Bin Selman, Netanyahu'nun nasıl siyasi can simidine dönüştü?
İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki askeri kayıplarını fırsata çevirerek Riyad’ı İsrail’le normalleşmeye yöneltmek amacıyla gizli girişimlere ağırlık verdiği bildirildi.
YDH ― İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Suudi Arabistan’la ilişkilerin normalleştirilmesine yönelik gizli girişimlere ağırlık veriyor.
Al-Monitor yazarı İsrailli gazeteci Ben Caspit’in haberine göre iki üst düzey İsrailli siyasi kaynak, Netanyahu’nun Riyad’la varılacak bir normalleşme anlaşmasının yeniden seçilmesine katkı sağlayabileceğini düşündüğünü söyledi.
Riyad’ın Yemen’deki kayıpları
İsrailli siyasi kaynaklara göre Netanyahu, Riyad’ın Sanaa hükümetine bağlı Yemen güçleri karşısında son dönemde yaşadığı askeri kayıpları İsrail’le ilişkileri geliştirmek için fırsat görüyor. Netanyahu, İsrail’i Suudi Arabistan’ın bölgede güvenebileceği tek ortak olarak öne çıkarmaya çalışıyor.

Riyad’ın İsrail’i tanımayı uzun süredir Filistin devletinin kurulması yönünde ilerleme sağlanması şartına bağlamasına rağmen Netanyahu, normalleşme umudunu koruyor. İsrail, Suudi Arabistan’a dolaylı kanallardan “Yemen tehdidiyle” mücadelede istihbarat desteği sunmaya ve gerektiğinde askeri konularda danışmanlık yapmaya hazır olduğunu iletti.
Netanyahu ayrıca İsrail’in istihbarat desteği karşılığında Riyad’ı normalleşmeye teşvik etmek amacıyla Washington üzerinden Suudi Arabistan’a dolaylı baskı uygulamaya çalışıyor. Böyle bir anlaşmayı seçmenlerine kişisel bir diplomatik başarı olarak sunabilir. Ancak Suudi rejimi bu yönde bir adım atmaya sıcak bakmıyor.
Netanyahu’nun seçim hesabı
Netanyahu’nun bir yardımcısı, Al-Monitor’a isminin açıklanmaması şartıyla başbakanın Suudilerle anlaşmaya varabilecek konumda olduğunu söyledi.

“Böyle bir anlaşmanın seçimleri kazanmasını sağlayabileceğini biliyor ve bunun için çalışıyor” diyen yardımcı, İsrail güvenlik teşkilatının Yemenlilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları konusunda giderek büyüyen endişelerinin göz ardı edilemeyeceğini belirtti.
İsrailli savunma yetkilileri, Yemen saldırılarının kapsamı ve hızının yanı sıra özellikle Suudi Arabistan ile Yemen’deki Suudi yanlısı kompradorların karşı karşıya kaldığı belirgin çaresizlik karşısında şaşkınlık yaşadı. İsrailli üst düzey bir güvenlik kaynağı da Al-Monitor’a isminin açıklanmaması şartıyla “Yemenlilerin Suudi Arabistan’ı tamamen hazırlıksız yakaladığını” söyledi.
“Bu mücadele çok tek taraflı ve bu son derece endişe verici. Sonuçları yalnızca Suudi Arabistan için değil, tüm Ortadoğu için ağır” diyen kaynak, Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın (MbS) İsrail’in kabiliyetlerini, neler yapabileceğini ve son üç yılda Hizbullah ile İran’a karşı yürüttüğü operasyonları bildiğini söyledi.
İsrail’i tek güvenilir ortak gösterme çabası
Kaynak, “Amerikalıların geri çekildiğini ve mücadeleden uzak durduğunu görüyor. Pakistan ve Türkiye ile imzaladığı ortaklığın üzerinde yazılı olduğu kâğıt kadar bile değeri olmadığını görüyor” dedi.

