Bankacı ve medya patronu Antoun Sehnaoui’nin çevresindeki medya, finans ve Washington bağlantıları, Beyrut’ta İsrail’le normalleşme ağını görünür kılıyor.
YDH- Araştırmacı
gazetecilik portalı The Grayzone, İsrail’in Güney Lübnan’daki işgalinin sürdüğü
bir dönemde, Lübnanlı milyarder bankacı ve medya patronu Antoun
Sehnaoui’nin, İsrail’le “normalleşmeyi” teşvik eden geniş bir siyasi, medya
ve ekonomik ağın merkezinde yer aldığını belirtti.
The Grayzone’un kapsamlı haberinde, Sehnaoui’nin
Washington’daki iş ve medya çevreleriyle bağlantılar kurduğu, Beyrut’ta ise
aşırı sağcı Hristiyan gruplarla ilişkiler geliştirdiği ve bu ağın “İsrail’le
normalleşme” sürecini desteklemek amacıyla kullanıldığı bildirildi.
Sehnaoui’nin Lübnan kamuoyunu etkilemek amacıyla Fransızca
yayın yapan Ici Beyrouth, İngilizce This Is Beirut ve Arapça Hunna Lubnan gibi
medya kuruluşlarına önemli miktarda finansman sağladığı kaydedildi.
Bu iddialar, Lübnan’ın önde gelen gazetelerinden L’Orient
Today’nin Sehnaoui ailesi ve bankacının ülkedeki nüfuzu üzerine yayımladığı
kapsamlı araştırmanın ardından gündeme geldi. L’Orient Today, Sehnaoui’yi
bankacılık, medya ve siyaset alanlarında etkili bir isim olarak tanımladı.
Sehnaoui’nin İsrail’le ilişkileri, temmuz sonunda Washington’da
İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile aynı yemekte görüntülenmesinin ardından
Lübnan’da yeniden gündemin merkezine oturdu. Lübnanlı avukatlar, söz konusu
buluşmanın ardından Sehnaoui hakkında İsrail’le temas kurduğu gerekçesiyle
soruşturma başlatılması talebiyle başvuruda bulundu. Lübnan yargısının da
Sehnaoui’nin bulunması ve sorgulanması yönünde karar aldı.
Bankacılık krizinden “İsrail’le
normalleşme” girişimlerine
Sehnaoui Lübnan’da İsrail yanlısı politikaların öne çıkan
savunucularından biri haline gelmeden önce de ülkenin en zengin ve etkili
bankacılarından biri olarak biliniyordu.
Sehnaoui, 2019’da Lübnan ekonomisinin çöküşünün ardından bankacılık
sektörünün tartışmalı isimlerinden biri haline geldi. Bankacılık sistemindeki
kriz sırasında sıradan Lübnanlıların mevduatlarına erişemediği bir dönemde,
ülkenin bankacılık elitlerinin milyarlarca doları yurt dışına aktardığı
yönündeki iddialar gündeme taşındı.
Sehnaoui ailesinin sahip olduğu bankalar üzerinden büyük
miktarlarda paranın ülke dışına çıkarıldığı belirtilirken, Sehnaoui’nin Fransız
bankacılık kuruluşları üzerinden yürüttüğü faaliyetler de dikkat çekiyor.
Sehnaoui’nin ABD siyasi çevreleriyle ilişkileri ise yıllar
öncesine uzanıyor.
Eski ABD Adalet Bakanı John Ashcroft 2010 yılında
Sehnaoui’nin sahibi olduğu Lübnan Kanada Bankası’nda Hizbullah bağlantılı
olduğu iddia edilen hesapların incelenmesine yardımcı oldu ve ABD Hazine
Bakanlığı’nın “terör” finansmanından sorumlu eski yetkilisi Daniel Glaser daha
sonra Sehnaoui’nin bankasında danışman olarak görev yaptı.
