Son Dakika
İnşa

Yemen Diyanet İşleri Müftüsü: Mesele Şiilik-Sünnilik değil; İslam ve küfür meselesidir

17 Eylül 2026 13:30 Bu sayfayı yazdır

Yemen Diyanet İşleri Müftüsü Allame Şemseddin Şerafeddin, Suudi Arabistan’ın Yemen’in Mekke-i Mükerreme’yi hedef aldığı yönündeki iddialarını reddederek, Yemen halkının İslam tarihindeki konumuna ve Gazze savaşındaki tutumuna dikkat çekti.

Yemen Diyanet İşleri Müftüsü: Mesele Şiilik-Sünnilik değil; İslam ve küfür meselesidir
Yemen Diyanet İşleri Müftüsü: Mesele Şiilik-Sünnilik değil; İslam ve küfür meselesidir YDH
Yazı boyutu
100%
7 dk okuma

YDH ― Yemen Diyanet İşleri Müftüsü Allame Şemseddin Şerafeddin, Yemen halkının yapmadığı bir şeyi reddetmek zorunda olmadığını, ancak nifak ehlinin propagandalarının birçok insanı yanıltabileceğini ve bu nedenle açıklama yapılmasının gerekli olduğunu söyledi.

Şerafeddin, Yemenli Âlimler Konferansı sırasında yaptığı konuşmada, Suudi rejiminin Mekke-i Mükerreme’yi —Allah onu korusun— Yemen’in hedef aldığı yönündeki iddialarını çürütmeye çalıştı.

Şerafeddin, "Yemen halkının kendisinde olmayan bir şeyi reddetmekle ilgisi yok. Ancak nifak ehlinin propagandaları birçok insanı yanıltabilir. Özellikle de Âl-i Suud yönetimi Haremeyn-i Şerifeyn’in sorumluluğunu taşıdığı ve yalnızca doğru olanı konuştuğu izlenimini verdiği için insanlar bu rejim tarafından kandırılabilir. Bununla birlikte Suudi rejiminin aktardığı paralar, kandırılanların Yemen’e karşı kampanyalar yürütmesine yarıyor" dedi.

Şerafeddin, Peygamber Efendimizin Yemen hakkında söylediği "İman Yemenlidir" sözünü hatırlatarak, bunun başka hiçbir halk veya ümmet için söylenmediğini belirtti.

Bu sözün kıyamet günü hesabı sorulacak bir şahitlik olduğunu söyleyen Şerafeddin, "Ümmet İslam ve iman bakımından imtihan edildiğinde iman ehli kimlerdi?" diye sordu.

Şerafeddin, son yıllarda yaşanan olayların bu durumun açık bir göstergesi olduğunu söyledi.

Şerafeddin, özellikle insanların Filistin ve Gazze’de imtihan edildiği Aksa Tufanı yıllarında yaşananlara dikkat çekerek, "Çocukların ve kadınların öldürüldüğü korkunç ve dehşet verici görüntüler karşısında Allah insanların inancını sınadı. Bazıları imanını sözleriyle ve eylemleriyle ortaya koydu, bazıları ise yalnızca bakmak ve izlemekle yetindi. Bu da Allah’ın, kötüyü iyiden ayırmak için murat ettiği şeydi" dedi.

Allame Şerafeddin, Resulullah’ın, Allah’ın salat ve selamı onun ve Ehl-i Beyti’nin üzerine olsun, "Öyle bir fitne gelecek ki girmediği hiçbir ev kalmayacak" şeklindeki sözünü de hatırlattı.

Şerafeddin, fitnenin herkesin evine gireceğini, dokunmadığı hiçbir erkeğin kalmayacağını belirterek, "Bugün fitne yaşanıyor ve hepimizi evlere, mihraplara ve minberlere kadar takip edecek. Bizler imtihan ediliyor olsak da sonunda kişi ya kâfir olarak sabahlayacak ya da kâfir olarak akşamlayacak. Bugün ümmet iki saf arasında kaldı: iman safı ve küfür safı" dedi.

Yemenlilerin İslam tarihindeki yeri

Şerafeddin, İslam’ın ilk günlerinden itibaren Yemenlilerin Resulullah’a —Allah’ın salat ve selamı onun ve Ehl-i Beyti’nin üzerine olsun— iman etme konusunda öncülük ettiğini söyledi.

