MAKALELER    Alptekin DURSUNOĞLU
ARAP DÜNYASI | SURİYE | FİLİSTİN | IRAK | İRAN | İSRAİL | LÜBNAN | ASYA | RUSYA | KÜRDİSTAN | ANALİZLER | KİMDİR? | RÖPORTAJ |
13/11/2016 - 17:49 tarihinde eklendi
Mişel Aun, Suudilerin can simidi olabilir
Alptekin DURSUNOĞLU
Mişel Aun, Suudilerin can simidi olabilir
Donald Trump, Suriye konusundaki aykırı düşüncelerini başkan olduktan sonra uygulamaya başlarsa, Mişel Aun’un arabuluculuk rolü Suudiler için bir can simidi haline gelebilir.

Lübnan’ın bağımsız ve güçlü liderleri rollerini oynayabilecekleri imkanlara kavuştuğunda bölgesel sorunlardan en fazla etkilenen Lübnan, bölgesel sorunlarda çözüm inşa edebilen bir aktöre dönüşebiliyor.

1976’da başlamasına öncülük ettiği Riyad Konferansı ile hem iç savaş yangınının kontrol altına alınmasına hem de bölgesel bir işbirliği için ortam oluşmasına zemin hazırlayan İmam Musa Sadr, yukarıdaki tezin tarihsel örneğiydi.

Son birkaç hafta içerisinde Lübnan bağlamında yaşanan gelişmelerden anlaşıldığı kadarıyla 31 Ekim’de cumhurbaşkanı seçilen Mişel Aun ise bu tezin günümüzdeki örneği olmaya aday.

Mişel Aun’u bölgesel sorunlardan en fazla etkilenen Lübnan’ı, şu an bölgesel sorunlarda çözüm inşa edebilecek bir aktör haline getirmeye aday kılan en önemli faktör, onun cumhurbaşkanlığına seçilen bağımsız ve güçlü bir lider olması.

Elbette 2005’ten beri Hizbullah’ın liderlik ettiği 8 Mart Cephesi ile Sad Hariri başkanlığındaki el-Mustakbel partisinin liderlik ettiği 14 Mart Cephesi şeklinde ikiye bölünmüş olan Lübnan’da Hizbullah’ın müttefiki olması sebebiyle Mişel Aun’un ‘bağımsız’lığına itiraz edilebilir.

Ancak onun iki buçuk yıllık bir siyasi krizin ardından rakibi olan Sad Hariri’nin önerisi ile cumhurbaşkanı seçilmesi, Mişel Aun’un durumunu farklı bir şekilde değerlendirmeyi zorunlu kılıyor.

Krizin tarafı iken çözümün modeli olmak

Nitekim Aun'u Lübnan’ı bölgesel sorunlarda çözüm inşa edici bir aktör haline getirmeye aday kılan da zaten onun ‘taraf’ olmakla birlikte farklı bir şekilde değerlendirilmeyi zorunlu kılan durumundan kaynaklanıyor.

Lübnan’da yayımlanan es-Sefir gazetesine göre Mişel Aun’un cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra Beyrut’a gelen Muhammed Cevad Zarif başkanlığındaki İran heyeti ile Samir Sebhan başkanlığındaki Suudi heyeti, Aun’un cumhurbaşkanı seçilme tarzını, benzer sorunlar yaşayan Suriye, Yemen ve Irak gibi bölge ülkeleri için de bir model olarak sundu.

Bölgede çatışan taraflar olan İran ile Suudi Arabistan’ın Mişel Aun’un cumhurbaşkanı seçilmesini Suriye, Yemen ve Irak için bir çözüm modeli olarak sunmasının yazının başında ortaya konan tezle ilgisini sonraya bırakarak bu modelin ayrıntılarını hatırlayalım.

