Trump’ın göçmen toplama kamplarında açlık üzerinden sömürü

img
Trump’ın göçmen toplama kamplarında açlık üzerinden sömürü YDH

ABD’deki ICE göçmen toplama kamplarında yetersiz ve kötü yemek nedeniyle göçmenlerin aç kaldığı, temel gıda ihtiyaçlarını ise fahiş fiyatlarla karşılamak zorunda bırakıldığı ortaya çıktı.




YDH- ABD Başkanı Donald Trump rejiminin kitlesel sınır dışı politikası kapsamında göçmenlerin tutulduğu ICE toplama kamplarında yetersiz ve sağlıksız yemekler, göçmenleri kendi paralarıyla gıda almaya zorluyor.

California’daki çeşitli gözaltı merkezlerinde tutulan göçmenler, kendilerine verilen yemeklerin yetersiz olduğunu, bazı yiyeceklerin bozuk veya yenmeyecek durumda bulunduğunu ve açlıklarını bastırabilmek için merkez içerisindeki mağazalardan fahiş fiyatlarla alışveriş yapmak zorunda kaldıklarını aktarıyor.

EL PAÍS’in haberine göre, ICE’nin esaretinde bulunanların sayısı yaklaşık 66 bine ulaşırken, Trump rejiminin kitlesel sınır dışı politikası nedeniyle toplama kamplarındaki doluluk da artıyor.

Bu durum, göçmen hakları savunucularının “açlık üzerinden yürüyen kârlı bir sistem” olarak nitelediği uygulamaların daha görünür hale gelmesine yol açıyor. Bazı göçmenler yalnızca temel gıda ihtiyaçlarını karşılayabilmek için haftada “150 dolara” kadar harcama yapıyor.

“Her gün aç kalıyordum”

California çölündeki bir göçmen toplama kampına girdiğinde kendisine büyük gelen üniformanın sekiz ay sonra üzerinde bol kaldığını anlatan Orta Amerikalı Carlos, bu süreçte yaklaşık 18 kilo verdiğini söyledi.

Carlos, merkezde verilen yemeklerin “son derece kötü “olduğunu belirterek, açlığın “sürekli hale” geldiğini anlattı.

“Ne sıklıkla aç kalıyordunuz?” sorusuna Carlos, “Her gün” yanıtını verdi.

Carlos’un anlattığına göre özellikle öğle yemekleri yetersizdi. Kendilerine “nasıl hazırlandığını bilmediği, sert ve yenmeyecek durumda bir makarna” veriliyordu.

Carlos, “İlk günlerde çok aç olduğum için yedim ama gerçekten yenilebilir değildi.” dedi.

Açlığını gidermek isteyen göçmenlerin ise merkez içerisindeki mağazaya başvurmaktan başka seçeneği kalmıyordu.

Carlos, ailesi ve eski çalışma arkadaşlarının kendisine gönderdiği parayla ayda yaklaşık 400 dolar harcadığını, sekiz ay boyunca merkez içerisindeki mağazaya yaklaşık 2 bin 500 dolar ödediğini söyledi.

Yemek yetmeyince mağaza devreye giriyor

ICE toplama kamplarındaki göçmenlerin nakit para veya banka kartı kullanmasına izin verilmiyor. Bu nedenle mağazalardaki alışverişler, ailelerin ve arkadaşların tutsakların hesaplarına yatırdığı paralarla yapılıyor.

Merkezlerde temizlik ve mutfak işlerinde çalışan göçmenler ise bunun karşılığında günde yalnızca 1 dolar alıyor. Sekiz saate kadar süren çalışma karşılığında verilen ücret, çoğu zaman bir hazır çorba satın almaya ancak yetiyor.

California Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan yakın tarihli bir raporda, eyaletteki yedi ICE toplama kamplarında tutulan göçmenlerle yapılan görüşmelerde benzer şikayetler kayda geçirildi.

Bazı göçmenler, kendilerine verilen yemeklerin yalnızca “hayatta kalmaya yetecek kadar” olduğunu ve açlıklarını bastırmak için haftada 150 dolara kadar kendi paralarını harcadıklarını söyledi.

Bazıları yemekleri “köpek maması”na benzetirken, diğerleri yemeklerin içinin hâlâ donuk olduğunu, son kullanma tarihi geçmiş süt ve ton balığı verildiğini, etin kötü koktuğunu ve pirincin sert olduğunu aktardı. Bazı göçmenler bu nedenle merkezde verilen yemekleri tamamen reddederek kendi paralarıyla yiyecek satın almak zorunda kaldı.

