Lübnan Askeri Temyiz Mahkemesi, İsrail’e telekomünikasyon ağlarına dair kritik bilgiler sağladığı gerekçesiyle 15 yıl hapis cezasına çarptırılan Muhyiddin Hasane’yi yalnızca 22 ay cezaevinde kaldıktan sonra serbest bıraktı.

YDH- Lübnan Askeri Temyiz Mahkemesi Başkanı Yargıç Münir Süleyman’ın başkanlığında toplanan mahkeme, İsrail rejimiyle iş birliği yapan en tehlikeli isimlerden biri olarak tanımlanan ve 15 yıl hapis cezasına çarptırılan Muhyiddin Hasane’nin serbest bırakılmasına karar verdi.
Hasane’nin yalnızca 22 ay cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edilmesi, hakkındaki mahkumiyet ve suçlamaların ağırlığı dikkate alındığında ülkede geniş çaplı tartışmalara yol açtı.
El-Mahatta soruşturma platformunun haberine göre Hasane, İsrail’e Beyrut ve güney banliyölerindeki telekomünikasyon ağlarıyla ilgili son derece hassas bilgiler sağlamakla suçlu bulunmuştu. Sağlanan veriler arasında cep telefonu altyapısına ilişkin ayrıntılar ve gelişmiş cihazlarla Wi-Fi ağlarının taranması, telefonların yerinin tespiti ve evler ile kurumların internet ağlarına sızma faaliyetleri yer aldı. Habere göre, bu yöntemler İsrail işgali tarafından askeri operasyonlarda kullanıldı.
Soruşturma ayrıca, Hasane’nin kullandığı cihazların çağrı cihazlarının yayın frekanslarını belirlemede de rol oynadığını ortaya koydu. Bu cihazlar, 2024 yılında Hizbullah savaşçıları ve sivillere karşı düzenlenen geniş çaplı saldırıda İsrail işgali tarafından kullanılmıştı.
Tehlikeli bir eğilimin yeniden ortaya çıkışı
El-Mahatta’nın bildirdiğine göre, Hasane’nin avukatı, kararı Askeri Temyiz Mahkemesi’ne taşıdı. Mahkeme tahliye kararını onarsa, bu durum uzun süredir askeri yargıyla ilişkilendirilen “iş birlikçilerin aklanması” eğilimini yeniden canlandıracak.
Habere göre, böyle bir adım, yeni atanan mahkeme başkanının, düşmana en hassas güvenlik verilerini aktaran kişilerin dahi nihai hüküm verilmeden serbest bırakılmasına olanak tanıyacak tehlikeli bir emsal oluşturduğu algısını pekiştirecek.
Platform, bu gelişmenin doğrulanması halinde, askeri yargının “şehitlerin kanı, Lübnan halkının güvenliği ve ülkenin geleceği pahasına iş birlikçilerle uzlaşmanın önünü yeniden açtığı” yönünde açık bir mesaj olarak değerlendirilebileceğini aktardı.