Son Dakika
İnşa

Şi'ye ABD'de sıra dışı karşılama: Biçim olarak gösterişli, içerik olarak kırılgan

24 Eylül 2026 08:58 Bu sayfayı yazdır Hıdır Harubi

"Trump, Tahran ile yürüttüğü savaşta Pekin’in bir itidal unsuru olmasını umuyor. Bu analistlere göre iki küresel güç arasındaki müzakere dengesini asıl değiştirebilecek unsur ise nadir toprak elementleri."

Şi'ye ABD'de sıra dışı karşılama: Biçim olarak gösterişli, içerik olarak kırılgan
Şi'ye ABD'de sıra dışı karşılama: Biçim olarak gösterişli, içerik olarak kırılgan YDH
Yazı boyutu
100%
5 dk okuma
YDH - Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, ticaret tarifeleri, teknoloji kısıtlamaları, Tayvan ve bölgesel krizlerin gölgesinde, yaklaşık on yıl aradan sonra Donald Trump’ın sıra dışı karşılamasıyla ABD’ye üç günlük resmi bir ziyaret başlattı. Görüşmelerde süresi dolmak üzere olan gümrük ateşkesi, yapay zeka güvenliği, İran ve Çin’in tekelinde tuttuğu nadir toprak elementleri müzakere masasının başlıca gündem maddelerini oluşturuyor. El-Ahbar gazetesi yazarı Hıdır Harubi, Washington’daki askeri ve diplomatik protokole rağmen derin stratejik, askeri ve teknolojik uyuşmazlıkların sürdüğüne dikkat çekiyor.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, yaklaşık on yıl aradan sonra bir ilk niteliği taşıyan ve ABD Başkanı Donald Trump’ın daveti üzerine gerçekleşen üç günlük ABD ziyaretine dün başladı.

Dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki bu temas; ticaret, teknoloji, tedarik zincirleri, gümrük tarifeleri, Tayvan ve hayati sektörlerde kullanılan hammadde arzının sınırlandırılması dahil olmak üzere karşılıklı ihracat kısıtlamalarına dair anlaşmazlıkların sürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor.

Ziyaret aynı zamanda Ortadoğu’da tırmanan gerilimin enerji ve deniz taşımacılığı sektörleri üzerindeki etkilerinin derinleştiği günlere denk geliyor.

Protokol teamüllerinin aksine Trump tarafından Washington dışındaki Andrews Müşterek Hava Üssü’nde bizzat karşılanan Şi’nin ziyaret programında, ikili ilişkilerin seyri ve muhtelif uluslararası meselelere dair görüşmeler yer alıyor.

Bugün Beyaz Saray’da Şi onuruna düzenlenecek resmi törende, bir B-2 bombardıman uçağı ile dört F-22 savaş uçağının katılacağı askeri hava gösterisi icra edilecek.

Ardından ABD First Lady’si Melania Trump ile Çin First Lady’si Pıng Liyüan, Smithsonian Enstitüsü’ne bağlı Ulusal Asya Sanatı Müzesi’nde ortak bir kültürel etkinliğe katılacak; akşam saatlerinde ise Trump çifti, Çin Devlet Başkanı ve eşini Doğu Salonu’nda resmi akşam yemeğinde ağırlayacak.

Cuma günkü programda ise gayriresmi bir çay buluşması ile ABD Ulusal Arşivleri ziyareti bulunuyor.

Altı ay içindeki ikinci Trump-Şi zirvesi niteliğini taşıyan bu buluşma, Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşünden, bilhassa da iki ülkenin Ekim 2025’te bir ticaret ateşkesine varmasından ve geçtiğimiz mayıs ayında Pekin’de ilişkileri önümüzdeki üç yıl boyunca stratejik istikrara oturtmayı amaçlayan "yeni bir vizyon" ile sonuçlanan zirveden bu yana ikili ilişkilerde kaydedilen belirgin iyileşmenin gölgesinde gerçekleşiyor.

ABD’li yetkililer; ticaret, kritik minerallerin küresel ekonomiye akışı ve yapay zekanın ziyarette ele alınacak başlıklar arasında yer alacağını bildirirken, Çin Dışişleri Bakanlığı ise ikili temaslarda küresel düzeyde barış ve kalkınmayla bağlantılı konular dahil olmak üzere ilişkilerin temel meselelerine odaklanılacağını duyurdu.

Ara dönem risk yönetimi uzlaşısı mı?

Mevcut gümrük ateşkesinin 10 Kasım’da sona erecek olması nedeniyle ticaret başlığının iki liderin ajandasında ilk sıraya yerleşmesi bekleniyor.

Bununla birlikte, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ile Çin Başbakan Yardımcısı Hı Lifıng arasında New York’ta ulusal güvenliği ilgilendiren riskleri sınırlamaya dönük bir mekanizma kurulması amacıyla yapılan görüşmenin ardından yapay zeka konusu da öne çıkan gündem maddelerinden biri.

Tayvan ise Washington’ın adaya yönelik silah satışları ve Pekin’in ABD’yi taleplerine daha duyarlı bir çizgiye çekme girişimleri ekseninde en hassas ve çetrefil mesele olmayı sürdürüyor.

