MAKALELER    Alptekin DURSUNOĞLU
ARAP DÜNYASI | SURİYE | FİLİSTİN | IRAK | İRAN | İSRAİL | LÜBNAN | ASYA | RUSYA | KÜRDİSTAN | ANALİZLER | KİMDİR? | RÖPORTAJ |
30/04/2017 - 16:59 tarihinde eklendi
Suriye’de yeni süreç başlarken Türkiye’nin lisanı ve lisan-ı hali
Alptekin DURSUNOĞLU
Suriye’de yeni süreç başlarken Türkiye’nin lisanı ve lisan-ı hali
Türkiye, lisanıyla Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunurken, lisan-ı hal ile seçtiği saf bakımından Suriye’nin parçalanmasına destek veriyor.

Suriye sorunun çözümü konusunda yerel bağlamı, tarafları ve dinamikleri belirleyici olmaktan çıkaran yeni bir süreç başlıyor.

Bir başka deyişle, uluslararası tarafların çıkar çelişkilerinin belirleyici olmaya başlaması, Suriye sorununda yerel bağlamı, yerel tarafları ve yerel dinamikleri sadece birer araç ya da ayrıntı düzeyine düşürüyor.

Artık Suriye sorununda Şam’la muhaliflerin siyasi müzakerelerinin ya da Suriye ordusu ile silahlı grupların savaşının değil, uluslararası tarafların çıkar çatışmalarının veya uzlaşmalarının belirleyici olacağı bir sürecin başladığını yazının ilerleyen bölümlerinde değinilecek olan gelişmeler gösteriyor.   

Amerika ve müttefiklerinin Şam’da rejim değişikliği için başvurduğu bir vekalet savaşından ibaret olması bakımından Suriye krizinin yerel bir bağlamının olduğu tartışmalıydı.

Bununla birlikte rejimin demokratik olmayan niteliği ve 2011’deki ‘Arap Baharı’ şartları, Suriye krizinin uluslararası etkilerden bağımsız ve yerel bağlama sahip bir sorun olarak tanımlanmasını kolaylaştırdı.

Bu tanıma göre Suriye krizi rejim sorunundan kaynaklanıyordu ve yerel dinamiklere sahipti. Taraflarını Suriye halkı ile hükümetinin oluşturduğu bu yerel kriz, yerel dinamiklerle çözülmeliydi.

Aslında sorunun bu şekilde tanımlanmasında hem Şam’ın, hem muhaliflerin hem de uluslararası tarafların görüş birliği vardı. Görüş ayrılığı, sorunun taraflarının kimler olduğu ve çözüme götürecek yerel dinamiklerin neler olduğu konusunda yaşanıyordu.

Suriye krizinin bağlamı, yerel tarafları ve dinamikleri

Suriye hükümetine göre ‘rejim sorunu’nun tarafları hükümet ile halktı. 2011 yılının nisan ayında ‘ulusal diyalog toplantıları’ başlatan hükümet, halkın rejimle ilgili taleplerinin temsilciliğini yapacak muhatap arayışına koyuldu.

Muhataplarından gelecek taleplere göre rejimin ıslahı da çözüme götürecek yerel dinamik olarak tanımlandı.

Başta Müslüman Kardeşler olmak üzere diasporadaki muhalifler ile mayıs ayından itibaren bunları örgütlemeye başlayan Türkiye ve Katar gibi uluslararası taraflara göre ise sorunun tarafları, Cumhurbaşkanı Beşşar Esed’in gitmesini en azından orta vadede garanti edecek olan Suriye hükümeti ile İstanbul’da kurulan (o zamanki adıyla) Suriye Ulusal Konseyi idi.

‘’Rejimle sadece nasıl gideceğini müzakere edebileceklerini’ belirten bu kesim Suriye hükümetini de ulusal diyalog toplantıları ile oluşan çözüm dinamiklerini de meşru saymadığı için kendi çözüm modellerini şu şekilde ortaya koydu:

1- Başta Müslüman Kardeşler olmak üzere muhaliflerin hükümete ortak edilmesi ve Beşşar Esed’in süreç içerisinde iktidardan ayrılması. Bu model dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu tarafından ‘ikili angajman’ diye adlandırılan dönemde Şam’a iletildi.