Suriye krizi sebebiyle seçim bile yapamayan Lübnan, 2.5 yıldır cumhurbaşkanından da mahrumdu. Dolayısıyla mevcut hükümetin düşmesi halinde herhangi birini yeni hükümeti kurmakla görevlendirecek bir cumhurbaşkanı olmadığı için ciddi bir siyasi boşluk yaşıyordu.

Ülke 14 Mart ve 8 Mart blokları ile ikiye bölündüğü ve 14 Martçılara liderlik eden Sad Hariri başkanlığındaki el-Mustakbel, Semir Caca’yı; 8 Martçılara liderlik eden Hizbullah da Mişel Aun’u desteklediği için cumhurbaşkanı seçilemiyordu.

Ancak geçtiğimiz ayın ortalarında el-Mustakbel Lideri Sad Hariri, sürpriz bir karar alarak kendisinin başbakan olması karşılığında rakibi olan Hizbullah’ın adayı Mişel Aun’u cumhurbaşkanlığına aday gösterdi.

Bu karar, çok açık bir şekilde Lübnan’daki Suudi Ekseninin, Direniş Ekseni karşısındaki yenilgisiydi.

Suudiler Hariri aracılığıyla Lübnan’a dönmek için Mişel Aun’a teslim oldu

Kimilerine göre bu karar, Hariri’nin sahibi olduğu ‘Oger’ (okunuşu: Oje) şirketinin borçlarını ödemeyen Suudilere yönelik bir tepkiydi; dolayısıyla da ortada bir Suudi yenilgisi değil, Hariri’nin Suudilere ihaneti söz konusuydu.

Ancak meselenin böyle olmadığı ve Mişel Aun’un cumhurbaşkanı seçilmesinin aslında bir Suudi kararı olduğu şu iki gelişmeyle anlaşılmış oldu.

1- Riyad, Hariri’nin kararın tepki göstermek yerine Aun’un cumhurbaşkanı seçilmesini desteklediğini açıkladı.

2- Aun’un cumhurbaşkanı seçilmesinden ve Sad Hariri’yi hükümeti kurmakla görevlendirmesinin ardından Suudi Maliye Bakanı Muhammed el-Ced’an, aralarında Hariri’nin Oje şirketinin de bulunduğu tüm özel şirketlere olan 26 milyar dolarlık borcun ödeneceğini; yani şirketin iflastan kurtarılacağını açıkladı.

Suudi el-Arab gazetesi, Suudi Arabistan’ın Lübnan siyasi sahnesine etkin bir aktör olarak yeniden dönme kararında olduğunu belirtti ve Kral Salman’ın tebrik mesajı göndermek şeklindeki yerleşik protokolü bir tarafa bırakıp Mişel Aun’u şahsen telefonla arayarak tebrik etmesini bu kararın bir göstergesi olarak sundu.[1]

El Arab gazetesi, Suudilerin bu jestinin Lübnan’da hemen karşılık bulduğunu ima ederek “bazı kaynaklara” dayandırdığı haberinde Mişel Aun’un damadı da olan Lübnan Dışişleri Bakanı Cibran Basil’in “Suriye’deki çatışmalarda yer alan tüm taraflar, bu ülkeden çekilmeli ve Suriye’yi Suriyelilere bırakmalı” diyerek Hizbullah’ın Suriye’den çekilmesini istediğini iddia etti.

Elbette el-Arab’ın bu iddiası henüz doğrulanmış değil; fakat Cumhurbaşkanı Mişel Aun’un ilk yurtdışı gezisini Suudi Arabistan’a yapacağı açıklandı.

Riyad ve Tahran arasında köprü

Lübnan dışişleri bakanlığı kaynaklarına göre Cumhurbaşkanı Aun, Suudi Arabistan ziyaretinin basit bir protokol ziyareti olmasını istemediği ve bazı bakanlarla birlikte gitmek istediğinden, Riyad ziyareti için yeni hükümetin kurulmasını bekliyor.