Glaser daha sonraki yıllarda Washington’daki İsrail yanlısı
düşünce kuruluşu “Washington Yakın Doğu Politikaları Enstitüsü” (Washington Institute
for Near East Policy/WINEP) bünyesinde Hizbullah’ın küresel finans sisteminden
dışlanmasını savunan açıklamalar yaptı.
Bu ilişkiler Sehnaoui’nin bankacılık ağı ile Washington’daki
İsrail yanlısı çevreler arasında uzun süredir devam eden bir bağlantıya işaret
ediyor.
Medya ağı: “Normalleşmenin”
propaganda ayağı mı?
Haberde Sehnaoui’nin medya yatırımları özellikle mercek
altına alındı.
This Is Beirut, kendisini “bağımsız ve partiler üstü, ancak
tarafsız olmayan” bir medya kuruluşu olarak tanımlasa da İsrail’in Lübnan
topraklarındaki işgaline yeterince yer vermiyor ve bunun yerine Hizbullah ile
İran’a yönelik suçlamaları öne çıkarıyor.
Kuruluşun çalışanları arasında İsrail yanlısı Washington
düşünce kuruluşlarıyla bağlantılı gazeteci ve araştırmacılar da bulunuyor.
Bu isimler arasında Hüseyin Abdulhüseyin, Seth J. Frantzman
ve Claudia Groeling gibi gazeteci ve araştırmacılar yer alıyor. Bazı isimlerin “Demokrasileri
Savunma Vakfı” (Foundation for Defense of Democracies/FDD) ve Washington Yakın
Doğu Politikaları Enstitüsü gibi kuruluşlarla bağlantıları bulunuyor.
Ayrıca, This Is Beirut’un 2026 Münih Güvenlik Konferansı’nda
İsrail merkezli “MIND Israel” düşünce kuruluşu ile ortak bir panel düzenlediği
ve bu etkinliğin İsrail medyası tarafından “Lübnan-İsrail normalleşmesi”
açısından önemli bir adım olarak sunulduğu kaydedildi.
Kuruluşun yazarlarından Abdulhüseyin’in Hizbullah’a karşı
mücadelede İsrail ordusuyla işbirliğini savunan görüşler dile getirdiği de aktarıldı.
This Is Beirut’un röportaj yaptığı isimler arasında kendisini
“Lübnanlı Siyonist” olarak tanımlayan ve “Lübnan-İsrail Barış İttifakı” (Lebanon
Israel Peace Alliance) oluşumunun kurucularından Hagar Chemali’nin de bulunuyor.
Washington bağlantısı
ve Morgan Ortagus
The Grayzone, Sehnaoui’nin Trump rejiminin eski Ortadoğu
Özel Temsilcisi Morgan Ortagus ile ilişkisine de geniş yer verdi.
Ortagus, Nisan ayında Washington’daki Holokost Anma
Müzesi’nde düzenlenen etkinlikte Sehnaoui’yi överek ailesinin “Hristiyan
Siyonist” geçmişine vurgu yaptı. Ortagus ayrıca, Sehnaoui’nin Lübnan’da hukuken
sorun yaratabilecek faaliyetlerde bulunduğunu ifade etti.
İkili arasındaki yakın ilişki, Sehnaoui’nin Washington’da
İsrail Başbakanı Netanyahu ile aynı yemekte görüntülenmesinin ardından daha
fazla tartışma konusu oldu.
Sehnaoui ve Ortagus, yakın zamanda ölen ABD’li Cumhuriyetçi
Senatör Lindsey Graham anısına düzenlenen yemekte Netanyahu ile bir araya
geldi. Bu buluşmanın ardından Lübnanlı avukatlar Sehnaoui hakkında suç
duyurusunda bulundu; yargı da Sehnaoui’nin bulunarak sorgulanması yönünde 30
günlük karar aldı.
Sehnaoui Washington’daki siyasi çevrelerde “Lübnanlı AIPAC
adamı” olarak anılmaya başlandı.
Hizbullah’a yönelik
finansal baskı
The Grayzone’un dikkat çektiği bir diğer konu ise Lübnan’daki
Karz-ı Hasen kurumu.