2- 2011’de Yemen’de yapıldığı gibi Beşşar Esed’in yetkilerini yardımcısına devrederek çekilmesi ve İstanbul merkezli muhalif örgütün de ortak olduğu geçiş süreci ile yeni rejimin belirlenmesi. Bu model de Arap Birliği dönem başkanı sıfatıyla Katar tarafından Arap Birliği girişimi sırasında iletildi.

3- Libya modeline dayalı devrim. Bu model, Katar’ın Yemen formülünün Şam tarafından reddedilmesinden sonra 2012 yılının ocak ayında Arap Birliği ile Fransa’nın BM Güvenlik Konseyi’ne sunduğu karar taslağı ile denendi.

4- Vekalet savaşı yolu ile Şam’ın fethi. Rusya ve Çin’in vetosu sebebiyle BM’den Libya modeline uygun bir müdahale kararı çıkarılamayınca Şubat 2012’de kurulan Dostlar Grubu aracılığıyla muhalifler silahlandırıldı ve 18 Temmuz 2012’de vekalet savaşı başlatıldı.

Bu modellerden de anlaşılacağı üzere Suriye karşıtlarına göre sorun, Beşşar Esed’le özdeş olan rejimdi.

Suriye devleti, ancak Beşşar Esed’in gidişini garanti etmesi halinde sorunun çözümünde taraf olabilirdi.

Uluslararası yaptırımlardan, askeri müdahaleye ve iç savaştan rejimi müzakere masasında teslim almaya kadar her şey de çözüme götürecek dinamiklerdi.

Yeni süreç ve ‘pasta paylaşımı’ aşaması

Hem Şam’ın hem de karşıtlarının sorunun bağlamına, taraflarına ve dinamiklerine dair yaptığı tanımları belirleyici olmaktan çıkarıp uluslararası tarafların çıkar çatışmalarını veya uzlaşmalarını belirleyici kılan yeni bir sürecin başladığını düşündüren gelişmeler şunlar:

1- Suriye’de terörle mücadeleye odaklandığını vurgulayıp “Suriye’nin geleceğine Suriye halkı karar verir”[1] diyerek çözüm konusunda Şam’ın pozisyonuna yaklaşan Trump yönetimi, Han Şeyhun’a yapılan kimyasal saldırı gerekçesiyle yeniden Şam’la savaş seçeneğine döndü(rüldü).

2- Seçim kampanyası sırasında IŞİD’e karşı Rusya ile işbirliği yapmaktan söz eden Trump, Suriye’de güvenli bölge kurmaktan bahsetti ve Washington’un 10 bin ya da 50 bin civarında asker göndermeyi tartıştığı bildirildi.[2]

3- Amerika, Türkiye gibi bir bölge müttefikiyle karşı karşıya gelme pahasına[3] YPG ile işbirliğini zahiren Rakka operasyonu gerekçesiyle sürdürdü ve Fırat’ın doğusu için tasarladığı planındaki kararlılığını ortaya koydu.

4- Amerika, İngiltere ve Ürdün'ün Suriye’nin güneyinde ‘güvenli bölge’ oluşturmak için hazırlık yaptığı,[4] İsrail’in de bununla koordineli hareket ettiği[5] görüldü. İsrail’in diplomasiden sorumlu bakan yardımcısı Michael Oren “Suriye parçalanırken, İsrail'in Golan'daki ilhakını tanıma zamanı”nın[6] geldiğini söyledi. İstihbarat Bakanı Yisrael Katz ise ABD’ye İran ve Hizbullah’ı Suriye’den çıkarmak için sunduğu 5 maddelik planda Washington’dan Golan’ı İsrail toprağı olarak tanımasını istedi.[7]

5- İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırılarına siyasi açıklamalar dışında hiçbir tepki göstermeyen Rusya, Suriye’ye kara birliği göndermeyi teklif etti.[8]

İran basını, Rusya’nın ABD ile yaptığı görüşmelerde Suriye’deki İran ve Hizbullah varlığının gözetimini üstlendiğine dair haberlere dikkat çekti ve Moskova’nın Suriye’ye kara birliği gönderme teklifini, İran ve Hizbullah’ın Suriye’den çıkarılmasının zeminini yaratma adımı olarak yorumladı.[9]

6- Türkiye’nin YPG’nin güçlerinin büyük bir bölümünü Rakka operasyonu için göndermesinden yararlanarak Tel Ebyad’a girme hazırlıkları yaptığına dair söylentiler gündeme geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan bunu doğrularcasına “Bir gece ansızın gelebiliriz”[10] diyerek Trump yönetimini Rakka operasyonunu YPG ile değil TSK ile yapmaya çağırdı. TSK da Suriye’deki YPG mevzilerini vurmaya başladı.  

