İran, Hürmüz’deki internet kablolarını baskı aracına dönüştürebilir mi?
Hürmüz Boğazı’ndan geçen denizaltı internet kabloları, İran’ın teknoloji şirketlerinden geçiş ücreti alması veya bölgesel internet trafiğini aksatması için bir baskı aracına dönüşebilir mi sorusunu gündeme getirdi.
YDH — Hürmüz Boğazı’ndan geçen denizaltı internet kabloları, İran’ın teknoloji şirketlerinden ücret talep etmek veya bölgesel internet trafiğini aksatmak için kullanabileceği bir baskı aracı olarak gündeme geliyor.
Ancak uluslararası hukuk, teknik güçlükler ve güvenlik riskleri, Tahran’ın bu altyapı üzerinden gelir elde etmesini ya da kabloları keserek karşı tarafa zarar vermesini zorlaştırıyor.
İran’ın planı nedir?
İran medyasında gündeme getirilen öneri üç temel unsura dayanıyor.
İlk olarak Tahran’ın, denizaltı kablolarını kullanmak isteyen yabancı şirketlerden imtiyaz veya geçiş ücreti talep etmesi öngörülüyor.
İkinci olarak Google, Meta, Amazon ve Microsoft gibi teknoloji devlerinin İran yasalarına uygun faaliyet göstermeleri, hatta muhtemel ortak girişimler kurmaları şart koşuluyor.
Üçüncü unsur ise kabloların bakımını üstlenerek bu alanda tekel oluşturmak ve uluslararası şirketlerden hizmet bedeli almak.
Öneriyi savunanlar, böyle bir politikanın Hürmüz Boğazı’nı İran için gelir kaynağına dönüştürebileceğini düşünüyor.
Planın hukuki dayanaklarından biri olarak 1982’de kabul edilen Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin 34. maddesi gösteriliyor.
Ancak söz konusu madde, tek başına İran’a boğazın deniz tabanının mülkiyetini talep etme veya buradan geçen kablolar için ücret toplama hakkı vermiyor.
Dolayısıyla planın uygulanması, uluslararası hukukun getirdiği kısıtlamalarla karşı karşıya kalıyor.
Yaklaşımın hayata geçirilip geçirilemeyeceği tartışmalı
Küresel internet altyapısı konusunda uzmanlaşmış eski bir ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, hukuki engellerin yanı sıra yaptırımların da planı zorlaştırdığına dikkat çekti.
Belirli şirketlerin internet trafiğini tespit edip birbirinden ayırmak ve bu şirketlerden ücret tahsil etmek de teknik açıdan kolay değil.
Kontek’te internet altyapısı uzmanı Doug Maduri’ye göre İran, bu tür ücretleri uygulamak için esas olarak tehditlere başvurmak zorunda kalabilir.
Ancak böyle bir yaklaşım, denizaltı kablolarının yönetimi ve işletilmesi konusunda yerleşik bir emsal oluşturmuyor.
Mısır deneyimi İran için örnek olabilir mi?
İran medyası, öneriyi savunurken Mısır’ın denizaltı kablolarından elde ettiği geliri örnek gösteriyor.
Mısır, denizaltı kablolarının geçişi ve ilgili iletişim hizmetleri sayesinde yılda 250 milyon ila 400 milyon dolar arasında gelir elde ediyor.
Ülkenin telekomünikasyon şirketi Telecom Egypt de bazı projelerde kabloların mülkiyetine ve işletilmesine katılıyor.
Ancak bu faaliyetlerden elde edilen gelirin kesin miktarı kamuoyuyla paylaşılmadı.
Maduri ise Mısır ile İran arasında doğrudan karşılaştırma yapmanın doğru olmadığını belirtiyor.
Mısır’dan geçen kabloların önemli bir bölümü ülkenin kara topraklarından ilerliyor; bu hatlar karayolları ve petrol boru hatları boyunca uzanıyor.
Hürmüz Boğazı’ndaki kablolar ise çoğunlukla deniz tabanından ve kıyıdan uzakta geçiyor. Üstelik bu kabloların birçoğu İran’da sonlanmıyor.
Bu coğrafi ve teknik farklılıklar, Mısır’ın gelir modelinin İran tarafından aynı şekilde uygulanmasını güçleştiriyor.
