Washington, İran ile diplomasi masasını devirdi: Geriye tek bir seçenek kaldı

img
Washington, İran ile diplomasi masasını devirdi: Geriye tek bir seçenek kaldı YDH

Washington'ın müzakere masasını ültimatomla devirip diplomasiyi askeri seçeneklere kurban etmesi, İran-ABD çatışmasını geri dönülmez bir rotaya soktu.




YDH- IntelSky yazarı Telal Nahle’nin aktardığı son verilere göre, Ortadoğu’da diplomasi trafiği yerini askeri kaçınılmazlığa bıraktı.

Bu (Çarşamba) akşam itibarıyla Axios’tan sızan bilgiler ve ABD’li üst düzey yetkililerin açıklamaları, beklenen "Cuma Müzakereleri" sürecinin henüz başlamadan çöktüğünü teyit ediyor.

Washington ile Tahran arasındaki denklem, artık "ya teslimiyet ya savaş" eksenli bir sıfır toplamlı oyuna dönüşürken; İran’ın bu dayatmaya verdiği "Anlaşma olmazsa olmasın" yanıtı, siyasi sürecin resmen sona erdiğinin ilanı olarak görülüyor.

Washington, İran’ın görüşme yeri ve formatına dair esneklik taleplerini kesin bir dille reddederek "mevcut şartların kabulü ya da sürecin sonlandırılması" dayatmasında bulundu.

Bu tutum, Muskat üzerinden yürütülen diplomatik çabaları tamamen işlevsiz kıldı.

ABD heyetinden Witkoff ve Kushner’in yarın Katar’a yapacağı kısa ziyaretin ardından derhal Miami’ye dönecek olmaları, bu turun bir müzakere değil, müttefiklere yönelik bir "son uyarı" veya "veda ziyareti" olduğunu kanıtlıyor.

ABD’li yetkililerin "diğer seçeneklerin" masada olduğunu belirtmesi ise literatürde doğrudan askeri müdahale koduna karşılık geliyor.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio arasındaki stratejik uyum, sahadaki gerilimi yeni bir boyuta taşıdı.

Washington’un, İran’ın savunma doktrininin temeli olan balistik füzeleri masaya "vazgeçilmez şart" olarak sürmesi, analistler tarafından "bilinçli bir çıkmaz" olarak yorumlanıyor.

Tahran’ın bu şartı reddetmesiyle birlikte İsrail, "diplomasinin başarısız olduğu" gerekçesiyle uluslararası alanda saldırı düzenlemek için aradığı ABD destekli "meşruiyet" zeminini elde etmiş oldu.

Diplomatların çekildiği sahada, 5 Şubat Perşembe günü itibarıyla askeri unsurlar hakimiyeti ele alıyor.

Yayımlanan son NOTAM'lar

Kiş bölgesi: [B0101/26] numaralı yeni bildiriyle, bölge güneyindeki hava ve deniz sahası önümüzdeki 48 saat için tamamen kapatıldı. Bu hamle, İran’ın blöf yapmadığını ve bölgeyi fiilen savaş bölgesine dönüştürdüğünü gösteriyor.

Batı cephesi: Dağlık batı sınırındaki hava sahasının 18.000 feet’e kadar kapatılması, ABD’nin Ürdün’e A-10 ve F-15E uçaklarını sevk etmesiyle eş zamanlı gerçekleşti. İran, savunma sistemlerinin alçak irtifadan gelebilecek hava baskınlarına odaklanabilmesi için hava sahasını temizliyor.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM), HC-130J uçaklarının zorlu arazi koşullarında yakıt ikmali yapma yeteneğini vurgulaması, özel kuvvetlerin İran toprakları içinde veya ileri adalarda operasyon hazırlığında olabileceğine işaret ediyor.

Suudi Arabistan’da konuşlu üç E-11A BACN uçağının varlığı ise "uçan harekat merkezlerinin" yüzlerce uçağı aynı anda yönetmeye hazır olduğunu gösteriyor.

Nahle değerlendirmesini şu sözlerle sonlandırıyor:

''ABD’li yetkilinin "Onlara ya bu şartları kabul edersiniz ya da hiçbir şey olmaz (anlaşma olmaz) dedik.'' açıklaması ve İran'ın "Tamam o halde, hiçbir şey olmasın (anlaşma da olmasın)'' demesi çok riskli. Devletler arası ilişkilerde söz bittiğinde silahlar konuşur. İsrail'in, oluşan bu diplomatik boşluğu kullanarak önümüzdeki 48 saat içinde (Perşembe/Cuma) önleyici bir saldırı başlatması beklenmektedir.''