailli askeri analist Ehud Eilam tarafından kaleme alınan yazıda, Hürmüz Boğazı'nda devam eden gerilimin IMEC'in önemini artırdığı belirtilirken, “Washington'a projeyi siyasi ve ekonomik olarak sahiplenmesi ve Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın ABD Başkanı Donald Trump üzerindeki etkisinin projeyi sekteye uğratmasına izin vermemesi” çağrısı yapıldı.
Eilam, Demokratlar ile Cumhuriyetçiler arasındaki görüş ayrılıklarına rağmen “Ortadoğu'da istikrarın sağlanması” ve Çin'le rekabet konusunda Washington'da ortak bir zemin bulunduğunu belirterek IMEC'in bu iki hedefe birden hizmet edebileceğini savunuyor.
Bu çerçevede koridorun, Çin'in devasa Kuşak ve Yol Girişimi'ne Washington öncülüğünde geliştirilecek rakip bir “jeoekonomik proje” haline getirilebileceği belirtiliyor.
Washington'a “Erdoğan'ı engelle” çağrısı
Analizin en dikkat çekici bölümlerinden birini Türkiye oluşturuyor.
Eilam, Erdoğan'ın IMEC'e rakip olabilecek ulaşım projeleri geliştirdiğine dikkat çekerek “Trump ile Erdoğan arasındaki yakın ilişkinin İsrail açısından risk oluşturabileceğini” açıkça ifade ediyor.
“Başkan Trump'ın, IMEC'e rakip olacak projeler geliştiren Erdoğan'la iyi ilişkileri var.” diyen Eilam, bu nedenle koridorun Trump rejimi açısından taşıdığı önemin ABD başkanına anlatılması gerektiğini savunuyor.
İsrailli analist, böylece Erdoğan'ın Trump üzerindeki nüfuzunu kullanarak IMEC'i engellemesine izin verilmemesi gerektiğini belirtiyor.
Bu yaklaşım, “IMEC etrafındaki rekabetin yalnızca İran veya Çin'le sınırlı olmadığını, Türkiye'nin geliştirdiği alternatif ticaret güzergâhlarının da İsrail açısından doğrudan rakip olarak görüldüğünü” ortaya koyuyor.
Nitekim IMEC'in geleceğine ilişkin tartışmalarda “Türkiye ve Suriye üzerinden Avrupa'ya ulaşacak, İsrail'i devre dışı bırakan alternatif güzergâhlar” son dönemde daha fazla gündeme geliyor.
Foreign Policy de temmuz ayında Suudi rejiminin IMEC'in güzergâhından İsrail'i çıkararak hattı Ürdün, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya ulaştırabilecek alternatifleri değerlendirdiğini aktarmıştı.
BAE'ye daha fazla güveniliyor
Birleşik Arap Emirlikleri'nin ise İsrail'le işbirliği konusunda Suudi Arabistan'dan “daha esnek ve enerjik” davranabileceği değerlendirmesi yapılıyor.
Bununla birlikte BAA ile Suudi rejimi arasındaki, ekonomik alana da yayılan rekabetin bütün IMEC projesini sarsabileceği, hatta çökmesine yol açabileceği uyarısında bulunuluyor.
Projenin geçeceği “Arap ülkelerinin iç istikrarı da İsrail açısından yakından izlenmesi gereken bir başka başlık” olarak gösteriliyor.
Özellikle Ürdün'ün ekonomik sorunlarına dikkat çeken Eilam, Trump rejimi ve sonraki ABD yönetimlerinin Amman'a ekonomik yardımları sürdürmeye teşvik edilmesini istiyor.
Bu yardımların en azından IMEC'in Ürdün ekonomisini güçlendirecek düzeye gelmesine kadar devam etmesi gerektiğini savunuyor.
Dolayısıyla Ürdün'e sağlanan Amerikan ekonomik desteği de yalnızca Amman'ın istikrarının korunması açısından değil, “İsrail'in dahil olduğu ticaret koridorunun güvenliği açısından” değerlendiriliyor.
Irak ve Suriye güvenilir alternatifler olarak görülmüyor
İsrail açısından Türkiye ve İran dışında Irak ile Suriye üzerinden geçebilecek alternatif güzergâhlar da değerlendiriliyor.
Ancak Irak'ın ciddi iç sorunları ve kırılgan siyasi yapısının ülkeye alternatif bir güzergâh olarak yatırım yapılmasını zorlaştırdığı ileri sürülüyor.
Bununla birlikte Washington'un 2003'ten bu yana Irak'a yaptığı devasa yatırım nedeniyle ülkenin tamamen kaybedilmesine izin vermek istemeyeceği belirtiliyor.
Suriye'nin de “Refah Koridoru”na alternatif bir güzergâhın parçası olabileceği kabul ediliyor ancak Şam'daki HTŞ rejiminin son derece kırılgan olduğu savunuluyor.
Eilam, HTŞ rejiminin beklenmedik biçimde çökebileceğini ileri sürerken, Colani’nin çok sayıda düşmanı bulunduğunu ve suikasta uğraması halinde ülkenin yeniden istikrarsızlığa sürüklenebileceğini örnek gösteriyor.
Bu nedenle Suriye'nin uzun vadeli bir ticaret güzergâhının güvenilir ayağı olarak görülmesinin zor olduğu öne sürülüyor.
İlgili Haberler
İsrail, Filistin Yönetimi'ne “topyekûn savaş” ilan etti
07 Eylül 2026 13:07
The Guardian: İsrail'in etnik temizlik planları neden ciddiye alınmıyo…
07 Eylül 2026 12:28
PayPal, İsrail'de 70 çalışanını işten çıkarıyor
07 Eylül 2026 12:08
İsrail'den çok cepheli savaş senaryosuna sürpriz tatbikat
07 Eylül 2026 09:20
