İsrail medyası Lübnan'daki ateşkesi nasıl yorumladı?

img
İsrail medyası Lübnan'daki ateşkesi nasıl yorumladı? YDH

İsrail medyası, Lübnan’da ilan edilen 10 günlük ateşkesi “ABD dayatması”, “stratejik geri adım” ve “belirsizlik tuzağı” olarak yorumlarken; en çok altı çizilen sorun, karar alma iradesinin kaybedilmesi oldu.




YDH- İsrail basını, Lübnan’da yürürlüğe giren ateşkesi farklı tonlarda ele alsa da ortak bir noktada buluşuyor: Tel Aviv rejimi sahadaki inisiyatifi büyük ölçüde Washington’a devretmiş durumda.

Sağdan merkeze uzanan geniş bir medya yelpazesi, ateşkesin askeri kazanımları gölgeleyen siyasi bir geri çekilme olduğu görüşünde birleşirken, sürecin arkasında ABD’nin İran’la yürütmek istediği müzakerelerin belirleyici olduğu vurgulanıyor.

Analizlerde öne çıkan bir diğer başlık ise belirsizlik: Ateşkesin kapsamı, süresi ve sahadaki etkileri netleşmezken, İsrail kamuoyunda “dayatılmış anlaşma” ve “stratejik kayıp” algısı giderek güçleniyor.

 

Kanal 14: Trump ilan ediyor, İsrail boyun eğiyor

İsrail sağının ve güvenlik çevrelerinin sesi olarak bilinen Kanal 14’e göre, Trump’ın Netanyahu’dan ateşkesi kabul etmesini istemesinin nedeni, Washington’un İran’la daha sakin bir ortamda müzakere yürütebilmesini sağlamak.

Kanal, savaşın yönetiminin artık fiilen Beyaz Saray’ın kontrolüne geçtiğini vurguladı.

Kanal 14 muhabiri, İsrail hükümetine sert eleştiriler yönelterek, siyasi ve güvenlik kabinesinin Lübnan’daki savaşın yönetiminde etkisiz kaldığını ve yalnızca “sorgulamadan onay veren bir imza makamına” dönüştüğünü ifade etti.

Muhabir, bakanların ateşkes kararını Trump’ın Truth Social platformundaki paylaşımından öğrendiklerini, sonrasında yapılan telefon görüşmesinin ise sadece bir formalite olduğunu ve herhangi bir itiraz hakkı tanınmadığını belirtti.

Bu tabloyu “şaşırtıcı ve utanç verici” olarak nitelendirdi.

Kanal 14 Siyaset Masası Şefi Moti Castel’in aktardığı bilgilere göre, kabine bakanları bu kritik süreci değerlendirmek üzere Netanyahu ile acil bir telekonferans gerçekleştirmek istedi.

Ancak görüşmenin, teknik bir aksaklık nedeniyle ikinci dakikasında kesilmesi, hükümet kanadındaki iletişim krizini ve hareketliliği gözler önüne serdi.

Ateşkesin kapsamına dair belirsizlikler sürerken, Kanal 14 Muhabiri Hillel Biton Rosen’e konuşan İsrailli bir üst düzey yetkili, sahadaki operasyonel gerçekliğin değişmeyeceğinin sinyalini verdi.

Yetkili, “On günlük ateşkes süresince bile güçlerimiz Lübnan’ın güneyinde, derinlerde kalmaya devam edecek,” diyerek, askeri varlığın korunacağını net bir dille ifade etti.

Gazeteci Sivan Yehezkel’in ulaştığı kaynaklar ise Kudüs’ün “sakin” olduğunu ve Trump’ın İran ile Hizbullah’a karşı hedefler konusunda İsrail ile tam bir vizyon birliği içinde olduğunu savunarak, Washington’dan gelen bu hamlenin stratejik bir uyum içerdiğini iddia etti.

Kanal 14'e göre, kuzey sakinleri için bu ateşkes bir “güvenlik başarısı” değil, “varoluşsal bir tehlike” haline geldi:

• Moşe Davudoviç (Çatışma Hattı Forumu Başkanı): “Kırılgan anlaşmaların kuklası olmayacağız. Litani Nehri’ne kadar terörden arındırılmış bir bölge ve Hizbullah’a karşı ‘ölümcül yaptırım’ içermeyen her belge, bir sonraki katliamı beklemek demektir.”

• David Azulay (Metula Konseyi Başkanı): “Bugünkü Likud, geçmişteki Likud değil. Bu imza, 7 Ekim’den hiçbir şey öğrenmediğimizi kanıtlıyor. Netanyahu artık eve gitmeli.”

• Amit Sofer (Marom HaGalil Bölge Konseyi Başkanı): “Geçici bir sakinlik uğruna ordunun kazanımlarını lekeliyoruz. Birkaç gün sonra yeni bir felaketle uyanmaktansa, tehdit tamamen ortadan kalkana kadar acı çekmeyi tercih ederiz.”

 

Israel Hayom: Trump, İran'a ikinci defa teslim oldu

İşgal hükümetinin stratejik yayın organı olarak bilinen Israel Hayom’un ulaştığı bilgilere göre, Netanyahu son kabine toplantısında askeri faaliyetlerin durdurulup durdurulmayacağı konusundaki kritik soruya net bir yanıt vermedi.

