İsrail ekonomik gücünü bölge ülkelerine borçlu

img
İsrail ekonomik gücünü bölge ülkelerine borçlu YDH

7 Ekim’deki Aksa Tufanı operasyonunun ardından İsrail’in yıllardır abluka altında tuttuğu Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları, Arap rejimlerinin kamuoyu baskısıyla net bir tavır almasını zorunlu kıldı. Fakat meselede, İsrail’i bunca yıldır ayakta tutan iktisadi ilişkilerin boyutuna ilişkilerin önemi artıyor.




Başta İsrail’in petrol tedarikini kimlerden yaptığına yakından bakmak faydalı olabilir. Analiz firması Kpler’in verilerine göre İsrail, mayıs ortasından bu yana günde yaklaşık 220 bin varil ham petrol ithal etti ve bunun yaklaşık yüzde 60’ı Kazakistan ve Azerbaycan’dan geldi. Başta Gabon olmak üzere Batı Afrikalı üreticiler diğer büyük tedarikçiler arasında.

Dolayısıyla İsrail’in pek çok tedarik alternatifi var. İşgal rejiminin en önemli müttefiki olan ABD, bu yıl küresel deniz piyasasına en büyük ilave ham petrol tedarikçisi oldu. Son birkaç aydır İsrail’e tedarikte bulunan Brezilya’nın ihracatı da hızla artıyor.

İsrail açısından bundan daha acil konu, ithalatın güvenli bir şekilde yapılabilmesi için petrol limanlarının ve denizlerin güvenliğinin sağlanması olarak öne çıkıyor. İsrail’in Akdeniz’de Aşkelon ve Hayfa, Kızıldeniz’de de Eylat olmak üzere üç ham petrol ithalat terminali mevcut.

Petrol ithalat terminallerinin en önemlisi olan Aşkelon’da günde yaklaşık 180 bin varil işleniyor. Gazze’ye yakın olan bu terminal 7 Ekim’den kısa bir süre sonra kapatıldı. Kpler’in verilerine göre Eylat terminalinden 2020’den bu yana hiç ham petrol gelmezken Hayfa’ya günde ortalama 40 bin varil petrol akışı oldu.

Önceki yazıda da bahsedildiği üzere Yemen’deki Ensarullah Hareketi’nin Kızıldeniz’i ve Aden Körfezi’ni menzilinde tutması İsrail için zorlayıcı bir faktör.

İbrahim Anlaşmaları ve İsrail’in tecritten kurtuluşu

Son Gazze savaşının Arap ülkelerini İsrail’e karşı tavır almaya ittiği doğru, özellikle de İbrahim Anlaşmalarıyla işgal rejiminin tecritten yavaş yavaş kurtulmaya başlıyor olması, Filistinli grupların zamanlamasının iyi olduğunun ispatı.

Konuya dönecek olursak, İsrail on yıllar boyunca “ada ekonomisi”, yani Türkiye hariç komşu Orta Doğu ülkeleriyle ilişkisi kopuk bir pazar olarak var oldu.

Ürdün ve Mısır ile yapılan barış anlaşmaları bile makroekonomik öneme sahip ilişkiler üretmedi. İsrail’in Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn ve Fas ile ilişkilerini normalleştiren İbrahim Anlaşmaları (Eylül 2020) ve İsrail-BAE serbest ticaret anlaşması (Mayıs 2021) gibi ardıl anlaşmalar, işgal rejimi ile bölge ülkeleri arasında iktisadi ilişkilerin geliştirileceği haklı beklentisini yarattı.

Türkiye en önemli bölgesel ticari ortak

İbrahim Anlaşmalarının imzalanmasından bu yana geçen iki yılda İsrail ile bölge ülkeleri arasındaki ticaret ve turizm alanındaki ilişkiler genişledi. BAE ile ticari ilişkiler son iki yılda hızlı bir şekilde büyürken ticaretteki ana artış Türkiye ile gerçekleşti.

Ayrıca Mısır ve Ürdün ile ticaret, özellikle İsrail’in doğalgaz ihracatının bir sonucu olarak sınırlı ölçüde de olsa arttı. 2021 yılında İsraillilerin yurt dışı seyahatlerine yönelik Kovid kısıtlamalarının kaldırılması, Türkiye, BAE, Mısır ve Fas’ı ziyaret eden İsrailli turist sayısında hızlı bir artışa neden oldu.