Yemenlilerin Resulullah’ı barındırdığını, desteklediğini ve onunla birlikte indirilen nura tabi olduğunu belirten Şerafeddin, Yemen halkının İslam tarihindeki bu konumuna dikkat çekti.

İlk mescidin Mescid-i Haram’dan sonra Hz. Peygamber’in —salat ve selam onun üzerine olsun— emriyle Büyük Cami olduğunu ve kıblesinin Beytullah’a çevrildiğini belirten Şerafeddin, Yemenlilerin çok sayıda mescit inşa ettiğini söyledi.

Şerafeddin, Müslüman ülkelerin hiçbirinde Yemen’deki kadar çok mescit bulunmayabileceğini ifade ederek bunun Yemenlilerin kalplerinde mescitlerin taşıdığı büyük sevgi, değer ve konumdan kaynaklandığını söyledi.

Bu noktada Şerafeddin, "Beytullah’a zarar vermeleri veya ona saldırmaları düşünülebilir mi?" diye sordu.

Suudi propagandası eleştirisi

Şerafeddin, bazı kişilerin Yemen’in Mekke-i Mükerreme’yi hedef aldığı yönündeki Suudi söylemlerine kapıldığını söyledi.

"Bazıları, ne yazık ki Âl-i Suud’un, Yemen’in Mekke-i Mükerreme’yi hedef aldığı yönündeki söylentilerine kapılarak açıklamalar yayımladı, kınamalarda ve protestolarda bulundu. Oysa bunlar ilim, fikir ve bilgi sahibi insanlar" diyen Şerafeddin, bu kişilerin Suudi Arabistan’a yönelik eleştirileri göz ardı ettiğini savundu.

Şerafeddin, "Yahudiler ve Hristiyanlar için askeri üsler sağlayanın fasık olduğunu; dansçıları getirip şarkıcıları, kadın sanatçıları ülkeye sokarak toplumun değerlerine zarar verenin fasık olduğunu; Müslümanların öldürülmesinde Yahudilere ve Hristiyanlara yardım edenin fasık olduğunu unuttular. Kâbe-i Muazzama’nın örtüsünün bir bölümünü Epstein’a veren ise Yemen değil, Suudi rejimidir" dedi.

Şerafeddin, Âl-i Suud’un suçları, ihlalleri ve ümmete, Arap ve İslam halklarına ve Yemen halkına yönelik uygulamaları karşısında sessiz kalan âlimlerin bulunduğunu söyledi.

Ezher şeyhlerini, İslam İşbirliği Teşkilatı’nı ve Müslüman Âlimler Birliği’ni söyledikleri konusunda Allah’tan korkmaya çağıran Şerafeddin, "Fâsıklara, günahkârlara ve münafıklara inandınız; halkları iman ve hikmet ehli Yemen halkına karşı kışkırttınız" dedi.

Cuma hutbeleri üzerinden tepki

Şerafeddin, Yemenlilerin Mekke-i Mükerreme’yi hedef aldığı yönündeki iddianın halka anlatılması için yarınki cuma hutbelerine ilişkin talimatlar verilmesinden duyduğu üzüntüyü dile getirdi.

Bunun, özgür ve cesur Yemen halkına karşı Suudi rejiminin ortaya attığı tamamen asılsız bir iftira ve geçersiz bir söylenti olduğunu söyledi.

Şerafeddin, Suudi Arabistan’ın Mekke-i Mükerreme’nin hedef alındığı yönündeki "aldatmacasının ve yalanının" başarısızlığa uğrayacağını ve Allah’ın izniyle daha önce olduğu gibi kendileri için ağır sonuçlar doğuracağını belirtti.

Suudi rejiminin yaptıklarının saldırganlık, ahde vefasızlık ve hile yoluyla hareket etmekten kaynaklandığını söyledi.

Saldırganlık, ahit ve hile vurgusu

Diyanet İşleri Müftüsü, Resulullah’ın, Allah’ın salat ve selamı onun ve Ehl-i Beyti’nin üzerine olsun, bu üçü hakkında "Üç şey vardır ki sonunda sahibine döner: saldırganlık, ahdi bozmak ve hile" dediğinin rivayet edildiğini aktardı.

Şerafeddin, Allah Teâlâ’nın saldırganlık hakkında "Ey insanlar! Sizin saldırganlığınız ancak kendi aleyhinizedir" buyurduğunu söyledi.

Ahdi bozmak hakkında "Kim ahdini bozarsa, kendi aleyhine bozmuş olur" ifadesinin yer aldığını belirten Şerafeddin, hile hakkında ise Allah Teâlâ’nın "Kötü hile ancak sahibini kuşatır" buyurduğunu aktardı.

