Son Dakika
İnşa

Mısırlı akademisyen: Yemen’e kara harekâtı için 50 ülke bile müdahil olsa herhangi bir askerî zafer elde edemez

02 Ekim 2026 21:16 Bu sayfayı yazdır

Mısırlı akademisyen İsam Abdüşşafi, İsrail ve Körfez ülkelerinin Yemen’e yönelik olası askerî müdahalesine ilişkin tartışmaları değerlendirerek, geçmişte çok sayıda ülkenin dahil olduğu operasyonların "Husilere karşı askerî sonuç vermediğini" savundu.

Mısırlı akademisyen: Yemen’e kara harekâtı için 50 ülke bile müdahil olsa herhangi bir ask…
Mısırlı akademisyen: Yemen’e kara harekâtı için 50 ülke bile müdahil olsa herhangi bir ask… YDH
Yazı boyutu
100%
3 dk okuma

YDH — Gazeteci Üsame Gaveş'in programına konuk olan Mısırlı akademisyen İsam Abdüşşafi, son dönemde İsrail ve Körfez ülkeleri ekseninde şekillenen Yemen karşıtı askerî yığınak iddialarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 

Programda, İsrail merkezli Kanal 14 televizyonunun iddialarını gündeme getiren Gaveş, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun Abu Dabi’de görüştüğü Arap liderlere, İran füzelerine ve “Husilere karşı Demir Kubbe ile gelişmiş hava savunma sistemleri teklif ettiğini” aktardı.

Gaveş ayrıca, son günlerde Suudiler öncülüğünde Yemen’e yönelik geniş çaplı bir kara operasyonunun yoğun şekilde tartışıldığını belirtti ve şöyle dedi:

“Fransa ve İngiltere’nin hava savunma sistemleri göndermesinin ardından, Türkiye ve Pakistan’ın da Mekke Savunma Anlaşması’nın ortak savunmaya ilişkin bazı maddelerini uygulamaya koyabileceği konuşuluyor. Acaba Husiler ve İran’a karşı İsrail’le birlikte bir Arap yığınağıyla mı karşı karşıyayız?”

Bu iddiaları yanıtlayan İsam Abdüşşafi, mevcut askerî hareketliliğin yeni bir durum olmadığını, Mart 2015'te ilan edilen “Kararlılık Fırtınası” operasyonundan bu yana devam eden sürecin bir tür yeniden toparlanma girişimi olduğunu ifade etti.

Olası bir kara operasyonunun kesinlikle başarısız olacağını savunan Abdüşşafi, “Yemen’e iki, üç veya on ülke değil, elli ülke bile müdahil olsa Husilerle mücadelede askerî bir zafer elde edemez. Suudi Arabistan bütün imkânları ve zırhlı araçlarıyla yirmi ülkeyi seferber etse dahi en küçük bir askerî başarı sağlayamaz.” ifadelerini kullandı.

Suudi Arabistan'ın 2015 yılında 10 ülkeyle başlattığı, “Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu” veya “İslam Koalisyonu” olarak adlandırılan süreci hatırlatan Mısırlı akademisyen, ilerleyen dönemde Senegal ve bazı Afrika ülkelerinin koalisyona katıldığını, Pakistan'ın da doğrudan ya da dolaylı lojistik ve askerî destek verdiğini kaydetti.

Abdüşşafi, on yıllık bu sürecin sonucunu “yenilgi ve aşağılanma” olarak nitelendirdi.

Operasyonların yeniden ivme kazandığı 11 Eylül 2026'dan bu yana “Suudiler ve Yemen'deki vekillerinin hiçbir başarı elde edemediğini” vurgulayan Abdüşşafi, “savaşın İran destekli Husiler ile Suudilerin vekilleri arasında yürütüldüğüne” dikkat çekti.

“Bölgedeki uluslararası güçlerin de Husilere karşı etkisiz kaldığını” belirten Abdüşşafi, Suudi Arabistan'ın bir numaralı müttefiki ve silah tedarikçisi olan ABD'nin, “petrol karşılığında güvenlik ve koruma” prensibine ve ülkedeki askerî üslerine rağmen Suudilerin güvenliğini sağlamakta “başarısız olduğunu” vurguladı.

Dünyanın en büyük gücünün etkisiz kaldığı bir denklemde Fransa gibi ülkelerin ağırlığı olamayacağını savunan Abdüşşafi, Fransa'nın Suudi Arabistan, BAE ve Cibuti'deki askerî üslerine rağmen Kızıldeniz'deki Husi yayılmasını engelleyemediğini hatırlattı.

Abdüşşafi, Filistin direnişine destek amacıyla İsrail'i vuran Husi füzelerine karşı, İsrail'in Sana ve diğer Yemen kentlerindeki altyapıyı hedef alan misilleme saldırılarının da örgütü ortadan kaldıramadığını ve kaldıramayacağını ifade etti.

“Husilerin 2011'den bu yana güçlenmesinde payı olan ülkelerin bugün kendi yarattıkları sorunun sıkıntısını çektiğini” ve “büyü yapanın büyüsünün kendisine döndüğünü” belirten Abdüşşafi, “Husilerin karada ve denizde genişlemeye devam ettiğini” söyledi.

Örgütün, “Suudi Arabistan'daki havalimanları ile petrol altyapısını hedef alarak hava sahasında da kontrol kurduğunu” belirten akademisyen, “çatışmaların durulmasının yalnızca Husilerin silah ve kapasite geliştirmesine yarayacağını” dile getirdi.

Bölgedeki aktörlerin askerî, siyasi, medyatik ve dinî seferberlik kapasitelerinin sınırlarına ulaştığını ancak son 20 günlük süreçte bu araçların tamamının iflas ettiğini savunan Abdüşşafi sözlerini BAE'ye yönelik bir uyarı ile tamamladı.

Abdüşşafi, BAE'nin çatışmalara yeniden müdahil olması durumunda, çok uzak olmayan bir gelecekte “Abu Dabi ve ülke genelindeki diğer altyapı tesislerinin de Husilerin hedefi olabileceği ihtimalinin kesinlikle göz ardı edilemeyeceğini” kaydetti.

İlgili Haberler