Kabloların kesilmesi ne gibi sonuçlar doğurur?
Maduri, Hürmüz Boğazı’nın altından geçen kabloları kesmenin İran açısından son derece riskli bir hamle olacağını düşünüyor.
Baltık Denizi ve Kızıldeniz’de de şüpheli kablo kesintilerine ilişkin haberler yayımlandı.
Ancak Maduri, bu olayların çoğunun kasıtlı sabotajdan değil, gemilerin çapalarının kablolara zarar vermesinden kaynaklandığı görüşünde.
İran’ın kabloları kasıtlı olarak kesmesi halinde müdahalenin tespit edilmesi riski de ortaya çıkacak.
Maduri’ye göre böyle bir operasyon, İran’ı ABD’nin hava devriyelerinden kaynaklanabilecek güvenlik tehdidiyle karşı karşıya bırakabilir.
Kabloların kesilmesi, Fars Körfezi’ndeki internet bağlantılarını aksatabilir. Ancak etkisinin küresel ölçekte daha sınırlı kalması bekleniyor.
Bunun nedeni, Hürmüz Boğazı’ndan geçen kabloların, Süveyş Kanalı ve Mısır üzerinden uzanan güzergâhlara kıyasla Avrupa ile Asya arasındaki daha az miktarda internet trafiğini taşıması.
Ayrıca İran ve Irak, uluslararası bağlantı için alternatif kara güzergâhlarını da kullanabiliyor.
Onarım gemileri ve güvenlik riski
Denizaltı internet kablolarının onarımı dünya genelinde yaygın biçimde yürütülen bir faaliyet.
Bölgede de sürekli olarak bir düzineden fazla kablo onarım gemisi çalışıyor. Ancak bu gemilerin güvenliği tehdit altına girerse bölgeye gitmekten kaçınmaları mümkün.
Böyle bir durumda kablo hasarlarının giderilmesi gecikebilir ve internet kesintileri uzayabilir.
Bu ihtimal, Hürmüz Boğazı’ndaki denizaltı kablolarının ekonomik baskı aracı olarak kullanılmasının yalnızca hukuki ve teknik değil, aynı zamanda ciddi güvenlik sorunları da doğurabileceğini gösteriyor.
Dolayısıyla söz konusu altyapı, İran açısından güvenilir ve sürdürülebilir bir gelir kaynağı olmaktan çok, uygulanması ciddi engellerle karşılaşabilecek bir baskı aracı niteliği taşıyor.
“Hürmüz’deki 7 kabloyu unutmayın”
Devrim Muhafızları Sözcüsü Tuğgeneral Hüseyin Muhibbi, ABD ile çatışmaların yeniden başlaması ihtimalini göz ardı etmediklerini belirterek, böyle bir durumda Washington’un ciddi sorunlarla karşılaşacağını ve dünyanın büyük bir enerji krizi yaşayacağını söyledi.
Muhibbi, Hürmüz Boğazı’nın altından dünya genelindeki internet trafiğini ve ticari verileri taşıyan yedi büyük denizaltı kablosunun geçtiğine dikkat çekti.
İranlı yetkili, bu altyapıya ilişkin açıklamasında, “Düşmanın durumun tam manasıyla farkında olması için bunu onlara hatırlatıyoruz” ifadelerini kullandı.
İran’ın açıklaması, bölgedeki gerilimin telekomünikasyon ağları ve dijital altyapıya yönelik olası saldırılara da uzanabileceği endişelerini artırdı.
Körfez’deki denizaltı kabloları, uluslararası iletişimin yanı sıra dijital hizmetler ve bankacılık işlemleri açısından da kritik önem taşıyor.
Denizaltı kablolarının zarar görmesi, bölgedeki birden fazla ülkede internet ve telekomünikasyon hizmetlerini aksatabilir.
Kesintinin kapsamı, hasarın boyutuna ve veri trafiğinin alternatif güzergâhlara yönlendirilip yönlendirilememesine bağlı olacak.
İran daha önce de ABD’yle çatışmaların yeniden başlaması durumunda, bölgede faaliyet gösteren ABD’li teknoloji şirketleriyle bağlantılı veri merkezleri ve denizaltı internet kablolarının hedef alınabileceğine ilişkin tehditlerle gündeme gelmişti.