ABD’nin Tahran üzerindeki ekonomik baskıyı artırma gayretine karşılık Çin’in bu ülkeyle ticari bağlarını koruma ısrarı nedeniyle İran dosyasının da müzakerelerde geniş yer tutması bekleniyor.

Bu zirve, Trump’ın kasım ayındaki ara seçim baskısı ve İran savaşının ağırlaşan maliyeti altında ezildiği, aynı zamanda Japonya başta olmak üzere kimi Asyalı müttefikleriyle ilişkilerinde sürtüşmeler yaşadığı bir döneme rastlıyor.

Kırgızistan, Hindistan ve Mısır’ı kapsayan bir turun ardından ABD’ye gelen Şi ise ülkesini istikrarlı ve güvenilir bir ortak olarak konumlandırma gayreti güdüyor.

Beklenen sonuçlar bağlamında, Washington’daki mutantan karşılamanın derin stratejik uyuşmazlıkların aşıldığı anlamına gelmediği belirtiliyor.

Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’ne (CSIS) göre zirve, "teknolojik rekabeti düzenleyen kapsamlı bir uzlaşıya varmaktan ziyade sınırlı bir risk yönetimi mekanizmasının temellerini atmaya yarayabilir" ve "güvenlik meseleleri diyalog zeminine çekilmediği müddetçe sadece ticaret başlığı ABD-Çin ilişkilerinde uzun vadeli istikrarı sağlamaya yetmez."

Düşünce kuruluşu, küresel ekonomi ile güvenlik mimarisinin karşı karşıya kaldığı devasa sorunlara ve Asya denizlerinde Çin ile ABD ve bölgesel müttefikleri arasında tırmanan sürtüşmelere işaret ederek ziyaretten kısıtlı sonuçlar çıkacağını vurguluyor.

Brookings Enstitüsü araştırmacısı Ryan Hass ise Trump yönetiminin çelişkili yaklaşımının Çin’in kuşkucu tavrını değiştirmediği görüşünde:

"ABD yönetiminin Çinli şirketlere teknolojik ve ticari kısıtlamalar getirmekteki ısrarı, teknoloji kontrollerini sıkılaştırması ve diğer ülkelere Çin tedarik zincirlerine bağımlılığı azaltmaları yönünde baskı yapması karşısında Pekin, ılımlı görünen açıklamalara kanmıyor; Washington ile stratejik rekabeti uzun vadeli bir gerçeklik olarak görüyor."

Buna rağmen bazı analistler, Çin liderinin "Tukidides tuzağı"nı aşma ve küresel sınamaları "birlikte" göğüsleme yönündeki söylemlerinin öne çıktığı ve on yılı aşkın süredir türünün ilk örneği sayılan son Pekin zirvesinin çıktılarına dayanarak, İran ve Tayvan başta olmak üzere jeopolitik dosyalarda kısıtlı da olsa ilerleme sağlanabileceğini öngörüyor.

Nitekim Trump, Tahran ile yürüttüğü savaşta Pekin’in bir itidal unsuru olmasını umuyor. Bu analistlere göre iki küresel güç arasındaki müzakere dengesini asıl değiştirebilecek unsur ise nadir toprak elementleri.

Zira küresel madencilik faaliyetlerinin yaklaşık yüzde 70’ini, işleme kapasitesinin ise yüzde 85’inden fazlasını elinde tutan Çin, Washington’ın halihazırda göğüsleyemeyeceği güçlü bir kozu elinde bulunduruyor.

Öte yandan Washington, Çin’i ekonomik taahhütlerini tam olarak yerine getirmemekle suçluyor; zira Çin’in ABD tarım ürünleri alımı Beyaz Saray’ın beklentilerinin gerisinde kalmış durumda, 200 Boeing uçağının satışı sürüncemede bekliyor ve güvenlik kaygıları nedeniyle ortak yatırım konseyi kurulamıyor.

Uzmanlar ikili ilişkilerin "rahatsız edici bir sükûnet" evresinden geçtiğini dile getirirken, zirvenin olası neticelerinin ticaret ateşkesinin uzatılması, kırılgan dengenin korunması ve yapay zeka risklerine dair sınırlı bir diyalog zemini arayışıyla sınırlı kalacağını tahmin ediyor.

Bu da mevcut ihtilafların çözüldüğü anlamına gelmiyor; çünkü Washington gelişmiş çipler üzerindeki kısıtlamalardan ve gümrük vergilerinden kolayca vazgeçmeye yanaşmazken, bir yandan da Çin’in alımlarını artırmasını, fiyatların ve tedarik zincirlerinin istikrara kavuşmasını ve nadir maden akışının güvence altına alınmasını talep ediyor.

Pekin ise elindeki kritik mineral kozundan taviz vermeye niyetli görünmüyor; bu pozisyonuyla hem ABD gümrük vergileri ve teknolojik kısıtlamalarda esneklik koparmayı hem Tayvan hususunda siyasi ve güvenlik güvenceleri elde etmeyi hem de "göz ardı edilemez bir süper güç" statüsünün ABD tarafından tescillenmesini hedefliyor.

Çeviri: YDH

İlgili Haberler