Bütün bu gelişmelerin ardından artık ne Astana ne de Cenevre süreçlerinin haber değeri bile taşımaması, Suriye sorununda artık yerel bağlamı, tarafları ve dinamikleri belirleyici olmaktan çıkaran yeni bir sürecin başladığını teyit ediyor.

Yeni sürece ait çözüm dinamikleri

Suriye sorununda artık uluslararası tarafların çıkar çatışmalarını veya uzlaşmalarını belirleyici kılan bu yeni sürecin ortaya koyduğu ‘çözüm’ dinamiği oldukça sade.

Suriye sorunu ya ülke parçalanarak ya da ülkenin toprak bütünlüğü korunarak çözülecek.

Yukarıda sıralanan gelişmeler, Amerika ve müttefiklerinin Suriye sorununu ülkeyi parçalayarak 'çözmekten' yana olduğunu gösteriyor.

Başta Halep’in kurtarılması olmak üzere askeri dengeyi Suriye lehine değiştiren Rusya, İran ve Hizbullah ise Suriye’nin toprak bütünlüğü korunarak, sorunun yerel bağlamı, tarafları ve dinamikleri ile çözülmesini savunuyor.

Türkiye’nin lisanı ve lisan-ı hali

Burada istisnai olan tek taraf Türkiye; çünkü Türkiye, lisanıyla Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunurken, lisan-ı hal ile Suriye’nin parçalanmasına destek veriyor.

Lisanen Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasını “Türkiye’nin beka meselesi”[11] olarak tanımlayan Türkiye, Rusya ve İran’la birlikte Astana sürecinin mimarı olmuş ve Suriye sorunun yerel dinamikleri ile çözülmesine katkı sunmuştu.

Ancak “Trump'ın Suriye'ye müdahale açıklaması lafta kalmasın, biz üzerimize düşeni yaparız”[12] diyerek İsrail ve Suudi Arabistan’la birlikte ABD’yi Suriye’ye müdahaleye çağırmış; saldırı sonrasında da “Olumlu ama yeterli değil”[13] diyerek hedefin Şam olması gerektiğini ima etmişti.

Türkiye’nin lisanı ile lisan-ı hali arasındaki bu çelişki ‘Fırat Kalkanı’nın stratejik hedefi konusunda da belirsizliğe, dolayısıyla da başarısızlığa neden oldu.

Lisanen, ‘Fırat Kalkanı’nı terörle mücadele ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması hedefleriyle ilişkilendiren Türkiye, operasyonu Suriye ordusu ve müttefikleriyle değil, silahlı gruplarla birlikte yürüttü.

Dolayısıyla lisan-ı hal ile tıpkı IŞİD’e karşı YPG ile birlikte hareket eden Amerika gibi davrandı.

Suriye’de rejim devirme hedefi başarısız olan Amerika’nın Suriye’nin parçalanmasını öngören bir plana göre adımlar atarak devlet kontrolünden bağımsız bölgeler oluşturması Washington açısından oldukça rasyonel.

Aynı şey, güney cephesi bağlamında el-Kaide bağlantılı gruplara bile destek veren İsrail açısından da geçerli.

Ancak Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasını kendisi açısından bir beka sorunu olarak gören Türkiye’nin hem Şam’a yönelik müdahalede hem de Rakka’da Amerika’ya destek vaat etmesinin nasıl bir rasyonalite içerdiği meçhul.

Sonuç

Suriye’de uluslararası tarafların çıkar çatışmalarını veya uzlaşmasını belirleyici kılan bu yeni süreçte Rusya, şimdiye kadarki tutumunu sürdürürse ‘vekillerle’ birlikte ‘asılların’ da dahil olmaya başladığı bu savaşın kısa vadede sona ermesi ve çözüme ulaşılması mümkün gözükmüyor.

Ancak Rusya, Şam’ı da razı ederek ABD ve İsrail’le İran ve Hizbullah’ın Suriye’den çıkarılmasını öngören bir anlaşma yaparsa kısa vadede bölünmüş; ama ‘sorunu çözümlenmiş’ bir Suriye ile karşılaşabiliriz.