Yedi merkezde benzer şikayetler

California Adalet Bakanlığı müfettişleri 2025’in sonlarında eyaletteki yedi ICE toplama kampına habersiz ziyaretler gerçekleştirdi.

Adelanto, Desert View Annex, Golden State Annex, Mesa Verde, Imperial, Otay Mesa ve California City merkezlerinde yapılan incelemelerde, göçmenlerin yemeklerin yetersizliğinden ve kalitesinden düzenli olarak şikayet ettiği belirtildi.

Adelanto’da bazı göçmenler etin “az pişmiş veya bozulmuş gibi göründüğünü”, bazı yemeklerin soğuk servis edildiğini ve aynı kaşığın günler boyunca kullanıldığını söyledi.

Golden State Annex’te bazı göçmenler açlıklarını bastırmak için hazır erişte, çorba ve ton balığına 100 dolara kadar harcadıklarını anlattı.

Mesa Verde’de ise haftalık harcamanın 150 dolara kadar çıktığı bildirildi. Göçmenlerin temel olarak fasulye ve ekmekten oluşan yemeklerin açlıklarını gidermeye yetmediğini söylediği aktarıldı.

California City’de bir tutuklu, toplama kampı içerisindeki mağazadan hazır çorba satın alamaması halinde aç kalacağını söyledi. Bazı göçmenler ürünlerin fiyatlarının ICE’nin diğer merkezlerine kıyasla “dört kata” kadar yüksek olduğunu belirtti.

Göçmenler fahiş fiyatları protesto etti

Açlık sorununa bir de toplama kampı içerisindeki mağazalarda uygulanan yüksek fiyatlar ekleniyor.

California City ve Golden State Annex toplama kamplarında tutulan 300’den fazla göçmen, temmuz ayında mağaza hizmetini protesto ederek boykot başlattı.

Göçmenlerin protesto ettiği ürünler arasında 18 dolara satılan 8 onsluk hazır kahve, yaklaşık 21 dolara satılan 40 tamponluk paket, 75 sente satılan Maruchan hazır çorbası ve 13 dolarlık küçük bir mısır gevreği kutusu bulunuyordu.

California Collaborative for Immigrant Justice (CCIJ) çalışanı Val Suárez, bazı ürünlerin fiyatlarının yüzde 135’ten fazla artırıldığını söyledi.

Suárez, göçmenlerin ihtiyaç duydukları proteinleri toplama kamplarındaki yemeklerden alamadığını ve bu nedenle kendi paralarıyla yiyecek almak zorunda kaldığını belirtti.

Suárez ayrıca çok sayıda göçmenin tutsak kaldığı süre içerisinde ciddi biçimde kilo verdiğini, bazılarının hastalandığını ve yeterli sağlık hizmeti alamadığını ifade etti.

“Açlık üzerinden bir iş modeli kuruluyor”

Göçmen hakları savunucuları, sistemin yalnızca kötü yemeklerden ibaret olmadığını, göçmenlerin yetersiz beslenme nedeniyle toplama kampı içerisindeki mağazalardan alışveriş yapmaya mecbur bırakıldığını vurguluyor.

Bu mağazalar çoğunlukla dışarıdan hizmet sağlayıcı şirketler tarafından işletiliyor. Bunlardan biri, ABD’de hapishanelere ve gözaltı merkezlerine gıda hizmeti sağlayan Trinity Food Services.

ICE toplama kamplarının bir bölümünü işleten GEO Group ve CoreCivic de bu sistemin başlıca şirketleri arasında yer alıyor.

EL PAÍS’in aktardığına göre GEO Group ve CoreCivic, 2026’nın ikinci çeyreğinde toplam “1,4 milyar dola”r gelir bildirdi. Bu şirketlerin gelirleri geçen yılın aynı dönemine kıyasla sırasıyla yüzde 15 ve yüzde 27 arttı.

Ancak ICE toplama kamplarındaki mağazalardan elde edilen gelirlerin ne kadar olduğu kamuoyuna açıklanmıyor.

California’da fiyatlara sınır getirilmek isteniyor

Yaşanan protestolar, California’da ICE’nin özel toplama kamplarında satılan ürünlerin fiyatlarına sınırlama getirilmesi amacıyla bir yasa girişimini de gündeme getirdi.

Demokrat eyalet senatörü Steve Padilla tarafından hazırlanan SB 941 adlı tasarı, bu toplama kamplarındaki ürünlerin tedarikçi maliyetinin en fazla yüzde 35 üzerinde satılmasını öngörüyor. Tasarı mayıs ayında California Senatosu’ndan geçti.

