İsrail basınına yansıyan değerlendirmelere göre, İsrail rejiminin İran’ın balistik füze kapasitesi konusunda Washington’a “gerekirse bağımsız hareket etme” mesajı verdiği belirtildi.
YDH- Maariv’in aktardığına göre, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun ABD ziyareti öncesinde İsrail güvenlik kurumları, son dönemde Washington’a balistik füzeler konusunu “İsrail için varoluşsal bir mesele” olarak ilettiklerini bildirdi.
Haberde, son haftalarda İsrailli subayların ABD’li muhataplarına, “balistik füze tehdidini ve üretim tesislerini hedef alma yönündeki İsrail niyetlerini” aktardığı belirtildi.
“Bağımsız hareket” vurgusu
Güvenlik kaynaklarına göre, yapılan tüm görüşmelerde İsrail tarafı, “balistik füze tehdidi karşısında gerekirse tek başına hareket etme” düşüncesini ABD’ye iletti.
Bir askeri yetkili, İsrail’in “balistik füzeler gibi stratejik silahların, ülkenin güvenliğini tehlikeye sokacak ölçekte yeniden konuşlandırılmasına izin vermeyeceğini” ifade etti. Aynı yetkili, “Amerikalılara, belirlediğimiz kırmızı çizginin aşılması halinde tek başımıza da harekete geçeceğimizi söyledik.” dedi ve ekledi: “Balistik füze kapasitesinin mevcut seviyesi açısından henüz o noktada değiliz, ancak İran’daki gelişmeleri sürekli izliyoruz.”
“Tarihi fırsat” değerlendirmesi
Haberde, başka bir askeri kaynağın da bu sabah yaptığı değerlendirmeye yer verildi. Söz konusu kaynak, “Burada, muhtemelen kısa sürede tekrar ortaya çıkmayacak tarihi bir fırsat var; İran’a ciddi bir darbe indirerek İsrail ve bölge ülkeleri üzerindeki mevcut tehditleri ortadan kaldırmak” ifadelerini kullandı.
Kaynağa göre, son dönemde ABD’li yetkililere “yalnızca balistik füze tesislerini değil, daha geniş bir hedef setini kapsayan saldırı” niyetleri de aktarıldı.
Washington sürecine dair “kaygılar”
Maariv’in haberine göre, güvenlik kurumlarında bazı çevreler, ABD Başkanı Donald Trump’ın daha önce Yemen’de Ensarullah’la ilgili izlediği yaklaşımın benzerinin İran dosyasında da tekrarlanabileceği “endişesini” dile getirdi.
Bu çevreler, Trump’ın “sınırlı ve erken aşamada durdurulan bir askeri süreç tercih edebileceği, bunun da bölgedeki tehditleri bütünüyle ortadan kaldırmadan süreci sonlandırabileceği” görüşünü aktardı.
Bir askeri kaynak, bu duruma ilişkin olarak, “Sadece birkaç hedefi vurup ‘İran’a saldırdım ve durumu değiştirdim’ deme ihtimali var. Sorun, bunun ‘kısmi bir adım’ olması ve tehdidi ortadan kaldırmadan bizi sonuçlarıyla baş başa bırakması. Bunu Yemen’de Ensarullah konusunda da yaptı” ifadelerini kullandı.