İngiltere, Trump’ın Venezuela politikasında nasıl bir rol üstlendi?

img
İngiltere, Trump’ın Venezuela politikasında nasıl bir rol üstlendi? YDH

İngiltere’nin, ABD’nin Venezuela’ya yönelik müdahaleci politikasına doğrudan askeri katılımı bulunmamasına karşın, siyasi tanıma kararları, mali yaptırımlar ve perde arkasındaki planlamalar yoluyla bu sürece uzun süredir destek verdiği kaydedildi.



YDH- Cumartesi günü sabaha karşı ABD güçleri Venezuela’yı bombaladı ve ülkenin seçilmiş Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu kaçırdı.

İngiliz araştırmacı gazetecilik portalı Declassified UK, bu saldırının, egemen devletlere karşı güç kullanımını ve müdahaleyi yasaklayan Birleşmiş Milletler Şartı’nın açık bir ihlali olduğunu belirtti.

Buna karşın, İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın söz konusu saldırıyı kınamayı reddettiği ve müdahalenin “açık hukuksuzluğunu” dahi kabul etmediği belirtildi. Starmer’ın, BBC’ye yaptığı açıklamada, “tüm maddi gerçeklerin henüz netleşmediğini” ve “tam tabloya sahip olunmadığını” söylediği aktarıldı.

Habere göre Starmer, daha sonra sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İngiltere’nin Maduro’yu “meşru bir devlet başkanı olarak görmediğini” ve “rejimin sona ermesinden dolayı üzüntü duymadıklarını” ifade etti.

Declassified UK, Starmer’ın bu tutumunun, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’ya yönelik saldırısını “saldırganlık savaşı” olarak nitelendirmesinden yalnızca 24 saatten kısa bir süre sonra gelmesine dikkat çekti.

İngiltere hükümetine eleştiriler

Haberde, eski İngiltere büyükelçisi Sir Richard Dalton’un değerlendirmelerine de yer verildi. Dalton, Declassified UK’ye yaptığı açıklamada, hükümetin Venezuela konusundaki tutumunun “hukukun üstünlüğü yerine ‘orman kanununu’ kabullendiğini” ve bu yaklaşımın “sinsi ve çıkarcı” olduğunu söyledi.

Starmer’ın, ABD Başkanı Donald Trump’ın adımlarını kınamaktan kaçınırken, İngiltere’nin bu operasyonda “hiçbir rolü olmadığını” savunduğu aktarıldı. Ancak haberde, son haftalarda Kraliyet Donanması personelinin Venezuela çevresindeki ABD donanma gücüne entegre şekilde görev yaptığı, Savunma Bakanlığı’nın ise bu personelin saldırı sırasında bölgede bulunup bulunmadığına açıklık getirmediği kaydedildi.

Declassified UK’ye göre, Savunma Bakanı John Healey’in İngiliz askerlerine Venezuela’ya yönelik saldırılara katılmamaları yönünde talimat verdiği ve Karayipler’de ABD-İngiltere istihbarat paylaşımının, “İngiltere’nin olası bir hukuki sorumlulukla ilişkilendirilmemesi amacıyla geçici olarak durdurulduğu” bildirildi.

Haberde, bu durumun, hükümetin Trump yönetiminin eylemlerinin hukuka uygunluğunu değerlendiremeyeceğini söyleyen mevcut resmi tutumuyla çeliştiği ifade edildi.

İngiltere’nin uzun vadeli Venezuela politikası

Declassified UK, İngiliz güçlerinin doğrudan askeri operasyona katılmamış olmasının, Londra’nın Washington’un Venezuela’yı “istikrarsızlaştırmaya yönelik” politikalarını uzun süredir desteklediği gerçeğini değiştirmediğini yazdı.

Habere göre İngiltere, 2019’dan bu yana Venezuela’ya ait 2 milyar dolardan fazla altını İngiltere Merkez Bankası’nda dondurdu, hükümet karşıtı girişimleri destekledi ve Maduro’nun devrilmesinin ardından süreci yönetmek üzere gizli bir “Venezuela Yeniden Yapılanma Birimi” kurdu.

Starmer’ın, “İngiltere uzun süredir Venezuela’da bir iktidar geçişini destekliyor” sözlerinin bu bağlamda değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.

Haberde, İngiltere’nin yedi yıl önce Juan Guaidó’yu Venezuela’nın devlet başkanı olarak tanıma kararına da geniş yer ayrıldı. Guaidó’nun hiçbir zaman devlet başkanlığı seçimlerine katılmadığı, ancak 23 Ocak 2019’da kendisini “geçici devlet başkanı” ilan ettiği hatırlatıldı. Guaidó’nun, anayasanın 233. maddesine dayanarak Maduro’nun görevini terk ettiğini ve ülkede “mutlak bir iktidar boşluğu” oluştuğunu ileri sürdüğü aktarıldı.