İsrail’den Orta Doğu ülkelerine ve bu ülkeler üzerinden devam eden destinasyonlara giden hava yolu yolcularının sayısı da arttı. Orta Doğu mallarının İsrail’e ithalatı, rejimin bu ülkelere ihracatını aştı ve bölgesel destinasyonlara dönük seyahatler, İsrail’e olan seyahatleri solladı.

İbrahim Anlaşmalarından önceki on yılda İsrail’in bölgesel pazarlarla yaptığı mal ticaretinin büyük bir kısmı Türkiye ile oldu. 

İsrail ile on yıllardır barış anlaşmaları bulunan Ürdün ve Mısır ile ticaret, Nitelikli Sanayi Bölgesi anlaşmaları gibi bu faaliyeti teşvik etmeye yönelik anlaşmalara rağmen sınırlıydı. BAE ile ticaret yılda en fazla birkaç on milyon doları buluyordu.

Son iki yılda bölge ülkeleriyle, özellikle de Türkiye ve BAE ile ticaret hızla artıyor. Bölgeden İsrail’e yapılan mal ithalatı 2022 yılında 8,3 milyar dolara (toplam mal ithalatının yüzde 7,7’si), bölge pazarlarına yapılan ihracat ise 3,2 milyar dolara (mal ihracatının yüzde 4,4'ü) yükseldi. Yanı sıra Mısır ve Ürdün’e yapılan doğalgaz ihracatı 9,2 milyar metreküpe yükseldi.

Türkiye’den yapılan ithalatın değeri 2023’ün ilk çeyreği itibariyle 5,7 milyar dolar ile 2019 seviyesinin neredeyse iki katı. Buna ek olarak İsrail, diğer ticaret ortakları aracılığıyla Türkiye’de üretilen mallar için yılda 800 milyon dolardan fazla ithalat yaptı.

Türkiye’den yapılan ithalattaki artışın büyük bir kısmı üretim girdilerinde gerçekleşti ve İsrail’in toplam üretim girdileri ithalatının bir önceki on yılda yüzde 4’ü iken 2020-2021’de yüzde 9’una yükseldi.

Genel manada Türkiye’den yapılan ithalat, son iki yılda İsrail’e yapılan toplam ithalattaki nominal ve reel büyüme ile birlikte 2020 ve 2022 yılları arasında yükseldi. 

Türkiye’den İsrail’e ithal edilen mallar ağırlıklı olarak metal, makine, plastik, çimento ürünleri, tekstil ve motorlu taşıtlardan oluşuyor. Dolayısıyla Batı Şeria’da istimlak edilen topraklara gayri meşru bir şekilde dikilen yerleşimlerde kullanılan çimentonun bir kısmının Türkiye’den gittiğini doğrudur.

Diğer yandan BAE’den yapılan kayıtlı ithalat, İbrahim Anlaşmasının imzalanmasından bu yana (Eylül 2020) hızla gelişmekte olup 2022 yılında 1,9 milyar dolara ulaştı. İki ülke ticari ilişkilerini güçlendirdikçe ve ikili serbest ticaret anlaşmasını uygulamaya koydukça BAE’den yapılan ithalatın önümüzdeki yıllarda daha da artması bekleniyor. Fakat bu ithalat iki katına çıksa bile İsrail’in ithalatının sadece yüzde birkaçını ve BAE’nin ihracatının daha da küçük bir kısmını oluşturacak.

BAE’nin Avrupa, Afrika ve Güneydoğu Asya arasındaki deniz ve hava yolları üzerindeki konumu nedeniyle kavşak noktasında olduğu göz önünde bulundurulsa fena olmaz. Büyük hacimli uluslararası ticarete lojistik ve finansal altyapı sağlayan BAE’nin ihracatının üçte ikisini (yakıt hariç) başka ülkelerden ithal edildikten sonra yeniden ihraç edilen mallar oluşturuyor. Bu olgu özellikle Emirliklerin İsrail’e ihracatında öne çıkıyor.

Emirlikler Federal Rekabetçilik ve İstatistik Kurumu verilerine göre, BAE’nin Ocak-Eylül 2022’de İsrail'e yaptığı ihracatın yüzde 82’si başka ülkelerden ithal edilen malların yeniden ihracatı.

