Son Dakika
İnşa

Foreign Policy: İsrail silah satışını siyasi nüfuza çeviriyor

13 Eylül 2026 12:57 Bu sayfayı yazdır

İsrail’in Yunanistan, BAE ve Hindistan’la geliştirdiği savunma ortaklıklarının, Tel Aviv’e uluslararası yalnızlığını aşmak ve yeni ittifaklar kurmak için önemli bir diplomatik araç sağladığı belirtildi.

Foreign Policy: İsrail silah satışını siyasi nüfuza çeviriyor
Foreign Policy: İsrail silah satışını siyasi nüfuza çeviriyor YDH
Yazı boyutu
100%
4 dk okuma

YDH- Foreign Policy yazarı Anchal Vohra, İsrail’in Gazze savaşı nedeniyle uluslararası alanda giderek yalnızlaşırken, silah ve hava savunma sistemlerine duyulan talebi yeni siyasi ve stratejik ortaklıklar kurmak için kullandığını yazdı.

Vohra, Yunanistan’la kısa süre önce açıklanan 3,5 milyar dolarlık savunma anlaşmasının üç yıldır farklı cephelerde savaşan İsrail ekonomisine önemli bir gelir sağlayacağını ancak anlaşmanın Tel Aviv açısından ekonomik boyutunun çok ötesinde anlam taşıdığını belirtti.

Analize göre İsrail açısından savunma anlaşmaları, uluslararası alandaki yalnızlığını kırmanın ve kendisine yeni müttefikler bulmanın en güvenilir araçlarından biri haline geldi.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, şubat ayında İsrail, Kıbrıs, Yunanistan ve Hindistan’ın yanı sıra isimlerini açıklamadığı bir Arap ve bir Afrika ülkesinden oluşacak “altılı bir ittifak” tasavvurunu açıklamıştı. Arap ülkesinin Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) olduğu tahmin ediliyor.

Netanyahu, söz konusu yapının İran ve müttefikleri ile Türkiye, Katar ve Suriye'nin oluşturduğunu iddia ettiği bölgesel eksenlere karşı kurulmasını hedeflediğini söylemişti.

Ancak Vohra’ya göre Netanyahu’nun istediği altılı ittifak henüz ortaya çıkmış değil. Bunun yerine İsrail’in çevresinde ikili savunma anlaşmalarından oluşan parçalı bir ağ şekilleniyor.

Bu ağın ekonomik ayağını ise Hindistan’dan başlayarak BAE üzerinden İsrail ve Yunanistan’a ulaşması planlanan Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) oluşturabilir. Projenin hayata geçip geçmeyeceği ve Suudi yönetiminin projeye bağlılığını sürdürüp sürdürmediği ise belirsizliğini koruyor.

İsrailli stratejistlerin hesabına göre söz konusu ülkelerin İsrail yapımı savunma sistemlerine duyduğu ihtiyaç, Tel Aviv’e yalnızca ekonomik değil diplomatik nüfuz da kazandırabilir.

Vohra, bu yaklaşımın ülkelerin Filistin meselesindeki tutumlarından bağımsız olarak güvenlik ve ulusal çıkarlarını önceliklendirdiğini gösterdiğini belirtti.

Yunanistan’la yapılan 3,5 milyar dolarlık anlaşmanın, seçimler öncesinde siyasi geleceği için mücadele eden Netanyahu açısından da önem taşıdığı ifade edildi. Vohra’ya göre Netanyahu böylece, İsrail’in geleneksel destek merkezlerinde zemin kaybettiği bir dönemde başka bölgelerde yeni ortaklar kazandığını İsrail kamuoyuna gösterebilir.

Türkiye “ortak kaygıya” dönüşüyor

Analize göre İsrail’in Yunanistan, Hindistan ve BAE ile geliştirdiği savunma ilişkilerinde ortak noktalardan biri Türkiye’nin bölgesel ve askeri yükselişine ilişkin kaygılar.

Yazara göre, İsrail, HTŞ rejiminin Türkiye’ye Suriye’deki askeri varlığını genişletme imkânı vermesinden endişe ederken, Hindistan Ankara’nın Pakistan’la yakın ilişkilerini tehdit olarak değerlendiriyor. BAE ise Türkiye’nin Müslüman Kardeşler ve siyasal İslam'a yönelik yaklaşımından uzun süredir rahatsızlık duyuyor.

