Suriye'De HTŞ rejiminin SDG ile olan ateşkesi 15 gün daha uzatması, IŞİD mahkumlarının akıbeti ve çocuk tutukluların durumu üzerinden derinleşen bir krizi beraberinde getirdi.
YDH - Suriye'deki Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) rejiminin Dışişleri Bakanlığı, otoriteler ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki ateşkesin uzatıldığına dair haberleri yalanladığı sırada; Savunma Bakanlığı, rejim ordusunun Operasyon Heyeti tarafından başlatılan medya faaliyetlerine paralel olarak SDG ile olan mütarekenin 15 gün daha uzatıldığını duyurdu.
Bu hamle, IŞİD militanı mahkumların akıbetine dair endişelerin arttığı bir atmosferde gerçekleşti. Özellikle Rakka’da eskiden SDG denetiminde olan ve "IŞİD’in en tehlikeli zindanı" olarak bilinen Aktan Hapishanesi’nde çok sayıda reşit olmayan gencin bulunduğu gerçeğinin gün yüzüne çıkmasıyla, taraflar arasında sivil koruması ve cezaevi yönetimi konusunda karşılıklı suçlamalar yoğunlaştı.
HTŞ içindeki bazı çevrelerde şaşkınlık yaratan bu duyuru, Haseke ve Ayn el-Arab (Kobani) sınırlarındaki karşılıklı askeri tahkimatın sürdüğü bir kesitte yapıldı.
İlanın; ABD’nin Suriye Özel Temsilçisi Thomas Brrack’ın, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde SDG lideri Mazlum Abdi ile bir araya gelmesinden yaklaşık bir gün sonra gelmesi dikkat çekti.
Brrack görüşmede, Kürt güçlerinin rejim kurumlarına entegre edilmesini destekleyen önceki açıklamalarına olan bağlılığını teyit etti.
IŞİD mahkumlarının sevki
Amerikan kuvvetlerinin Suriye’deki yaklaşık 7 bin IŞİD mahkumunu Irak hapishanelerine nakletmeye devam ettiği bu süreçte, söz konusu adımın arkasındaki şüpheler de artıyor.
El-Ahbar gazetesinden Amir Ali'nin değerlendirmesine göre bu tahliyeler, ABD’nin, HTŞ'nin bu hapishaneler üzerindeki hakimiyetine dair duyduğu derin endişeyi dışa vuruyor.
Daha önce yine ABD arabuluculuğuyla, Aktan Hapishanesi’ni kontrol eden SDG güçleri beş günlük bir kuşatmanın ardından Aynülarab’a nakledilmiş; bu kuşatma sırasında lojistik ikmal kesilmiş, yüklenici konumundaki güvenlik görevlileri ise ağır şartlar altında kalmıştı.
Cezaevinin idaresini devralan HTŞ, daha sonra 18 yaş altı 126 kişinin serbest bırakıldığını açıkladı. Salıverilen çocukların medya ordusu önünde gerçekleşen tahliyesi sonrası SDG bir bildiri yayımladı.
Bildiride; Aktan’daki özel bir bölümün, bir kısmı suça karışmış, bir kısmı ise IŞİD tarafından silah altına alınarak istismar edilmiş "suça sürüklenen çocukları" barındırdığı ifade edildi.
SDG, güvenlik gerekçesiyle bu çocukları üç ay önce çocuk ıslah evinden Aktan’a naklettiklerini savunurken; tutukluluk süresince uluslararası standartlara uygun muamele gördüklerini öne sürdü.
Sahada ihlal iddiaları
Ateşkes yürürlükte olsa da saha kaynakları, Türkiye sınırındaki Kobani çevresinde ihlallerin yaşandığını aktarıyor. Ancak bu çatışmaların, HTŞ gruplarının son ilerleyişi ve Kürt güçlerinin geleneksel yerleşim alanları olan Haseke ve Kobani'ye çekilmesiyle oluşan kontrol haritasını değiştirmediği görülüyor.
Siyasi gerilimin yükseldiği bu vasatta Kürt Özerk Yönetimi, HTŞ'nin ateşkes gerekçesini "IŞİD unsurlarının nakline" bağlamasını, askeri seçeneğin hala masada ve tehdidin canlı olduğunun bir kanıtı olarak nitelendirdi.
Diğer taraftan, Yeni Ordu bünyesindeki Operasyon Heyeti ise SDG’yi ateşkesi ihlal etmekle suçladı. Yapılan açıklamada, SDG’nin ordu mevzilerine 25’ten fazla kamikaze insansız hava aracıyla saldırdığı, M4 karayolu ve çevre köyleri hedef alarak sivilleri yaraladığı iddia edildi.
Ayrıca Şuyuh köyü çevresinde bazı ailelerin çocuklarını silah altına almak amacıyla kuşatıldığı ve bu durumun yerel halkla çatışmalara yol açtığı belirtildi.
HTŞ, bu saldırılara karşı "gerekenin yapılacağını" vurgulayarak saha seçeneklerini değerlendirdiğini duyurdu.
İnsani yıkım ve uluslararası toplumun çağrısı
Bu sırada sosyal medya, her iki tarafın gerçekleştirdiği ihlalleri; infaz ve esirlere kötü muamele görüntülerini içeren onlarca video ile çalkalandı.
Özellikle bir SDG militanının gerçekleştirdiği infaz görüntüsü infial yaratırken, SDG olayla ilgili soruşturma başlatıldığını ve failin yargıya sevk edildiğini açıkladı.
İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) taraflara sivilleri koruma çağrısında bulunurken; 60 sivil toplum kuruluşu, 134 binden fazla kişinin kısa sürede göç etmesiyle tetiklenen "eşi benzeri görülmemiş bir insani yıkım" konusunda uyardı.
Ailelerin dondurucu soğuk ve barınak eksikliği altında Kamışlı, Haseke ve Kobani’ye akın ettiği belirtilerek; Halep ve Kuzey Suriye’de sivillere yönelik "toplu cezalandırma" eylemlerinin bağımsız bir heyetçe soruşturulması talep edildi.
Uluslararası baskıyı hafifletmeye çalışan HTŞ rejimi, Haseke ve Kıbani yönünde iki insani koridor açıldığını duyurdu.
HTŞ rejiminin kontrolündeki SANA tarafından aktarılan bilgilere göre bu koridorlar üzerinden insani yardımların girişi ve acil vakaların nakli sağlanacak.
Washington tarafından IŞİD mahkumlarının Irak’a naklini kolaylaştırmak amacıyla teşvik edilen bu yeni mütareke, taraflara saflarını sıklaştırma fırsatı sunuyor. HTŞ, SDG’yi tasfiye edip tam kontrol sağlamak isterken; SDG, daralan nüfuzuna rağmen askeri bütünlüğünü korumada ısrar ediyor.