Declassified UK, bu sürecin ABD yönetiminin açık desteği olmadan ilerlemesinin mümkün olmadığını, Trump yönetiminin hızla Guaidó’yu tanıdığını ve diğer ülkelere de aynı yönde baskı yaptığını belirtti.

Diplomasi, petrol ve ekonomik çıkarlar

Haberde, dönemin İngiltere Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt’ın, 24 Ocak 2019’da Washington’a yaptığı ziyarette ABD’li yetkililerle görüştüğü ve kısa süre sonra Guaidó’yu tanımayı değerlendireceklerini açıkladığı aktarıldı. Eski dışişleri bakanı Alan Duncan’ın günlüklerinden aktarılan bilgilere göre, Hunt bu kararı, ABD yönetimiyle ilişkileri güçlendirmek amacıyla “stratejik bir takas” olarak gördü.

Duncan’ın, Venezuela’nın ABD’nin “arka bahçesi” olarak görüldüğünü ve bu dosyanın Washington’la uyum sağlamak için uygun bir alan olarak değerlendirildiğini yazdığı belirtildi.

Declassified UK, İngiltere’nin Venezuela’daki petrol rezervleriyle de yakından ilgilendiğini aktardı. Duncan’ın 2018’de yaptığı açıklamada, Venezuela petrol sektörünün yeniden canlandırılmasının ekonomik toparlanmanın temel unsurlarından biri olacağını ve Shell ile BP gibi İngiliz şirketlerinin bu süreçte yer almak isteyebileceğini söylediği hatırlatıldı.

Haberde ayrıca, İngiliz şirketlerinin, Venezuela ile Guyana arasındaki Essequibo bölgesi üzerindeki sınır anlaşmazlığıyla da ilgilendiği belirtildi. Guaidó’nun Londra’daki temsilcisi Vanessa Neumann’ın, İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nın Guyana lehine tutumunu sürdürmesi şartıyla, Essequibo konusunun gündemden düşürülmesini istediği aktarıldı.

Altın davası ve gizli birimler

Declassified UK’ye göre, İngiltere’nin Guaidó’yu tanıması, Merkez Bankası’nın Venezuela altınlarını dondurma kararının ön koşulu oldu. Eski ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’un, Jeremy Hunt’ın bu süreçte Washington’un politikalarını desteklemekten “memnuniyet duyduğunu” söylediği aktarıldı.

Haberde, Merkez Bankası yöneticilerinin hukuki sonuçlardan endişe duyduğu, ancak Dışişleri Bakanlığı’nın bu kaygıları gidermek için devreye girdiği belirtildi. Alan Duncan’ın, dönemin Merkez Bankası Başkanı Mark Carney ile yaptığı görüşmede, Maduro’nun meşruiyetine ilişkin “güçlü bir siyasi çerçeve” sunmayı taahhüt ettiği günlük notlarından aktarıldı.

Mayıs 2020’de Maduro hükümetinin, altınların serbest bırakılmaması nedeniyle Merkez Bankası’na dava açtığı, İngiltere hükümetinin ise Guaidó’yu desteklemeyi sürdürdüğü ve bu süreçte onun hukuki mücadelesini desteklemek için kamu kaynakları kullandığı belirtildi.

Declassified UK, Birleşmiş Milletler özel raportörü Alena Douhan’ın, tek taraflı yaptırımların Venezuela üzerindeki olumsuz etkilerine ilişkin uyarılarına rağmen bu politikanın sürdürüldüğünü aktardı.

“Venezuela Yeniden Yapılanma Birimi”

Haberde, İngiltere’nin 2019 sonbaharında Dışişleri Bakanlığı bünyesinde gizli bir “Venezuela Yeniden Yapılanma Birimi” kurduğu bilgisi paylaşıldı. Bu birimin, Maduro’nun devrilmesinden sonraki sürece hazırlanmak amacıyla oluşturulduğu, Guaidó ve ekibiyle temas kurduğu belirtildi.

Dışişleri Bakanlığı’nın, birimin amacının “Venezuela’daki ekonomik ve insani krize uluslararası yanıtı koordine etmek” olduğunu savunduğu, ancak Declassified UK’nin elde ettiği belgelerin, İngiltere’nin Venezuela enerji sektöründe rol üstlenmesine yönelik planları ortaya koyduğu aktarıldı.

Haberde, İngiltere’nin Venezuela’da “yolsuzlukla mücadele” adı altında bazı girişimleri finanse ettiği, ancak bu programlara ilişkin ayrıntıların kamuoyundan gizlendiği belirtildi. Dışişleri Bakanlığı’nın, bu bilgilerin açıklanmasının “diğer devletlerle ilişkileri zedeleyebileceğini” savunarak şeffaflıktan kaçındığı ifade edildi.