Washington Post: Yemen’in zaferi İran’a stratejik avantaj sağladı
Yemen ordusunun Babülmendep’te hakimiyetini pekiştirmesi, İran’a ABD üzerindeki ekonomik baskıyı artıracak yeni bir koz kazandırdı.
YDH- Washington Post yazarları Gerry Shih ve Sammy Westfall, Yemen ordusunun Kızıldeniz kıyısındaki hızlı ilerleyişinin İran’ın ABD’ye karşı yürüttüğü ekonomik yıpratma savaşındaki elini güçlendirdiğini yazdı.
Yazarlar, ilerleyişin İran’a Hürmüz Boğazı’ndan daha geniş bir küresel ticaret hacmine sahip Babülmendep üzerinde baskı kurma imkânı sağladığını vurguladı.
Analizde, Yemen güçlerinin geçen hafta Muha ve Zübab kıyı kentlerinin yanı sıra Meyyun (Perim) Adası’nı ele geçirerek Kızıldeniz’in girişindeki Babülmendep Boğazı üzerindeki hakimiyetini pekiştirdiği belirtildi.
Tel Aviv Üniversitesi bünyesindeki Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsünden eski İsrail askerî istihbarat analisti Dennis Citrinowicz, ilerleyişi İran ve Yemen açısından “büyük ve neredeyse eşi görülmemiş bir stratejik başarı” olarak nitelendirdi.
Citrinowicz, Tahran’ın ABD’yle çatışmasının ekonomik maliyetini yükseltmeye çalıştığı bir dönemde Yemen ordusunun ilerleyişinin İran’a önemli bir ilave baskı aracı kazandırdığını söyledi.
Küresel deniz ticaretinin yüzde 8,7’si Babülmendep’ten geçiyor
Birleşmiş Milletlerin 2023 verilerine göre dünya deniz ticaretinin yüzde 8,7’si Babülmendep Boğazı’ndan geçiyor. Bu oran otomobil ve konteyner taşımacılığında yüzde 20’ye, petrol ürünlerinde yüzde 15’e, ham petrolde ise yüzde 13’e ulaşıyor.
Analizde, toplu yüklerden mamul ürünlere ve enerji kaynaklarına kadar geniş bir ticaret hacminin bu güzergâhtan taşındığı, dolayısıyla geçişlerin aksamasının küresel sonuçlar doğuracağı ifade edildi.
Doğusunda Fars Körfezi, batısında Kızıldeniz bulunan Suudi rejiminin ise Hürmüz ve Babülmendep arasında sıkıştığı belirtildi.
Yemen ordusunun Babülmendep’teki konumunu güçlendirmesi ve İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki denetimi, Washington’a karşı aynı anda birden fazla deniz güzergâhı üzerinden ekonomik baskı kurulabilmesi anlamına geliyor.
Washington Post’a göre, altı aydır devam eden İran savaşı ve yükselen enerji fiyatları, 3 Kasım’daki ara seçimlere iki aydan az süre kala ABD Başkanı Donald Trump ile Kongredeki Cumhuriyetçiler üzerindeki baskıyı artırıyor.
Yemen ordusunun ilerleyişi sırasında petrolün varil fiyatı 100 doların üzerine çıktı ve mayıs ayından bu yana görülen en yüksek seviyelerde kaldı.
Suudi destekli Yemen yönetiminden ismi açıklanmayan bir yetkili, Sanaa hükümetine bağlı Yemen ordusunun Babülmendep’e hâkim olduğu cuma gününü “İran’ın savaşı gerçekten kazanmaya başladığı ilk gün” olarak nitelendirdi.
Suudi rejiminin alternatif petrol hattı da vuruldu
Analizde, Irak topraklarından fırlatılan İHA’ların aynı hafta Suudi rejiminin Doğu-Batı petrol boru hattını vurmasının Tahran’ın bölgesel baskı imkânlarını daha da artırdığı belirtildi.
