Yedioth Ahronoth’tan Trump arabuluculuğunda üçlü başbakanlık rotasyonu önerisi
Öneriye göre Netanyahu 2028’e kadar başbakanlık yapacak, ardından Eisenkot ve Bennett görevi dönüşümlü devralacak. Üçlü rotasyon formülü, Trump’ın Suudi rejimiyle “normalleşme” ve “İbrahim Anlaşmaları”nı genişletme hedefleriyle ilişkilendiriliyor.
YDH- İsrail’deki seçim sonuçları hiçbir siyasi bloğa hükümet kuracak çoğunluğu kazandırmadı. Kobby Barda, Yedioth Ahronoth’ta yayımlanan analizinde siyasi çıkmazı aşmak için ABD Başkanı Donald Trump’ın arabuluculuğunda Benyamin Netanyahu, Gadi Eisenkot ve Naftali Bennett’in başbakanlığı sırayla üstleneceği üçlü bir birlik hükümeti önerdi.
Netanyahu, Likud’un en büyük parti olmasını başarı olarak sunabilir. Netanyahu karşıtları ise Arap partileriyle birlikte Knesset’te daha fazla sandalyeye sahip olduklarını söyleyebilir. Ancak iki taraf da hükümet kuracak çoğunluğa ulaşamadı.
Çıkış yollarından ilki, Eisenkot’un Arap partileriyle koalisyon kurması. Ancak Ortak Liste’nin Netanyahu hükümetini “kanlı” olarak nitelemesinin ardından bu formülün siyasi ve toplumsal açıdan uygulanması güç görünüyor. Böyle bir hükümet kurulsa bile Avigdor Lieberman’ın katılımı neredeyse imkânsız; bu nedenle koalisyonun uzun süre ayakta kalması beklenmiyor.
İkinci seçenek, Netanyahu’nun erken seçimi zorlaması. Bağımsız listeyle seçime girip barajı aşamayan Ofer Winter’ın bir sonraki seçimde ayrı yarışmaması, Netanyahu’nun 61 sandalyelik çoğunluğa ulaşma şansını artırabilir. Ancak Arap partilerinin de yer aldığı Netanyahu karşıtı blok, onun yeniden aday olmasını engellemeye dönük bir yasa çıkarabilir. Bu ihtimal, erken seçim kararını riskli kılıyor.
Trump arabuluculuğunda üçlü rotasyon
En mantıklı çıkış yolu, Trump’ın arabuluculuğunda kurulacak üç partili bir birlik hükümeti olabilir. Öneri, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un hükümeti kurma görevini kime vereceği ve Trump’ın bölgesel çıkarları etrafında şekilleniyor.
Trump’ın öncelikli hedeflerinden biri çatışmayı sona erdirmek ve Suudi rejimiyle “İbrahim Anlaşmaları 2.0” olarak adlandırılan tarihî bir normalleşme anlaşmasına ulaşmak. Bu hedefin üç temel dayanağı bulunuyor: Trump’ın, İshak ve İsmail’in soyları arasında 3 bin yıl sonra barış sağlayan başkan olarak anılma arzusu; Çin’le teknoloji ve enerji rekabetinde Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru’nu (IMEC) ilerletme hedefi; projeye akması beklenen milyarlarca dolarlık yatırımların yaratacağı ticari çıkarlar ve Trump’a yakın çevrelerin elde edebileceği kazançlar.
Trump, görev süresinin kalan iki yılındaki fırsat penceresini değerlendirmek için Netanyahu, Eisenkot ve Bennett’i Washington’a çağırıp aynı masaya oturtabilir ve bölgesel hedeflerini ilerletecek bir siyasi anlaşmaya zorlayabilir.
Önerilen rotasyona göre Netanyahu, Likud’un en büyük parti olması nedeniyle önce başbakanlık görevini üstlenecek ve Herzog’un cumhurbaşkanlığı süresinin sona ereceği 7 Temmuz 2028’e kadar görevde kalacak. Ardından günlük siyasetten çekilerek, af düzenlemesini de içeren daha geniş bir anlaşma kapsamında cumhurbaşkanı olacak.
Eisenkot, 7 Temmuz 2028’de başbakanlığı devralarak 1 Ocak 2030’a kadar görev yapacak. Bennett ise 2030’un başında başbakan olacak ve bir sonraki seçime kadar görevde kalacak.