Yunanistan açısından da Türkiye’yle uzun süredir devam eden siyasi ve askeri anlaşmazlıkların yanı sıra Türk savunma sanayisinin büyümesi önemli bir faktör olarak öne çıkıyor.

İsrail-Yunanistan anlaşması kapsamında Tel Aviv, Atina’ya “Davud’un Sapanı” ve Barak MX sistemleri ile radarlar sağlayarak çok katmanlı bir hava savunma ağı kurulmasına katkıda bulunacak.

Yunanistan resmi açıklamalarında Türkiye’nin adını anmazken, Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin Savunma Bakanı Vasilis Palmas, Yunanistan, İsrail ve Kıbrıs arasındaki hava savunma işbirliğine ilişkin, “Açık ve net olmak gerekirse, kastettiğimiz şey üç ülkenin de Türkiye’den kaynaklanan bir tehditle karşı karşıya olmasıdır.” dedi.

İsrail’in eski Ulusal Güvenlik Danışman Yardımcısı Eran Lerman da Kıbrıs ve Yunanistan’la askeri ilişkilerin İsrail açısından Avrupa’da siyasi ortaklar edinmenin aracı olduğunu belirterek, “Her şeyden önemlisi Avrupa’da dost bulmakla ilgili. Avrupa’da dostlara ihtiyacımız var.” ifadelerini kullandı.

BAE'nin İsrail'e askeri bağımlılığı artıyor

Vohra, İsrail’in savunma ortaklıkları ağının diğer önemli ayağının BAE olduğunu belirtti.

Gazze’de yaşananlara rağmen “İbrahim Anlaşmaları”na bağlılığını sürdüren BAE’nin, İran’la savaş sırasında İsrail’in hava savunma sistemlerine giderek daha fazla bağımlı hale geldiği ifade edildi.

Foreign Policy’ye göre İran’ın 500’den fazla balistik füze ve yaklaşık 2 bin İHA ile hedef aldığı BAE’ye İsrail tarafından Demir Kubbe bataryaları gönderildi ve sistemlerin işletilmesi için onlarca İsrailli askeri personel sevk edildi.

BAE ayrıca İran misillemelerine karşı İsrail yapımı gözetleme ve lazer tabanlı hava savunma sistemleriyle savunmasını güçlendirdi.

Vohra, ABD’nin İran savaşı sırasında Patriot ve THAAD önleyici füze stoklarının yaklaşık yarısını tüketmesinin BAE’nin İsrail’e olan bağımlılığını daha da artırdığını yazdı.

Hindistan'la ortak silah üretimi

İsrail’in en kapsamlı savunma ortaklıklarından birinin ise Hindistan’la kurulduğu belirtildi.

İki ülkenin ortak geliştirdiği Barak-8 hava savunma sistemi, askeri işbirliğinin temel unsurlarından birini oluştururken, Hindistan ordusu Pakistan ve Çin sınırlarında da İsrail yapımı keşif ve gözetleme sistemlerinden yararlanıyor.

Vohra’ya göre Narendra Modi döneminde İsrail-Hindistan ilişkilerinin temelinde savunma işbirliğinin yanı sıra Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) projesi de bulunuyor.

Hindistan iki devletli çözümü desteklediğini açıklamayı sürdürse de Filistin yanlısı çevreler, İsrail’le savunma ve normalleşme ilişkilerinin genişletilmesinin Tel Aviv üzerindeki baskıyı azalttığını ve Filistin devletinin kurulmasına yönelik teşvikleri zayıflattığını savunuyor.

Vohra, dünyada çatışmaların ve ülkeler arasındaki güvenlik kaygılarının arttığı bir dönemde İsrail’in özellikle hava savunma teknolojilerine yönelik talebin yüksek kalmasının beklendiğini belirtti.

İsrailli emekli Tuğgeneral Sasson Haddad da İsrail’in kritik askeri teknolojilerini yalnızca güvendiği ülkelere sunduğunu belirterek, Filistinlilerle müzakerelerde ilerleme sağlanmasa veya savaş devam etse bile bu ilişkilerin sürdürülebileceğini söyledi.

Foreign Policy yazarı, analizin sonunda temel sorunun İsrail’in savunma ortaklarının sahip oldukları nüfuzu Tel Aviv’i kalıcı bir barışa zorlamak için kullanıp kullanmayacağı ya da kendi güvenlik ihtiyaçları nedeniyle İsrail’e giderek daha bağımlı hale gelip gelmeyecekleri olduğunu vurguladı.

İlgili Haberler