Cumhurbaşkanı Aun’un Riyad ziyaretinde Suudilerin Fransa aracılığıyla Lübnan ordusuna yaptığı; ancak daha sonra Hizbullah’ı gerekçe göstererek durdurduğu askeri yardımları yeniden başlatmasını isteyeceği söyleniyor.

Ancak Lübnan basınına göre Cumhurbaşkanı Aun’un Riyad ziyareti sadece ikili ilişkilerle sınırlı kalmayacak; zira Riyad’dan Tahran’a geçecek olan Mişel Aun, Suudi Arabistan’la İran arasında bir arabulucu rolü oynayacak.

Mişel Aun’un hem İran ve Suriye ile hem de Körfez ülkeleri ile iyi ilişkilere sahip olduğuna dikkat çeken Lübnanlı diplomatik kaynaklar, Aun’un bu arabuluculuk rolüyle Lübnan’ın varlığını tehdit eden Suriye krizinin siyasi yollarla çözümünü hızlandırmayı amaçladığını öne sürüyor.

Mansur Azzam başkanlığındaki Suriye heyetini kabulü sırasında “İsrail ve tekfirci terörü ortak düşman”[2] olarak niteleyen Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Aun, hiç kuşkusuz Suudilerden oldukça farklı bir yerde duruyor.

Dolayısıyla Aun’un bölgesel meselelerin çözümü konusunda Riyad ve Tahran’ın görüşlerini ne ölçüde birbirine yakınlaştırabileceği şimdilik belirsiz.

Eğer “Suriye konusunda çoğu kişiden farklı düşünüyorum”[3] diyen Donald Trump, bu aykırı düşüncelerini başkanlık koltuğuna oturduktan sonra uygulamaya başlarsa, Mişel Aun’un arabuluculuk rolü Suudiler için bir can simidi haline gelebilir.

Böylece yazının başında söz konusu ettiğimiz tez bir kez daha doğrulanmış olur: Lübnan’ın bağımsız ve güçlü liderleri rollerini oynayabilecekleri imkanlara kavuştuğunda bölgesel sorunlardan en fazla etkilenen Lübnan, bölgesel sorunlarda çözüm inşa edebilen bir aktöre dönüşebiliyor.

 


[1] El Arab. 12 Kasım 2016. الرياض تعود بقوة إلى بيروتhttp://www.alarab.co.uk/article/%

[2] YDH. 7 Kasım 2016. Suriye’den Mişel Aun’a ziyaret. http://ydh.com.tr/HD14915_suriyeden-misel-auna-ziyaret.html

[3] Hürriyet. 12 Kasım 2016. Donald Trump'tan "Suriye" mesajı http://www.hurriyet.com.tr/donald-trumptan-suriye-mesaji-40276174