Bu düzenleme Netanyahu’ya, başbakanlığı bir sonraki cumhurbaşkanlığı geçişine kadar sürdürme ve Trump’ın güvencesinden yararlanma imkânı sağlayabilir. Netanyahu, böylece “İbrahim Anlaşmaları 2.0”ın mimarı olarak siyasi mirasını güçlendirebilir; İsrail’in uluslararası itibarındaki aşınmayı durdururken siyasi ve kişisel geleceğine yönelik kaygılarını da azaltabilir. Af ve cumhurbaşkanlığına geçiş, Netanyahu’ya ek güvence sağlayabilir.
Eisenkot için rotasyon, kamuoyu güvenini ve siyasi meşruiyetini artırma, aşırı sağcı partilere bağlı kalmadan hükümet kurma ve ülkenin yeniden inşasıyla ordunun toparlanmasına öncülük etme fırsatı sunabilir. Bennett ise Haredilerin askerlik hizmetine alınması vaadini yerine getirebilir ve Netanyahu sonrası döneme güçlü bir konumda girerek ikinci kez başbakanlık yapabilir.
Aşırı sağın hükümet dışında bırakılması
Trump, Netanyahu’ya verdiği desteğin “bütün gidişatı değiştirdiğini” ve seçimin artık büyük bir yenilgi yerine “başa baş bir sonuç” gibi göründüğünü söylemişti. Trump’ın Netanyahu’nun İran’a yönelik askerî harekâtı sona erdireceğine güvendiği belirtiliyor. Bu mesaj, “Seni yenilgiden ben kurtardım, şimdi karşılığını verme zamanı” şeklinde yorumlanıyor.
Trump’ın anlaşmayı İsrailli liderlere kabul ettirebileceği de öne sürülüyor. Ynet’in diplomasi muhabiri Itamar Eichner’in aktardığına göre Trump’a yakın isimler, “Ben-Gvir’in yer aldığı bir hükümet seçenek değil” mesajını verdi. Trump’ın Itamar Ben-Gvir ile Bezalel Smotrich’i yeni hükümetin dışında tutmaya çalıştığı belirtiliyor.
Trump ile Netanyahu arasında, ilk yılın İran’a ayrılması, ikinci yıl “İbrahim Anlaşmaları”nın ilerletilmesi ve ardından Netanyahu’nun siyasetten çekilmesi yönünde bir anlayış bulunuyor. Suudi rejimi ise aşırı sağcı isimler hükümette yer aldığı sürece İsrail’le normalleşmeyeceğini açıkça belirtiyor. Trump, siyasi mirasını korumak için aşırı uçlardaki partileri dışarıda bırakan bir birlik hükümeti ve rotasyon anlaşması doğrultusunda başkanlık makamının ağırlığını kullanabilir.
Üçlü formül Netanyahu’ya, geleneksel koalisyon ortakları olan dinî ve Haredi partilerinden en azından geçici olarak ya da ABD baskısını gerekçe göstererek ayrılma imkânı sunabilir. Eisenkot ve Bennett de aşırı sağcı partilerin hükümeti ideolojik uçlara sürüklemediği, daha sınırlı ve pragmatik bir koalisyon kurduklarını seçmenlerine gösterebilir.
Lieberman’ın da katılmasıyla hükümet dört ya da beş partili, aşırı geniş bir koalisyona dönüşebilir. Bu durum Netanyahu’nun kendi hükümetinde azınlıkta kalmasına yol açabilir. Üçlü düzenleme, başbakanlığı liderlerin seçimde kazandıkları sandalye oranına göre paylaştırmayı öngörüyor.
1980’lerin birlik hükümeti örneği
Öneri, 1980’lerde Likud ile İşçi Partisi liderliğindeki Birlik arasında kurulan rotasyon hükümetinin güncellenmiş bir modeli. Şimon Peres ile Yitzhak Şamir’in başbakanlığı dönüşümlü yürüttüğü bu hükümet de sonuçsuz seçimlerin ardından yaşanan siyasi çıkmaz sırasında kurulmuştu.
Bu hükümet yeni İsrail şekelini yürürlüğe koydu, 1985 ekonomik istikrar programını uyguladı ve yıllık yüzde yüzleri aşan enflasyonun düşürülmesine katkı sağladı. Zorunlu birlik hükümetleri, olağan koalisyonların gerçekleştiremediği sonuçlar doğurabilir.
Öneri, tüm tarafları ideolojik taviz vermeye zorlayacak; muhalefette kalanlar da tarihî bir siyasi dönüşümü dışarıdan izlemek zorunda kalacak. Ancak hiçbir tarafı tam anlamıyla kazanan çıkarmayacak bu rahatsız edici formül, İsrail’i mevcut siyasi çıkmazdan çıkarabilecek en gerçekçi, hatta belki de tek yol olarak sunuluyor.