Günde 7 milyon varile kadar petrolü ülkenin doğusundan Kızıldeniz’e taşıyabilen hat, Suudi rejiminin Hürmüz Boğazı’na başlıca alternatifini oluşturuyordu.
ABD’li piyasa stratejisti Rob Haworth, saldırının enerji sevkiyatlarının ister denizden ister boru hatlarıyla yapılsın ne kadar savunmasız olduğunu gösterdiğini belirtti.
Washington Post, Yemen’deki ilerleyiş ile boru hattına yönelik saldırının eş zamanlı gerçekleşmesinin İran’la Iraklı ve Yemenli güçler arasında koordinasyon bulunduğu izlenimi yarattığını ileri sürdü. Ancak analizde bu yönde somut bir kanıt sunulmadı.
Haworth, ABD’nin Babülmendep’i zorla açmak için kapsamlı bir askerî operasyon başlatmasının veya Doğu-Batı petrol boru hattının uzun süre kapalı kalmasının petrol fiyatlarını mevcut seviyelerin çok üzerine çıkarabileceği uyarısında bulundu.
Eski Mossad analiz birimi yöneticisi Sima Shine, İran’ın ara seçimlere kadar kalan dönemi petrol fiyatlarını yükselterek Trump üzerindeki baskıyı artırmak için kullandığını savundu.
Shine, boru hattı yeniden faaliyete geçse bile Yemen güçlerinin Babülmendep kıyılarına konuşlandıracakları İHA ve topçu sistemleriyle tanker trafiğini tehdit edebileceğini söyledi.
Gelişmeler, ABD ve müttefiklerinin bölgedeki saldırıları karşısında söz konusu güçlerin çıkar ve hedeflerinin İran’ın Washington üzerindeki baskı siyasetiyle örtüştüğünü gösteriyor.
ABD’nin yeni bir cephe açacak gücü kalmadı
Fars Körfezi’ndeki petrol ihracatçıları, Hürmüz Boğazı’nı aşmak amacıyla BAE üzerinden veya Irak ve Suriye boyunca uzanacak alternatif boru hatları inşa etmeyi planlıyor. Ancak Suudi hattına yönelik saldırı, mevcut ve gelecekteki bütün enerji güzergâhlarının hedef alınabileceğini gösterdi.
Bahreynli siyasi yorumcu Abdullah Cüneyd, ABD’nin Yemen’e karşı yeni bir askerî harekât başlatmasının düşük ihtimal olduğunu söyledi.
Washington ile Sanaa hükümeti arasında Mayıs 2025’te ateşkes anlaşması imzalandığını hatırlatan Cüneyd, Amerikan ordusunun İran savaşının yanı sıra Yemen’de yeni bir cephe açabilecek durumda olmadığını belirtti.
Cüneyd, “ABD donanmasının mevcut imkânları fazlasıyla dağılmış durumda. İran ve şimdi de Yemen gibi birden fazla tehditle başa çıkacak araçları yok. Bölge ülkeleri artık bütün sorunlarını çözmek için ABD’ye güvenemeyeceklerini anlamalı,” dedi.
Yemen ordusunun boğazdan geçen gemilere yönelik ablukayı genişletmesi durumunda Avrupa ile Asya arasındaki ticari gemiler Süveyş Kanalı’na ulaşamayacak. Gemilerin Afrika’nın güneyindeki Ümit Burnu’nu dolaşması ise yolculuklara haftalar ekleyecek.
Citrinowicz, İran’ın böylece bölgenin en büyük petrol ihracatçısı olan Suudi rejiminin bütün ihracat güzergâhlarını kesme noktasına yaklaştığını savundu.
Yemen’deki gelişmenin yalnızca yeni bir cephe kazanımı olmadığını belirten Citrinowicz, Babülmendep üzerindeki hakimiyetin İran’ın ABD’yle çatışmasındaki pazarlık gücünü köklü biçimde değiştirdiğini ve küresel enerji sistemi üzerindeki baskıyı artırdığını söyledi.