Suudi Arabistan’ın Yemen müdahalesi

Şerafeddin, 21 Eylül Devrimi’nin ardından barış ve ortaklık anlaşmasının imzalandığını söyledi.

Bunun ardından Suudi Arabistan’ın Yemen’in iç işlerine müdahale ederek saldırı başlattığını, abluka uyguladığını, maaşların ödenmesini kestiğini, havaalanlarını ve limanları kapattığını ifade etti.

Şerafeddin, Suudi Arabistan’ın daha sonra Abdurrabbu Mansur Hadi’yi görevden uzaklaştırarak kendi planlarını Yemen’de uygulamak üzere el-Uleymi’yi getirdiğini söyledi.

Şerafeddin, Resulullah’ın "İnsanların arasını bozan kimse cennete giremez" dediğini aktararak, Suudi rejiminin Yemen’e müdahalesinin amaçlarını da şöyle açıkladı:

"Suudi rejimi insanları birbirine düşürmek, Yemenliler arasındaki fitneyi beslemek, Yemen’in kaynaklarını yağmalamak ve Yemen’den yüksek miktarda para almak için müdahil oldu. İnsanları aç bıraktı ve kuzeyde, güneyde, doğuda ve batıda onlara her türlü sıkıntıyı dayattı."

Allame Şerafeddin, Suudi rejiminin Vedia ve batı sahiline soktuğu mühimmat ve silah taşıyan konvoyların Yemen’e karşı savaşmak, Yemenliler arasında fitne çıkarmak ve Yemenlinin kendi kardeşini öldürmesini sağlamak amacı taşıdığını söyledi.

Gazze ve Filistin suçlaması

Şerafeddin, Suudi rejiminin Filistin ve Gazze’ye yönelik politikasını da eleştirdi.

"Filistin’e veya Gazze’ye silah ya da tek bir lokma dahi destek gönderildiğini duymadık. Hiçbir şey yapmadılar. Gazze ve tüm Filistin’e yönelik baskılarını sürdürdüler, kuşatmayı daha da ağırlaştırdılar, İsrail’e Tel Aviv’e uzanan bir hava köprüsü sağladılar, onu petrol ve parayla desteklediler" dedi.

Şerafeddin, Suudi rejiminin "ümmetin onurlu insanlarını ve Suriye, Lübnan, Yemen ve İran’daki direnişin özgür insanlarını, ayrıca İsrail’e karşı duran herkesi hedef aldığını; onların imajını karaladığını ve onları öldürdüğünü" söyledi.

Yemen halkına çağrı

Diyanet İşleri Müftüsü, Yemen halkına da seslenerek şöyle konuştu:

"Ey Yemen’in özgür insanları! Kimseden çekinmeyin, hiç kimseden korkmayın. Allah Teâlâ mülkün sahibidir. Batı sahilinde Allah Teâlâ’nın ayetlerinden ayetler ve ilahi mucizeler dışında hiçbir şey görmedik. Kim Allah ile birlikte olursa, akıbet takva sahiplerinindir."

Şerafeddin, Suudi rejiminin yanında yer alan ve Yemen ile Yemenliler hakkında ortaya attığı söylentilere, propagandalara ve asılsız iddialara inananlar adına üzüntü duyduklarını söyledi.

Bununla birlikte Libya Müftüsü, Umman Sultanlığı Müftüsü, Mısırlı Allame Said Selame ve doğru sözü açıkça dile getiren Allame Hasan bin Ali el-Kettani’nin tutumlarını övdü.

Şerafeddin, yalnızca konferansın düzenlenmesiyle yetinilmemesi gerektiğini söyledi.

Âlimlerin, hatiplerin ve dinî rehberlerin minberlerde, hutbelerde, derslerde, konferanslarda ve diğer alanlarda eğitim, irşat, bilinçlendirme, nasihat ve açıklama görevlerini yerine getirmeleri gerektiğini vurguladı.

Meselenin Mecusilik, Rafızilik, Şiilik veya Sünnilik meselesi olmadığını belirten Şerafeddin, "Mesele İslam ve küfür meselesidir. Mezhepler farklı olsa da İslam’a ümmetin özgür insanları öncülük ediyor; küfre ise Amerika, İsrail ve bölgedeki araçları ile uzantıları öncülük ediyor" dedi.

İlgili Haberler