IŞİD'ten İspanya'ya 'yakın saldırılar' tehdidi

img
IŞİD'ten İspanya'ya 'yakın saldırılar' tehdidi YDH

IŞİD’in İspanya’ya yönelik tehdit iddiası, Madrid’in Filistin politikası, İsrail’le artan diplomatik gerilim ve Kuzey Afrika’daki güvenlik krizinin aynı döneme denk geldiği bir süreçte gündeme geldi.




YDH — Basına yansıyan haberlere göre, İslam Devleti (IŞİD), İspanya’nın çıkarlarını hedef alan “yakın saldırılar” düzenlenebileceği yönünde tehditte bulundu.

Örgütün ayrıca Madrid’in misilleme eylemleriyle karşı karşıya kalabileceğini ileri sürdüğü bildirildi.

Tehdit iddiası, İspanya’nın son aylarda Avrupa Birliği ve NATO ile güvenlik iş birliğini artırdığı ve Kuzey Afrika ile Akdeniz’deki terörle mücadele faaliyetlerine katılımını sürdürdüğü bir dönemde gündeme geldi.

İspanya’nın Filistin devletini tanıması ve Gazze’deki insani krize ilişkin İsrail hükümetine yönelik eleştirilerini artırması, Madrid’in Ortadoğu politikasında Tel Aviv’den daha bağımsız bir çizgi izlediğini gösteriyor.

Madrid’in Filistin meselesindeki tutumu da İsrail ile yaşanan diplomatik gerilimin önemli başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.

İspanya, Gazze’deki soykırım ve İsrail’in Filistin topraklarındaki politikalarına yönelik eleştirilerini son dönemde sertleştirirken, Filistin devletinin tanınması yönünde de adım attı.

Güvenlik uzmanları, söz konusu açıklamaların İspanyol hükümeti üzerinde psikolojik baskı oluşturmayı ve Madrid’in bölgedeki askerî faaliyetlerinin maliyetini yükseltme algısı yaratmayı amaçlayabileceğini değerlendiriyor.

İspanyol makamları ise aktarılan tehditlere ilişkin henüz resmî bir açıklama yapmadı.

Madrid’deki güvenlik kaynakları, buna rağmen ülkenin terör alarm seviyesinin yüksek düzeyde tutulmaya devam edeceğini belirtti.

İsrail ile İspanya arasında diplomatik gerilim

IŞİD’in İspanya’ya yönelik tehdit iddiası, Madrid ile Tel Aviv arasında diplomatik gerilimin arttığı bir döneme denk geldi.

İsrail’in Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Danny Danon’un İspanya hükümetinin göç politikasına ilişkin açıklamaları, İspanyol yetkililerin tepkisine yol açtı.

İsrail’in Madrid Büyükelçisi de Danon’un açıklamalarını kınayarak tartışmaya müdahil oldu.

Danon, X hesabından yaptığı paylaşımda İspanya’yı, göç politikası nedeniyle yaşanan krizin ardından Ceuta’da olağanüstü hâl ilan etmesi üzerinden eleştirdi.

Danon, Madrid’in İsrail’e yönelik eleştirilerde bulunmadan önce Afrika’daki İspanyol enklavları konusundaki politikasını açıklaması gerektiğini savundu.

Açıklama, on binlerce sığınmacının Fas sınırından İspanya’nın Kuzey Afrika’daki toprağı Ceuta’ya geçmesinin ardından geldi.

İspanya İçişleri Bakanlığı’nın cuma günü yaptığı açıklamaya göre, perşembe sabahından itibaren yaklaşık 50 bin kişi Ceuta’ya giriş yaptı. Bakanlık, bunlardan yaklaşık 48 bininin daha sonra Fas’a geri döndüğünü bildirdi.

İspanya hükümetinin Ceuta temsilcisi ise olaylar sırasında 57 kişinin cansız bedeninin sınırın İspanya tarafında bulunduğunu, Fas tarafında da ilave can kayıpları yaşanmış olabileceğini açıkladı.

Bazı kişilerin boğulduğu, bazılarının ise sınır çitinin bulunduğu dalgakırana çıkmaya çalışırken ezildiği belirtildi.

İspanyol siyasi yorumcu Carolina Alonso ise yaşananları Fas, ABD ve İsrail arasında koordineli bir girişim olarak nitelendirdi.

Alonso, bu girişimin Avrupa ve İspanya’daki aşırı sağ unsurların desteğiyle gerçekleştirildiğini öne sürdü.

Alonso’nun değerlendirmesi, İspanya Başbakanı Pedro Sánchez’in Cezayir ziyaretine de atıfta bulunuyordu.

Sánchez’in 2022’de İspanya’nın Batı Sahra konusundaki geleneksel tarafsızlığından uzaklaşarak Fas’ın bölge üzerindeki egemenlik iddiasını desteklemesinin ardından Madrid-Cezayir ilişkileri ciddi biçimde gerilmişti.

Ceuta ve Melilla, Fas’ın egemenlik talebinde bulunduğu ancak İspanya’nın bu talepleri reddettiği Kuzey Afrika’daki iki İspanyol toprağı olmayı sürdürüyor.

Tehdit iddiaları ve siyasi gerilim aynı tabloda

IŞİD’in İspanya’ya yönelik tehdit iddiası ile Madrid-Tel Aviv hattındaki diplomatik gerilimin aynı dönemde gündeme gelmesi, İspanya’nın Kuzey Afrika, Akdeniz ve Ortadoğu politikalarının güvenlik boyutunu yeniden tartışmaya açtı.

IŞİD’in İsrail istihbarat servisi Mossad tarafından yönlendirildiği veya finanse edildiğine ilişkin kamuoyuna açık, bağımsız ve doğrulanmış bir kanıt bulunmuyor.

Bununla birlikte, örgütün eylem biçimleri, hedef tercihleri ve bölgesel sonuçları üzerinden yapılan bazı jeopolitik değerlendirmeler, IŞİD’in faaliyetlerinin İsrail’in bölgesel çıkarlarıyla kimi dönemlerde örtüşen sonuçlar ürettiğine dikkat çekiyor.

Bu durum, doğrudan bir istihbarat bağlantısının kanıtı olarak değil, örgütün eylemlerinin bölgesel güç dengeleri üzerindeki etkileri bakımından incelenmesi gereken bir olgu olarak değerlendiriliyor.

Benzer şekilde, Ceuta’daki sığınmacı hareketliliğinin İsrail, ABD veya başka bir devlet tarafından organize edildiğini gösteren bağımsız ve doğrulanmış bir delil bulunmuyor; ancak hareketliliğin ortaya çıkardığı siyasi ve jeopolitik sonuçların söz konusu aktörlerin çıkarlarıyla örtüşmesi, sürecin farklı aktörlerin bölgesel hesapları açısından da değerlendirilmesini gerektiriyor.



Makaleler

Güncel