Padilla, Trump rejiminin kitlesel gözaltı politikasının özel şirketlere ve işletmelere göçmen aileleri üzerinden kazanç sağlama fırsatı sunduğunu belirterek, bu tür uygulamaların kontrolsüz biçimde sürdürülmemesi gerektiğini söyledi. Ancak sorun Trump rejimiyle başlamış değil.

UCLA tarafından 2023’te yayımlanan bir araştırmada da Mesa Verde ve Golden State Annex toplama kamplarında tutsak olan göçmenlerin mağazalarda ayda ortalama 112 dolar harcadığı belirlenmişti.

Araştırmada göçmenler çiğ, yetersiz, son kullanma tarihi geçmiş veya kötü tada sahip yiyeceklerden şikayet etmişti. Bir göçmen, patateslerinin içerisinde hamam böceği bulduğunu anlatmıştı.

Şirketler suçlamaları reddediyor

CoreCivic sözcüsü Ryan Gustin ise toplama kampı içerisindeki mağazaların kâr amacı taşımadığını savundu.

Gustin, bir ürünün fiyatının fazla yükseldiğinin tespit edilmesi halinde şirketin tedarikçiyle daha düşük fiyat için pazarlık yaptığını, kâr marjını düşürdüğünü veya ürünü satıştan kaldırdığını iddia etti.

Gustin ayrıca, California City merkezindeki mağazanın gelirlerinin tutsaklar için oluşturulan bir “refah fonuna” aktarıldığını belirtti. Bu paranın elektronik cihazlar ile eğlence ve eğitim amaçlı ürünlerin satın alınmasında kullanıldığını savundu.

Ancak göçmen hakları savunucuları böyle bir fondan haberdar olan tutsaklarla karşılaşmadıklarını belirtiyor.

CCIJ’den Suárez, tutsakların bu fonun varlığından haberdar olmadığını ve fonun gelirlerinin nasıl kullanıldığı konusunda yeterli bilgi bulunmadığını söyledi.

“Yemek için iki kez sıraya giriyorduk”

Carlos, Adelanto toplama kampında kaldığı dönemde günlük yemek düzeninin de son derece ağır olduğunu anlattı.

Tutsaklar sabah saat 05.00’te kahvaltı için uyandırılıyordu. Kahvaltıda mısır gevreği, yulaf ezmesine benzeyen bir yiyecek, waffle ve yumurta veriliyordu.

Öğle yemeği saat 11.00’de, akşam yemeği ise 16.30’dan itibaren servis ediliyordu.

Carlos, en kötü öğünün öğle yemeği olduğunu belirtti.

“Öğle yemeği her zaman azdı. Nasıl yaptıklarını bilmediğim bir makarna veriyorlardı. Tabağa atıyorlardı. Çok sertti.”

Carlos, açlığını bastırabilmek için toplama kampı içerisindeki mağazadan aldığı yiyecekleri diğer tutsaklarla da paylaştığını söyledi.

Üç veya dört kişinin haftada yaklaşık 100'er dolar biriktirerek çorba, pirinç, sardalya ve ton balığı aldığını anlatan Carlos, bu yiyecekleri birlikte hazırladıklarını aktardı.

Adelanto’da ayda yalnızca iki kez tavuk servis edildiğini belirten Carlos, bu günlerin tutsaklar için neredeyse bayram gibi olduğunu söyledi.

Tutsaklar ikinci bir parça tavuk alabilmek için iki kez sıraya giriyor, bazıları aldığı ikinci parçayı üniformasının altında koğuşa götürüyordu.

Ancak bu durum toplama kampı kurallarının ihlali sayılıyordu ve bazı tutsakların gardiyanlarla kavga ettikleri için ceza hücrelerine gönderildiği belirtildi.

“İnsanları çaresiz bırakıyorlar”

Carlos’a göre açlık, ICE toplama kamplarında tutulan göçmenlerin yaşadığı en ağır sorunlardan biriydi.

Toplama kampındaki koşullara daha fazla dayanamayacağını düşünen bazı göçmenlerin, açlık nedeniyle sınır dışı edilmeyi kabul ettiğini söyledi.

Carlos, yaşadıklarını şu sözlerle özetledi: “ICE bunu insanları çaresiz bırakmak için yapıyor.”

ICE ise suçlamaları reddederek tutuklulara günde üç öğün yemek sağlandığını, yeterli içme suyu bulunduğunu ve yemeklerin sertifikalı diyetisyenler tarafından değerlendirildiğini iddia ediyor. Kurum ayrıca, toplama kamplarında, ABD’deki birçok hapishaneden daha sıkı beslenme standartlarının uygulandığını ileri sürüyor.



Makaleler

Güncel