Malların üretim ülkelerinden ziyade BAE üzerinden ithal edilmesi, bu ticaret modelinin ithalat sürecini kolaylaştırdığına veya sigorta ve nakliye maliyetleri de dahil olmak üzere maliyetlerini düşürdüğüne işaret.

İsrail’in en önemli ihracat destinasyonu olarak Türkiye

Türkiye, İsrail’in bölgedeki en önemli ihracat destinasyonu. Türkiye’ye yapılan ihracat, işgal ordusunun 2014’te Gazze’ye yönelik Koruyucu Hat Harekâtı sonrası ikili gerginlik nedeniyle yaklaşık dörtte bir oranında daraldıktan sonra son birkaç yılda kademeli olarak toparlandı.

İşgal rejiminin başta Mısır ve Ürdün olmak üzere diğer Orta Doğu ülkelerine yaptığı bildirilen ihracat 2022’de sadece birkaç yüz milyon dolar olarak gerçekleşmiş olup bu durum söz konusu ülkelerde İsrail ile iktisadi işbirliğine dönük olumsuz kamuoyu algısıyla tutarlı.

İsrail’in Mısır ve Ürdün’e doğalgaz ihracatı arttı ve önümüzdeki yıllarda da artmaya devam etmesi bekleniyor. İsrail’in Ürdün’e gaz ihracatı 2020’de 2,1 milyar metreküpten iki yıl sonra 2,9 milyar metreküpe, Mısır’a gaz ihracatı ise aynı yıllarda 2,2 milyar metreküpten 6,3 milyar metreküpe çıktı.

Bu iki ülkeye yapılan gaz ihracatı, 2022 yılında İsrail’in sularında üretilen toplam gazın yüzde 45’ini oluşturdu. Gaz sevkiyat altyapısının 2022’de yılda yaklaşık 12,5 milyar metreküpten 2026’da yılda yaklaşık 22 milyar metreküpe genişletilmesi ve ıslah edilmesinden bu ülkelere daha yüksek gaz ihracatını kolaylaştırması bekleniyor.

Mısır’ın İsrail’den ithal ettiği gazın bir kısmı burada sıvılaştırılıyor ve Avrupa’ya yeniden ihraç ediliyor. Haziran 2022’de Mısır, AB ve İsrail, İsrail gazının Mısır sıvılaştırma tesisleri aracılığıyla Avrupa’ya ihracatının genişletilmesinin önünü açan bir mutabakat zaptı imzalamıştı.

İbrahim Anlaşmaları aynı zamanda İsrail ile BAE ve Bahreyn arasında hava taşımacılığının başlatılmasını da beraberinde getirmiş, bu da varış noktaları arasında yaklaşık 1 milyon yolcunun yanı sıra İsrail’den Fas ve Mısır’ın Şarm eş-Şeyh kentine uçuşların yeniden başlamasına neden oldu.

2023’ün başında, İsrailli hava yolu şirketleri Türkiye’ye yeniden hizmet vermeye başladı ve Suudi Arabistan ve Umman hava sahası üzerinden doğudaki varış noktalarına uçmaya başlayarak Asya’ya giden hava rotalarını kayda değer ölçüde kısalttı.

İsrail’in bölge ülkeleriyle seferleri artırması ve doğuya uçan hava yolu şirketlerine verilen doğrudan üst geçiş izninin, sadece bölgesel pazarlarla değil Güneydoğu Asya’daki pazarlarla da hava turizmi ve taşımacılık ilişkilerinin gelişmesine yardımcı olması bekleniyor.

Filistin’in payına ne düştü?

Rakamlara bakılırsa İsrail ile normalleşmeyi herkes dört gözle bekliyordu. Dostluklar büyürken ve alışverişler artarken Filistin meselesi hafızalardan iyiden iyiye silinmeye başladı.

Aksa Tufanı, bu şuur kaybına karşı acı bir ilaç oldu. Yanı sıra yaşananlar, Filistinlilerin direnme kabiliyetinin tükenmediğinin de ispatı oldu.

Fakat normalleşme henüz bölgeye yayılmasa da İbrahim Anlaşmalarını imzalayan ülkelerin tamamının kendilerini fiilen Siyonist vizyona teslim ettikleri aşikâr.

Dolayısıyla Filistin davasının silinmesi ve bu hedefe zemin hazırlığının hem ABD hem de İsrail tarafından tam teşekküllü olarak başlatıldığı bir dönemde karşılık görmesi kaçınılmazdı.



Makaleler

Güncel