Kaynağa göre Netanyahu, bütün bu gelişmelerin Suudi rejimine bölgede güvenebileceği tek gücün İsrail olduğunu göstereceğini düşünüyor.
Riyad, İsrail’le normalleşmeden önce Filistin devletinin kurulması yönünde ilerleme sağlanması gerektiğini uzun süredir vurguluyor. 7 Ekim 2023’teki Hamas saldırısından önceki iki yıl içinde bu konuda bazı ilerlemeler yaşanmıştı. O dönemde diplomatik kaynaklar Al-Monitor’a, Suudi Arabistan’ın İsrail hükümetinin Filistinlilerle yürütülen müzakerelerde ilerleme sağlanmasına yönelik bir açıklama yapmasını kabul edebileceğini söylemişti.
Riyad ayrıca iyi niyet göstergesi olarak Temmuz 2022’de İsrail’e ve İsrail’den gerçekleştirilen sivil uçuşlara hava sahasını açmayı kabul etmişti.
ABD’nin arabuluculuğunda Suudi Arabistan’ın İsrail’i tanımasına yönelik görüşmeler, 7 Ekim saldırısı ve ardından Gazze’de başlayan savaş nedeniyle kesintiye uğradı.
Normalleşmenin önündeki Filistin şartı
Wall Street Journal’ın Mayıs 2025 tarihli haberinde, İsrail ordusunun ele geçirdiği Hamas belgelerinin saldırının gerekçelerinden birinin İsrail ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesini engellemek olduğunu gösterdiği aktarıldı.
Bu hedefin gerçekleştiği ve Riyad’ın son üç yıldır Filistinliler için iki devletli çözüme yönelik güvenilir ve bağlayıcı bir yol haritası olmadan İsrail’le ilişkileri normalleştirmeyeceğini ısrarla vurguladığı belirtildi.
İsrail’in kamu yayıncısı Kan’ın perşembe günü yayımladığı haberde ise ismi açıklanmayan Suudi bir kaynağın, İsrail’in krallığa askeri veya istihbarat desteği sağlaması halinde İsrail-Suudi normalleşme sürecinin ilerleyebileceği yönündeki değerlendirmeyi reddettiği aktarıldı.
Arka kanal temasları yeniden gündemde
İsrail ile Suudi Arabistan arasında uzun yıllardır güvenlik ve istihbarat alanında arka kanal temasları bulunuyor. Joe Biden’ın 2020’de ABD başkanı seçilmesinin ardından Netanyahu, dönemin Mossad Başkanı Yossi Cohen’le birlikte Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz kıyısındaki Neom kentine uçtu ve burada Veliaht Prens MbS ile görüştü.
Wall Street Journal’ın haberine göre görüşmenin kamuoyuna sızması Suudi yönetiminin tepkisine yol açtı. İsrail merkezli medya kuruluşu Kul al-Arab’a göre gayriresmî temaslar daha sonra da devam etti.
İsrailli bir istihbarat yetkilisi Al-Monitor’a ilişkinin önemli ölçüde İsrail’in istihbarat kabiliyetlerine dayandığını söyledi. Yetkili, İsrail’in Yemenlilere yönelik uzun menzilli hava saldırılarının da bu kabiliyetleri ortaya koyduğunu belirterek isminin açıklanmaması şartıyla “Netanyahu’nun güvendiği şey tam olarak bu” dedi.
“Suudilerin istihbarat ve operasyonel kabiliyetlerden yoksun olduğunu, ancak sorunlarına çözüm satın alabilecek paraya sahip olduklarını biliyor.”
CENTCOM üzerinden doğrudan temas
Al-Monitor’a konuşan diplomatik kaynaklardan biri, Suudi Arabistan’ın şu anda kendisine yardım edebilecek bir aktör bulmakta zorlandığını söyledi.
“Şu anda Suudi Arabistan’ın kendisine yardım edecek hiç kimsesi yok. Muhammed bin Selman’ın yardım için Çin’e bile yönelmesinin nedeni bu” dedi.

İsrail hava kuvvetlerinin Suudi Arabistan adına Yemenlilere saldırmasının mantıklı olmayacağını belirten kaynak, İsrailli uzmanların Suudi muhataplarına bu mücadelede nasıl daha etkili olabileceklerini öğretmesinin anlamlı olabileceğini söyledi. “Bu çok büyük bir şey değil ama Suudilerin şimdiye kadar sahip olduklarından çok daha iyi” diye ekledi.
Axios’un 15 Eylül tarihli haberine göre İsrail, ABD, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Kuveyt, Katar, Ürdün ve Mısır’ın askeri komutanları bir önceki hafta Almanya’da bir araya gelerek İran ve Yemen’deki son gelişmeleri görüştü.
Habere göre İsrail ile Suudi Arabistan, Yemenlilere karşı Riyad’a İsrail istihbarat desteği sağlanması konusunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) kolaylaştırıcılığında doğrudan görüşmeler yürütüyor.
Bölgesel bir diplomat da perşembe günü i24NEWS’e yaptığı açıklamada İsrail’in Suudi Arabistan’a Yemen askeri mevzileri, silah altyapısı ve operasyon planları hakkında istihbarat sağlayabileceğini söyledi.
İsrailli güvenlik kaynağı, geçmişteki İsrail-Suudi temaslarının Mossad başkanları tarafından yürütüldüğünü söyledi. Bu kanalların açık kalmaya devam ettiğini belirten kaynak, Suudi ve İsrailli yetkililerle yakın ilişkileri bulunan CENTCOM’un arabuluculuğunun da sürdüğünü ifade etti.
Yemen saldırıları MbS’yi sıkıştırıyor
Netanyahu’nun yardımcısı, Yemen cephesindeki gelişmelerin ve Suudi Arabistan’a neredeyse her gün yönelen İHA ve füze saldırılarının MbS üzerindeki etkisinin belirleyici olabileceğini söyledi.
“Soru şu: Yemen cephesinin çökmesinin ve neredeyse her gün ülkesine yönelen İHA ve füze yağmurunun ardından Muhammed bin Selman şu anda ne kadar çaresiz?” dedi.
Yardımcısı, “Bu, İsrail’le normalleşmeye ilişkin ön koşullarını unutmasına ve Netanyahu’yla bir tür anlaşma imzalamasına veya en azından kamuoyuna açık bir görüşme gerçekleştirmesine yetecek kadar etkili olabilir” diye ekledi.