Paylaşım
Facebook da Paylaş
Yorum Yaz Yorum
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış
Diğer İlgili Başlıklar
[ Tümü ]
Suriye saldırısı, ‘Yeni Şerifin’ ödül avcılarına züğürt tesellisi 09/04/2017 - 15:57 tarihinde eklendi
Şam ve Hama saldırısı Türkiye’nin Astana rolüne Suudi çelmesi 26/03/2017 - 18:02 tarihinde eklendi
Ankara, ‘yapı söküm stratejisinin’ aracı mı olmak istiyor? 05/03/2017 - 20:30 tarihinde eklendi
Türkiye’nin ‘Suriye’nin toprak bütünlüğü’ macerası 19/02/2017 - 18:52 tarihinde eklendi
ÖSO iç savaşından, Fetih Ordusu iç savaşına 30/01/2017 - 02:06 tarihinde eklendi
Astana konferansı, yeni 'oyun düzeninin' ilk tatbikatı 22/01/2017 - 19:04 tarihinde eklendi
Türkiye, Rusya İran ortaklığı ve Suriye’de artan çözüm şansı 03/01/2017 - 13:25 tarihinde eklendi
Türkiye’nin ‘dolaylı ortaklığı’ ve Halep'in 'düşmesi' 18/12/2016 - 19:39 tarihinde eklendi
Irak’a dair gerçekler ve Musul’a dair senaryolar 04/12/2016 - 17:52 tarihinde eklendi
Fırat Kalkanı kimin kalkanı? 27/11/2016 - 19:50 tarihinde eklendi
Mişel Aun, Suudilerin can simidi olabilir 13/11/2016 - 17:49 tarihinde eklendi
Yeni Lübnan 30/10/2016 - 19:29 tarihinde eklendi
Başkanlığa giden yolun Musul’dan geçme ihtimalini sevdim 23/10/2016 - 18:20 tarihinde eklendi
‘El’ ile ‘eldiven’ ilişkisinde yeni sayfa 11/09/2016 - 03:51 tarihinde eklendi
Cerablus müdahalesi 29/08/2016 - 19:19 tarihinde eklendi
Ankara-Şam stratejik ilişkileri için ilk adım ‘modus vivendi’ 21/08/2016 - 20:26 tarihinde eklendi
Yeni Osmanlı aklından Türkiye Cumhuriyeti aklına dönüş 08/08/2016 - 05:18 tarihinde eklendi
Dış politika dinamikleri açısından 15 Temmuz darbe girişimi 25/07/2016 - 05:10 tarihinde eklendi
Suriye krizinde değişmekte olan çözüm bağlamı ve Türkiye 11/07/2016 - 19:39 tarihinde eklendi
Ankara, Rusya ve Mısır’a ne söylüyor? 19/06/2016 - 21:34 tarihinde eklendi
Güncel
13:44 (28.04.2017)
Suriye Demokratik Güçleri, Amerikan tanklarını Rakka savaşında kullanacağız. (Sputnik)
13:42 (28.04.2017)
Tahrir Şam'ın Doğu Guta'daki İrbin bölge sorumlusu Ebu Gazi, İslam Ordusu tarafından öldürüldü.
16:03 (27.04.2017)
El Ahed: Rusya, Şam yakınlarındaki bir bölgeye düzenlenen saldırıyı kınadı. Tüm tarafların Suriye'nin egemenliğine saygı göstermesini istedi.
14:35 (27.04.2017)
El Ahed: Şam'daki Yermuk kampında IŞİD'le Tahrir Şam (Nusra ve müttefikleri) arasında yaşanan çatışmalarda Tahrir Şam'dan 5 kişi öldü.
12:42 (27.04.2017)
El Menar: Siyonist ordu, Gazze'de Hamas'a ait mevzileri bombaladı.
12:20 (27.04.2017)
Silahlı Gruplar Koordinasyon Merkezi: IŞİD, Şam'ın güneyindeki Yermuk kampındaki Tahrir Şam mevzilerini havan toplarıyla vurdu.
11:50 (27.04.2017)
Unews: İşgal ordusu, İsrail devriyesine açılan ateşe cevaben Gazze'nin güneyindeki Hamas mevzilerini bombaladığını açıkladı.
15:33 (26.04.2017)
Haşd Şabi, Musul'un güneyindeki tarihi Hadir kentini kurtardı.
Haftanın Yorumu
Alptekin DURSUNOĞLU
Suriye saldırısı, ‘Yeni Şerifin’ ödül avcılarına züğürt tesellisi
Siyasi Analizler
En Çok
Okunan Yorumlanan Paylaşılan
Hava Durumu
İstanbul Ankara İzmir
ISTANBUL ANKARA IZMIR
Piyasa Verileri
Anket
Türkiye'nin Irak politikasının hedefi ne olmalıdır?
Üç ayrı devlete bölünmesini desteklemek.
Ulusal birliğini ve toprak bütünlüğünü korumak.
Yeni federal bölgelerin kurulmasını sağlamak.
Mevcut durumun devamını desteklemek.
Yakın Doğu Haber ® 2006 - 2012
Sitede bulunun içerikler ve analizler kaynak gösterilerek alıntılanabilir  RSS Tasarım & Yazılım : Network Yazılım