ABD'li analist Brandon J. Weichert, İran'ın "yıkıcı ve esnek" direnişinin ABD'yi Pasifik'te Çin karşısında stratejik felakete sürüklediğini yazdı.
YDH- Amerika'nın İran'a yönelik son askeri saldırıları, sadece bölgesel bir çatışma olmaktan çıkarak Washington'un küresel askeri stratejisindeki derin “çatlakları” gün yüzüne çıkardı.
ABD'li güvenlik analisti ve 'Gölge Savaş' kitabının yazarı Brandon J. Weichert, yaklaşan “lojistik çöküş”ünü değerlendirerek, Başkan Trump'ın "sonsuz savaş" söyleminin tehlikeli bir gerçeği gizlediği konusunda uyarıda bulundu.
Weichert'ın, savunma ve ulusal güvenlik odaklı Amerikan dijital yayın platformu “19FortyFive”da yayınlanan çarpıcı değerlendirmesine göre, "Purim Savaşı" olarak adlandırılan bu çatışma, ABD'nin Pasifik'teki (INDOPACOM) kritik savunma stoklarını tüketerek, Çin karşısında stratejik bir felakete kapı aralıyor.
Weichert'ın analizi, İran'ın sergilediği direnişin beklenenden çok daha "yıkıcı" ve "esnek" olduğunu ortaya koyarken, ABD'nin askeri “lojistikteki kırılganlığını” da gözler önüne seriyor.
"Sonsuz savaş" söyleminin arkasındaki stok krizi
Analize göre, Başkan Trump'ın "Amerika'nın sonsuz savaşı kazanabileceği" yönündeki iddiaları, askeri lojistik gerçekleri karşısında anlamını yitiriyor. Makalede, özellikle 2023'ten bu yana uzmanların uyarılarına rağmen ABD savunma sanayisinin ölçeklenememesi nedeniyle “kritik stokların tükenme noktasına geldiği” vurgulanıyor.
Çatışmanın ilk dört günündeki operasyonel yoğunluğun beklenenin çok üzerinde olduğu ve lojistik uçakların bölgeye sevkiyat için adeta "çılgınca" bir çaba içinde olduğu belirtiliyor. Weichert'ın ifadesiyle, bu durum gerçek bir "lojistik krizinin" habercisi.
Pasifik'teki stoklar İran önünde eriyor
Analizin en dikkat çekici bölümü, ABD'nin Ortadoğu'daki (CENTCOM) operasyonları sürdürebilmek için “son büyük silah stoklarına”, yani Pasifik Komutanlığı'na (INDOPACOM) yönelmek zorunda kalacağı öngörüsü. Weichert, bunun, "Trump'ın İran'ın en inatçı direnişini kırmak için planladığı büyük askeri operasyonun" maliyeti olduğunu yazıyor.
Bu durum, Çin'in bölgedeki hareketliliği açısından “kritik bir zafiyet” yaratıyor. Uzman, Pekin yönetiminin ABD'nin stok durumunu yakından takip ettiğini ve Pasifik'teki stokların tükenmesi anında Tayvan gibi komşularına yönelik bir "oldu-bittiye" getirilebileceği uyarısında bulunuyor.
Direnişin bedeli: ABD'nin Çin karşısında çöküş senaryosu
Weichert'ın analizinde vardığı sonuç, İran'a karşı yürütülen bu savaşın uzaması halinde ABD için “stratejik bir yenilgiye” dönüşebileceği yönünde.
Makalede, "Eğer bu savaş birkaç haftadan fazla sürer ve Amerikalılar Hint-Pasifik'teki stokları Ortadoğu'ya kaydırmak zorunda kalırsa, Amerikalıların Hint-Pasifik'teki çıkarlarını Çinlilere karşı etkili bir şekilde savunamayacakları kesindir" ifadeleri yer alıyor.
Bu değerlendirme, “İran'ın sadece kendi topraklarını savunmakla kalmayıp, aynı zamanda ABD'nin küresel güç projeksiyonunu Çin karşısında felç edecek bir stratejik başarıya imza attığını” gösteriyor. Washington'un İran karşısındaki askeri yığınağı, Pasifik'teki müttefiklerini ve çıkarlarını Çin'in artan nüfuzu karşısında “savunmasız” bırakma riski taşıyor.
Sonuç olarak, Amerikan basınında yer alan bu analiz, İran'ın kararlı duruşunun ve askeri kapasitesinin, ABD'yi küresel ölçekte zorlayıcı bir denklemin içine çektiğini teyit ediyor. Washington'un "yeni bir denklem" kurma çabası, kendi lojistik ve stratejik kırılganlıklarını daha da derinleştiriyor.