İbrani basınına göre Hizbullah, ağır saldırılara rağmen füze, İHA ve tanksavar kapasitesini büyük ölçüde koruyarak İsrail’in iç cephesini hedef almaya devam ediyor.
YDH- İbrani medyasında Salı günü yer alan haberlere göre, askeri kurum içindeki değerlendirmeler; Hizbullah’ın, Tahran'da İran Yüksek Lideri Ali Hamenei'nin suikastı sonrası tırmanan savaş sürecinde, Kasım 2014'teki ateşkes anlaşmasından önceki askeri yeteneklerinin önemli bir kısmını hâlâ koruduğunu gösteriyor.
Haaretz gazetesi, Hizbullah’ın geçen hafta çatışmaya girmesinden bu yana işgal altındaki Filistin’in merkezi kesimlerine füzeler fırlattığını, el-Celile bölgesine kesintisiz roket saldırıları düzenlediğini, onlarca insansız hava aracı (İHA) saldırısı gerçekleştirdiğini ve Güney Lübnan'daki İsrail işgal güçlerini hedef alan gelişmiş tanksavar füzeleri kullandığını bildirdi.
Gazete, bu gelişmelerin İsrail'de; Hizbullah'ın iç cepheye yönelik hassas hedefleme operasyonlarıyla kanıtladığı gibi, "önceki tahminleri aşan" nispeten gelişmiş askeri yeteneklere sahip olduğuna dair endişeleri artırdığını ekledi.
Aynı bağlamda Walla internet sitesi, İsrail işgal ordusunun Kuzey Komutanlığı'ndaki subayların, İHA kullanımında uzmanlaşmış "127. Birim"in ateşkes anlaşmasından önce aldığı darbelere rağmen yeteneklerini yeniden inşa etmeyi başardığı ve unsurlarını Güney Lübnan ile Bekaa bölgesine yeniden konuşlandırdığı konusunda uyarıda bulunduğunu aktardı; bu durum İsrail güçleri için ek bir zorluk teşkil ediyor.
İsrailli bir yedek subay, söz konusu internet sitesine verdiği demeçte, Hizbullah militanlarının İHA'ları basit ve esnek yöntemlerle kullandığını belirtti.
Subay, savaşçıların araçlarla hareket ettiğini veya sivil evlerin içinde saklandığını, ardından depolardan veya araçlarından İHA parçalarını alıp bunları binaların altından, zeytinlikler veya tarım alanları arasında monte edip çalıştırdığını, bunun da İsrail ordusunun onları takip etmesini zorlaştırdığını söyledi.
Bu yaklaşımın İsrail ordusu için büyük bir zorluk teşkil ettiğini belirten subay, tehditle başa çıkma çabalarının bazı sonuçlar verdiğini ancak şu ana kadar yetersiz kaldığını açıkladı.
Yediot Ahronot gazetesi ise, Hizbullah'ın geçen hafta saldırılarına başlamasıyla birlikte bazı İsrailli subayların, partinin "stratejik bir tuzağa" düştüğünü ve tamamen ortadan kaldırılması için fırsatın olgunlaştığını düşündüğünü, ancak ardından gelen çatışmaların bu hedefe ulaşmanın kolay olmayacağını gösterdiğini belirtti.
Raporda ayrıca, Ağustos 2024'teki durumuna kıyasla gerilemiş olsa da Hizbullah'ın hâlâ göz ardı edilmesi zor önemli askeri yeteneklere sahip olduğu ve Kuzey İsrail'i fiilen iç cepheyi hedef alma konusunda merkezi bir arena haline getirdiği vurgulandı.
Bu nedenle, Hizbullah ile olan çatışmanın İran'la olan çatışmadan daha az önemli olmadığı ifade edildi.
Hizbullah'ın savaşa dahil olmasının, İsrail işgal ordusu ve istihbarat servisleri için önemli zorluklar yarattığı, zira artık kaynaklarını aynı anda İran ve Lübnan olmak üzere iki cephe arasında bölmek zorunda kaldıkları ve bunun açık stratejik sonuçlar doğurduğu belirtildi. Raporda ayrıca, İsrail ordusu ve siyasi liderliğinin Hizbullah'ın silahsızlandırılmasıyla sonuçlanacak bir askeri operasyon yürütmek için gerçek bir planı olup olmadığı sorusunun en kritik nokta olduğu; böyle bir savaşın Lübnan içindeki geniş alanların işgalini gerektirebileceği ve aylarca, hatta yıllarca sürebileceği vurgulandı.
Rapor, Gazze'deki savaş deneyiminin, büyük ölçekli bir askeri operasyonun silahlı grupların silahsızlandırılmasıyla sonuçlanacağının garantisi olmadığını, böyle bir savaşın her iki tarafta da önemli insan kayıplarına yol açabileceğini ve uzun süreli bir çatışma durumunda İsrail üzerindeki uluslararası baskıyı artırabileceğini göstererek sona erdi.