Son Dakika
İnşa

İranlı reformcular Hürmüz’deki internet kablolarının baskı aracına dönüştürülmesine karşı

20 Ekim 2026 02:35 Bu sayfayı yazdır

Hürmüz Boğazı’ndan geçen denizaltı internet kabloları, İran’ın teknoloji şirketlerinden geçiş ücreti alması veya bölgesel internet trafiğini aksatması için bir baskı aracına dönüşebilir mi sorusunu gündeme getirdi.

İranlı reformcular Hürmüz’deki internet kablolarının baskı aracına dönüştürülmesine karşı
İranlı reformcular Hürmüz’deki internet kablolarının baskı aracına dönüştürülmesine karşı YDH
Yazı boyutu
100%
3 dk okuma

YDH — İran'daki reformcu medyaya göre Hürmüz Boğazı’ndan geçen denizaltı internet kabloları, İran’ın teknoloji şirketlerinden ücret talep etmek veya bölgesel internet trafiğini aksatmak için kullanabileceği bir baskı aracı olarak gündeme geliyor.

Ancak uluslararası hukuk, teknik güçlükler ve güvenlik riskleri, Tahran’ın bu altyapı üzerinden gelir elde etmesini ya da kabloları keserek karşı tarafa zarar vermesini zorlaştırıyor.

İran’ın planı nedir?

İran'daki reformcu medya organlarında gündeme getirilen öneri üç temel unsura dayanıyor.

İlk olarak Tahran’ın, denizaltı kablolarını kullanmak isteyen yabancı şirketlerden imtiyaz veya geçiş ücreti talep etmesi öngörülüyor.

İkinci olarak Google, Meta, Amazon ve Microsoft gibi teknoloji devlerinin İran yasalarına uygun faaliyet göstermeleri, hatta muhtemel ortak girişimler kurmaları şart koşuluyor.

Üçüncü unsur ise kabloların bakımını üstlenerek bu alanda tekel oluşturmak ve uluslararası şirketlerden hizmet bedeli almak.

İran'da bu öneriyi savunan siyasi kesimler ve Devrim Muhafızları böyle bir politikanın Hürmüz Boğazı’nı İran için gelir kaynağına dönüştürebileceğini düşünüyor.

Reformcu çevreler ise Hürmüz Boğazı'ndan geçişlerde ücret alınmasının da uluslararası hukuka aykırı olduğunu savunuyor. Buna da 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ni gösteriyor.

Ancak uluslararası hukuk uzmanlarına göre ise İran 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ni imzalamadığı ve böyle bir anlaşmaya taraf olmadığı için reformcuların bu iddiası temelsiz. 

Reformcu İktisad News haber sitesi İran'ın taraf olmadığı 1982 tarihli BM Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin 34. maddesini delil göstererek  söz konusu maddenin, İran’a boğazın deniz tabanının mülkiyetini talep etme veya buradan geçen kablolar için ücret toplama hakkı vermediğini iddia ediyor..

Mısır deneyimi İran için örnek olabilir mi?

İran medyasında bu öneriyi savunanlar Mısır’ın denizaltı kablolarından elde ettiği geliri örnek gösteriyor.

Mısır, denizaltı kablolarının geçişi ve ilgili iletişim hizmetleri sayesinde yılda 250 milyon ila 400 milyon dolar arasında gelir elde ediyor.

Ülkenin telekomünikasyon şirketi Telecom Egypt de bazı projelerde kabloların mülkiyetine ve işletilmesine katılıyor.

Ancak bu faaliyetlerden elde edilen gelirin kesin miktarı kamuoyuyla paylaşılmadı.

Reformcular ise Mısır ile İran arasında bu konuda doğrudan karşılaştırma yapmanın doğru olmadığını öne sürüyor.

Onlara göre Mısır’dan geçen kabloların önemli bir bölümü ülkenin kara topraklarından ilerliyor; bu hatlar karayolları ve petrol boru hatları boyunca uzanıyor.

Hürmüz Boğazı’ndaki kablolar ise çoğunlukla deniz tabanından ve kıyıdan uzakta geçiyor. Üstelik bu kabloların birçoğu İran’da sonlanmıyor.

Bu coğrafi ve teknik farklılıklar, Mısır’ın gelir modelinin İran tarafından aynı şekilde uygulanmasını güçleştiriyor.

Kabloların kesilmesi ne gibi sonuçlar doğurur?

Reformcular, Hürmüz Boğazı’nın altından geçen kabloları kesmenin İran açısından son derece riskli bir hamle olacağını düşünüyor.

Onlara göre böyle bir operasyon, İran’ı ABD’nin hava devriyelerinden kaynaklanabilecek güvenlik tehdidiyle karşı karşıya bırakabilir.

“Hürmüz’deki 7 kabloyu unutmayın”

Devrim Muhafızları Sözcüsü Tuğgeneral Hüseyin Muhibbi, ABD ile çatışmaların yeniden başlaması ihtimalini göz ardı etmediklerini belirterek, böyle bir durumda Washington’un ciddi sorunlarla karşılaşacağını ve dünyanın büyük bir enerji krizi yaşayacağını söyledi.

Muhibbi, Hürmüz Boğazı’nın altından dünya genelindeki internet trafiğini ve ticari verileri taşıyan yedi büyük denizaltı kablosunun geçtiğine dikkat çekti.

İranlı yetkili, bu altyapıya ilişkin açıklamasında, “Düşmanın durumun tam manasıyla farkında olması için bunu onlara hatırlatıyoruz” ifadelerini kullandı.

İran’ın açıklaması, bölgedeki gerilimin telekomünikasyon ağları ve dijital altyapıya yönelik olası saldırılara da uzanabileceği endişelerini artırdı.

Körfez’deki denizaltı kabloları, uluslararası iletişimin yanı sıra dijital hizmetler ve bankacılık işlemleri açısından da kritik önem taşıyor.

Denizaltı kablolarının zarar görmesi, bölgedeki birden fazla ülkede internet ve telekomünikasyon hizmetlerini aksatabilir.

Kesintinin kapsamı, hasarın boyutuna ve veri trafiğinin alternatif güzergâhlara yönlendirilip yönlendirilememesine bağlı olacak.

İran daha önce de ABD’yle çatışmaların yeniden başlaması durumunda, bölgede faaliyet gösteren ABD’li teknoloji şirketleriyle bağlantılı veri merkezleri ve denizaltı internet kablolarının hedef alınabileceğine ilişkin tehditlerle gündeme gelmişti.

İlgili Haberler