Birinci seçenek Şam’a ve müttefiklerine uzun vadede zafer vadedebilir. İkinci seçenek ise Amerika, İsrail, Suudi Arabistan açısından kısa vadede zafer; Suriye, İran ve Hizbullah açısından ise hezimet olur.

Ancak lisan-ı halini, lisanı doğrultusunda değiştirmedikçe her iki seçeneğin de Türkiye’ye sadece hezimet vaat ettiği söylenebilir.



[1] El Cezire Türk. 30 Mart 2017. Tillerson - Çavuşoğlu görüşmesi http://www.aljazeera.com.tr/haber/tillerson-cavusoglu-gorusmesi

[2] Eli Lake, Bloomberg, 14 Nisan 2017. Trump Said No to Troops in Syria. His Aides Aren't So Sure. https://www.bloomberg.com/view/articles/2017-04-13/trump-said-no-to-troops-in-syria-his-aides-aren-t-so-sure

[3] AA. 28 Nisan 2017. ABD’den 'Suriye sınırındaki zırhlı Amerikan araçları' açıklaması http://aa.com.tr/tr/dunya/abd-den-suriye-sinirindaki-zirhli-amerikan-araclari-aciklamasi/807623

[4] YDH. 20 Nisan 2017. ABD ve Ürdün’den Suriye’ye saldırı hazırlığı http://ydh.com.tr/HD15188_abd-ve-urdunden-suriyeye-saldiri-hazirligi.html

[5] YDH. 24 Nisan 2017. Suriye’nin güney cephesinde İsrail’in rolü http://ydh.com.tr/HD15192_suriyenin-guney-cephesinde-israilin-rolu-.html

[6] Seth, J. Frantzman, Jerusalem Post, 20 Nisan 2017. 'WITH SYRIA IN PIECES, IT’S TIME TO RECOGNIZE ISRAEL’S ANNEXATION OF THE GOLAN' http://www.jpost.com/Middle-East/With-Syria-in-pieces-its-time-to-recognize-Israels-annexation-of-the-Golan-488381

[7] YDH. 28 Nisan 2017. İsrail’den ABD’ye 5 maddelik İran ve Hizbullah planı http://ydh.com.tr/HD15203_israilden-abdye-5-maddelik-iran-ve-hizbullah-plani.html

[8] YDH. 24 Nisan 2017. Rusya: Suriye’ye kara birliği gönderebiliriz http://ydh.com.tr/HD15191_rusya--suriyeye-kara-birligi-gonderebiliriz.html

[9] Ali Musevi Halhali, Diplomasi-yi İrani, 24 Nisan 2017. شام آخر امریکا و روسیه در سوریه http://www.irdiplomacy.ir/fa/page/1968566/87.html

[10] Sabah. 30 Nisan 2017. Bir gece ansızın gelebiliriz http://www.sabah.com.tr/gundem/2017/04/30/bir-gece-ansizin-gelebiliriz

[11] Sabah. 6 Ocak 2017. Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş: Türkiye'nin beka meselesidir http://www.sabah.com.tr/gundem/2017/01/06/basbakan-yardimcisi-kurtulmus-turkiyenin-beka-meselesidir#

[12] Türkiye, 6 Nisan 2017. Erdoğan: Trump'ın Suriye'ye müdahale açıklaması lafta kalmasın, biz üzerimize düşeni yaparız http://www.turkiyegazetesi.com.tr/gundem/462329.aspx

[13] Yeni Şafak. 7 Nisan 2017. Cumhurbaşkanı Erdoğan: Olumlu ama yeterli değil http://www.yenisafak.com/ekonomi/cumhurbaskani-erdogan-olumlu-ama-yeterli-degil-2639980

