Bozgunun ardından Suudi destekli güçlerde ihanet ve rüşvet tartışması
Sanaa’ya yönelik harekâtın 15’ten fazla tugayın yenilgisiyle sonuçlanması, Aden hükümeti içinde komuta krizi ve milyarlarca dolarlık rüşvet tartışması başlattı.
YDH- The Guardian, Sanaa’yı ele geçirmek amacıyla başlatılan harekâtın ağır bir bozguna dönüşmesinin ardından Suudi destekli Aden hükümeti saflarında karşılıklı suçlamaların başladığını bildirdi.
Gazeteye göre 15’ten fazla tugay yenilgiye uğrarken Yemen’in batı kıyısının tamamı Sanaa hükümetine bağlı Yemen ordusunun kontrolüne geçti. Yaklaşık 30 bin teçhizatlı savaşçının mevzilerini terk etmesi, Sanaa karşıtı güçlerin koordinasyonu, savaş hazırlığı ve morali hakkında soru işaretlerine yol açtı.
Aden hükümetine bağlı birlikler şimdi Yemen ordusunun stratejik Babülmendep Boğazı’na doğru ilerleyişini sınırlandırabilecek Kahbub Dağları’nı ele geçirmek üzere yeniden örgütlenmeye çalışıyor.
Milyarlarca dolarlık rüşvet iddiası
Bazı Yemenli siyasetçiler, batı kıyısını savunan güçlere mevzilerini terk etmeleri karşılığında milyarlarca dolar teklif edildiğini öne sürdü.
Hadramut Valisi tarafından gündeme getirilen iddiada paranın kaynağı açıklanmadı. Ancak bazı çevreler, Tarık Salih liderliğindeki Ulusal Direniş Güçleri ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasındaki geçmiş ilişkilere işaret etti.
BAE, Suudi rejiminin baskısıyla ocak ayında Yemen’den çekilmiş, desteklediği ayrılıkçı Güney Geçiş Konseyi de yasa dışı ilan edilmişti.
Sanaa yönetimine muhalif Yemenli Nobel Barış Ödülü sahibi Tevekkül Karman yaşananların soruşturulmasını isterken, Muha sakini siyasi aktivist Abdu Mukabib, güçlerin 10 Eylül sabahı kentten çekilmesini “büyük bir ihanet” olarak nitelendirdi.
Ulusal Direniş Güçleri ise 500 mensubunu kaybetmelerinin ardından kuşatılmamak için “zorunlu bir taktik geri çekilme” gerçekleştirdiklerini savundu.
Gazeteye göre Yemen ordusu, Muha’ya girmeden saatler önce Cebel Nar’daki Ulusal Direniş Güçleri karargâhını ele geçirdi. Yüksek bir noktada bulunan karargâhta altı tugayın ve Suudi yönetimi tarafından sağlanan gelişmiş silahların bulunduğu belirtiliyordu.
Mukabib, Yemen ordusuna bağlı birliklerin sabah saat 06.00’da Muha’ya girdiğinde iki askerî araç ve dört motosikletten oluşan 20’den az kişilik bir güç olduğunu söyledi.
Geri çekilmenin asker veya teçhizat yetersizliğinden kaynaklanmadığını belirten Mukabib, “Bu, korkakça ve utanç verici bir geri çekilmeydi.” dedi.
Tarık Salih ise yenilginin ardından Yemen’deki ulusal güçlerden tamamen bağımsız “Tihame Direnişi” adlı yeni bir yapı oluşturacağını açıkladı.
Sanaa karşıtı güçlerde komuta krizi
Bozgunun nedenleri arasında komuta ve haberleşme sorunları, karar alma mekanizmasının yavaşlığı, Yemen ordusunun güçlü istihbarat kapasitesi ve Sanaa karşıtı güçler arasındaki bölünmeler gösterildi.
Haberde, Suudi komutanların sahadaki etkisinin de söz konusu ayrılıkları derinleştirdiği belirtildi.
The Guardian, İran istihbaratının Yemen ordusunun kapasitesinin gelişmesine katkıda bulunduğunu ileri sürmekle birlikte, Sanaa güçlerinin on yılı aşkın süredir ülkenin önemli bölgelerini yönetmeleri sayesinde kendi askerî altyapılarını kurduğuna dikkat çekti.
Yemen ordusunun düşük maliyetli İHA’larla deniz trafiğini hedef almasının yanı sıra balistik füze edinme ve yerli silah üretme kapasitesini geliştirdiği, böylece İran’a bağımlılığını giderek azalttığı kaydedildi.
İranlı yetkililer de Yemen güçlerinin kendilerine ait birleşik komuta yapısı ve öncelikleri bulunduğunu, Tahran’ın vekil gücü olarak tanımlanamayacağını vurguluyor.
Aden hükümeti ile Suudi rejiminin, Yemen ordusunun kazanımlarının tersine çevrilip çevrilemeyeceğini belirlemek amacıyla yenilginin nedenlerini incelediği aktarıldı.
Daha önce BAE destekli güneyli ayrılıkçılarla bağlantılı olan Devler Tugaylarının sınırlı bir kuvvetle Yemen ordusunun ilerleyişini bir süre durdurduğu ve bazı mevzileri geri aldığı öne sürüldü. Ancak komşu Ulusal Direniş birliklerinin çekilmesiyle bu ilerleyişin art arda geri çekilmelere dönüştüğü bildirildi.
Taiz Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdulvahab Avac, batı kıyısındaki cephelerin çöküşünün sıradan bir askerî yenilgiden ibaret olmadığını söyledi.
El-Avac, yaşananların Sanaa karşıtı güçler arasındaki koordinasyon ve güvenin çöktüğünü gösterdiğini belirterek Yemen ordusunun belirleyici bir askerî üstünlükten çok bu dağınıklıktan yararlandığını savundu.
İnisiyatifin yalnızca yeni birlikler gönderilerek geri alınamayacağını ifade eden Avac, Aden hükümetine bağlı güçlerin ortak bir harekât anlayışı altında yeniden örgütlenmesi, güvenlik açıklarının giderilmesi ve sahada karşılıklı güvenin kurulması gerektiğini kaydetti.