Faizsiz kredi sağlayan ve Hizbullah’la bağlantılı olduğu öne
sürülen kurum İsrail saldırılarının yanı sıra ABD yaptırımlarının da hedefi
haline geldi.
Washington merkezli FDD, Haziran ayında Karz-ı Hasen’e yönelik
finansal baskının Hizbullah’ın ayakta kalma kapasitesini zayıflatabileceğini
savunan bir analiz yayımladı. Bunun ardından ABD Hazine Bakanlığı, kurumla
bağlantılı oldukları iddiasıyla çok sayıda Lübnanlıyı yaptırım listesine aldı.
Sehnaoui’nin ABD Hazine Bakanlığı çevreleriyle geçmişten
gelen yakın ilişkileri nedeniyle bu süreçteki rolünün soru işaretleri yarattığı
belirtildi. Ancak Sehnaoui’nin, Karz-ı Hasen’in finansal olarak hedef
alınmasında doğrudan rol oynadığına ilişkin kesin kanıt bulunmadığı da aktarıldı.
Ailenin İsrail
bağlantılarının geçmişi
Sehnaoui’nin İsrail’le ilişkilerinin kişisel siyasi
tercihinden ibaret olmadığı, ailesinin geçmişine kadar uzandığı vurgulandı.
Sehnaoui’nin amcası Maurice Sehnaoui’nin Lübnan medyasına
yaptığı açıklamalara dayanan haberde, Antoun’un babası Nabil Sehnaoui’nin
İsrail ve Yahudiliğe özel ilgi duyduğu ve İsrail’le yakın ilişkiler
geliştirdiği belirtildi.
Nabil Sehnaoui’nin 1970’lerin sonlarında İsrail istihbaratından
üst düzey bir isim olan David Kimche’yi evinde ağırladığı ve Lübnan’daki
Hristiyan aşırı sağ çevrelerle ilişkili olduğu aktarıldı.
Ayrıca, Nabil Sehnaoui’nin Lübnan İç Savaşı sırasında
faaliyet gösteren et-Tanzim adlı aşırı milliyetçi Hristiyan örgütün önde gelen
isimlerinden biri olduğu iddia edildi.
Et-Tanzim’in dönemin Lübnanlı Hristiyan milisleriyle ve
İsrail’le ilişkilerine dikkat çekilerek, Sehnaoui ailesinin İsrail’le
yakınlaşmasının tarihsel köklerinin Lübnan İç Savaşı dönemine kadar uzandığı kaydedildi.
“Tanımlı bir
normalleşme ağı”
Sehnaoui’nin bugün yürüttüğü faaliyetleri, ailesinin
geçmişteki İsrail bağlantıları, bankacılık sektöründeki nüfuzu, Washington’daki
siyasi ilişkileri ve medya yatırımlarıyla birlikte değerlendiriliyor.
Bu ağ; bankacılık, medya, Washington’daki siyasi çevreler ve
Lübnan’daki İsrail yanlısı grupları bir araya getirerek Beyrut’u Tel Aviv’le “normalleşmeye”
yönlendirmeyi amaçlıyor.
Bu çerçevede Sehnaoui’nin Netanyahu ile görüşmesi, medya
yatırımları ve Ortagus’la ilişkisi, daha geniş bir siyasi projenin parçaları
olarak değerlendiriliyor.
L’Orient Today’nin bağımsız araştırması da Sehnaoui’nin
Lübnan siyasetinde, bankacılık sektöründe ve medya alanında perde arkasından
etkili olan önemli bir aktör olduğunu ortaya koyuyor. Gazete, Sehnaoui’nin
İsrail’le yürütülen görüşmelerden Lübnan’daki siyasi dengelere kadar birçok
başlıkta etkisinin bulunduğuna dikkat çekiyor.
The Grayzone, tüm bu gelişmelerin Lübnan’ın “İsrail’le
normalleşmeye” ve ülke içinde yeni bir siyasi çatışmaya sürüklenmesi riskini
artırdığını vurguluyor.