Paylaşım
Facebook da Paylaş
Yorum Yaz Yorum
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış
Diğer İlgili Başlıklar
[ Tümü ]
İran’ın en büyük şansı Suudiler 07/12/2017 - 02:47 tarihinde eklendi
Lübnan’da ava giderken av olmak 22/11/2017 - 17:33 tarihinde eklendi
Suudi-İsrail ekseni için yeni umut 06/11/2017 - 00:34 tarihinde eklendi
Dejavu, bağımsız Kürdistan macerası 22/10/2017 - 18:58 tarihinde eklendi
Kürdistan referandumu, hangi mağduriyet, hangi meşruiyet? 03/10/2017 - 04:04 tarihinde eklendi
Kürdistan için iki senaryo, Barzani için iki muhtemel gelecek 17/09/2017 - 18:48 tarihinde eklendi
Hizbullah’ın ikinci stratejik zaferi 30/08/2017 - 15:40 tarihinde eklendi
Omletten yumurta yapma sanatı 13/08/2017 - 19:46 tarihinde eklendi
‘Fiili durumlar’ diyarında bağımsız Kürdistan kumarı 30/07/2017 - 17:45 tarihinde eklendi
Şerif’in Çar’la anlaşması 09/07/2017 - 16:14 tarihinde eklendi
Zulfikar’ın anlattıkları 21/06/2017 - 13:58 tarihinde eklendi
350 milyar dolarlık hayal ticareti Ortadoğu NATO’su 22/05/2017 - 17:49 tarihinde eklendi
Hamas’ın 'devekuşu' vizyonu 07/05/2017 - 18:37 tarihinde eklendi
Suriye’de yeni süreç başlarken Türkiye’nin lisanı ve lisan-ı hali 30/04/2017 - 16:59 tarihinde eklendi
Suriye saldırısı, ‘Yeni Şerifin’ ödül avcılarına züğürt tesellisi 09/04/2017 - 15:57 tarihinde eklendi
Şam ve Hama saldırısı Türkiye’nin Astana rolüne Suudi çelmesi 26/03/2017 - 18:02 tarihinde eklendi
Ankara, ‘yapı söküm stratejisinin’ aracı mı olmak istiyor? 05/03/2017 - 20:30 tarihinde eklendi
Türkiye’nin ‘Suriye’nin toprak bütünlüğü’ macerası 19/02/2017 - 18:52 tarihinde eklendi
ÖSO iç savaşından, Fetih Ordusu iç savaşına 30/01/2017 - 02:06 tarihinde eklendi
Astana konferansı, yeni 'oyun düzeninin' ilk tatbikatı 22/01/2017 - 19:04 tarihinde eklendi
Güncel
15:02 (12.12.2017)
İsrail rejimi Mervan Bargusi'yi tek kişilik hücreye nakletti.
15:28 (11.12.2017)
Kazakistan Dışişleri Bakanlığı, bir sonraki Astana toplantısının 22 Aralık'ta yapılacağını açıkladı.
22:54 (08.12.2017)
Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrail'in bugün Gazze'ye yaptığı saldırılarda 2 kişi şehit oldu 170 kişi yaralandı.
22:02 (08.12.2017)
İsrail basını füze saldırısından dolayı güneyde sirenlerin çalmaya başladığını bildirdi.
21:59 (08.12.2017)
Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrail'in Gazze'nin kuzeyine yaptığı hava saldırısında 15 kişi yaralandı.
15:53 (07.12.2017)
El Menar: İşgalci askerler, Batı Şeria'daki Beyt İyl'de Filistinlilere ve gazetecilere ateş açtı.
15:41 (07.12.2017)
Şam: Beşşar Caferi başkanlığındaki Suriye müzakere heyeti, önümüzdeki pazar günü müzakerelere katılmak üzere Cenevre'ye gidecek.
13:44 (07.12.2017)
Katar, Fransa ile 12 milyar euro değerinde anlaşmalar imzaladı.
Haftanın Yorumu
Alptekin DURSUNOĞLU
İran’ın en büyük şansı Suudiler
Siyasi Analizler
En Çok
Okunan Yorumlanan Paylaşılan
Hava Durumu
İstanbul Ankara İzmir
ISTANBUL ANKARA IZMIR
Piyasa Verileri
Anket
Türkiye'nin Irak politikasının hedefi ne olmalıdır?
Üç ayrı devlete bölünmesini desteklemek.
Ulusal birliğini ve toprak bütünlüğünü korumak.
Yeni federal bölgelerin kurulmasını sağlamak.
Mevcut durumun devamını desteklemek.
Yakın Doğu Haber ® 2006 - 2012
Sitede bulunun içerikler ve analizler kaynak gösterilerek alıntılanabilir  RSS Tasarım & Yazılım : Network Yazılım