Israel Hayom'dan Ariel Kahana'ya göre, toplantı sona erdiğinde, bakanların çoğu operasyonun geleceğine dair hâlâ "karanlıkta" bırakılmıştı. Bu belirsizlik, Trump’ın "ateşkes" ilanıyla sahadaki askeri gerçeklik arasındaki makasın açıldığını gösteriyor.

Israel Hayom’dan Danny Zaken’ın aktardığı teknik detaylara göre, bu ateşkes aslında Kasım 2024’teki Biden mutabakatlarına dayanıyor.

İsrailli yetkililer, ordunun Lübnan’ın güneyinden çekilmeyeceğini ve tehditlere karşı “hareket özgürlüğünü” koruyacağını belirtse de, Kahana gibi analistler masada verilen tavizlerin sahadaki askeri başarıyı gölgelediği görüşünde.

Tepkilerden biri, Israel Hayom’un kıdemli ismi Ariel Kahana’dan geldi. Kahana, Trump’ın bu hamlesini sert bir dille eleştirerek süreci “çifte bir teslimiyet” olarak tanımladı:

"Trump'ın bu hamlesi, İran karşısında iki yönlü bir teslimiyet anlamına geliyor:

  1. Başkan; İran'ın kendi topraklarındaki mücadelesi ile Lübnan arasındaki stratejik bağı kabullenmiş oluyor.

  2. Trump, İran'ın bölgedeki bir uzantısının (vekil gücünün) varlığını sürdürmesine, ayakta kalmasına ve bir tehdit unsuru olarak kalmasına göz yumuyor.

Bu yaklaşımla Trump, bölgedeki 'İran nüfuzunu' dolaylı yoldan koruma altına alarak kalıcı hale getiriyor ve aslında kendi elde ettiği başarıları da baltalamış oluyor. Umarım bu ödünlerin karşılığında İran kanadından somut bir kazanım elde etmiştir."

 

Kanal 11: Ateşkes İsrail'e dayatıldı

İsrailli gazeteci Roi Kays’ın Lübnanlı siyasi bir kaynağa dayandırdığını iddia ettiği habere göre, Lübnan Cumhurbaşkanı Aun, Netanyahu ile görüşme teklifini geri çevirdi.

Trump’ın iki liderin görüşeceğine dair açıklamasına rağmen Aun’un bu adımı “çok aceleci” bulduğu ve yalnızca Amerikan Başkanı ile görüşmeyi tercih ettiği bildirildi.

Kaynaklar, Aun’un Hizbullah’ın olası misillemesinden çekindiğini, bu kararını ülkedeki Sünni, Şii ve Dürzi liderlere de ilettiğini aktardı.

Itay Blumenthal’in İsrail kaynaklarından edindiği bilgilere göre, 10 günlük olarak ilan edilen ateşkesin süresinin uzatılması muhtemel görünüyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın detaylandırdığı şartlar çerçevesinde, müzakerelerde ilerleme kaydedilmesi durumunda ateşkes karşılıklı rıza ile uzatılabilecek.

Kays, ''İsrail, her türlü “planlı veya devam eden” saldırıya karşı meşru müdafaa hakkını saklı tutarken; Lübnan tarafı Hizbullah ve diğer örgütlerin saldırılarını önlemek için “önemli adımlar” atma taahhüdünde bulundu.'' dedi.

Süleyman Mesvada’nın Başbakanlık kaynaklarından aktardığına göre, Netanyahu İsrail’in masadaki iki temel talebini “Hizbullah’ın silahsızlandırılması” ve “güce dayalı kalıcı barış” olarak yineledi.

Hizbullah’ın “tam çekilme” şartını kesin bir dille reddeden Netanyahu, işgal ordusunun stratejik konuşlanmasına dair şu detayları verdi:

• Güvenlik hattı: İsrail ordusu, deniz kıyısından başlayarak Rav Dov, Hermon Dağı (Cebel eş-Şeyh) etekleri ve Suriye sınırına kadar uzanan “yoğunlaştırılmış bir güvenlik bölgesinde” kalmaya devam edecek.

• Operasyonel hedef: Bu bölgede kalmaktaki ana amaç, sivil yerleşimlere yönelik doğrudan saldırı tehdidini ve tanksavar ateşini tamamen ortadan kaldırmak.

İsrailli gazeteci Gili Cohen ise anlaşmayı 'İsrail'e dayatılan bir süreç' olarak niteledi:

"Bu gece saat 00:00'dan itibaren İsrail'e dayatılan bu ateşkes yürürlüğe girecek. Bu çerçevede İsrail, Lübnan'da artık geniş çaplı saldırılar düzenlemeyecek. Aynı şekilde Hizbullah'ın da bu ateşkese bağlı kalması bekleniyor."

 

Maariv: Ateşkes bir bal tuzağı olabilir; Direniş Ekseni canlı

Maariv gazetesi yazarları Amit Yagur ve Avi Ashkenazi, yürürlüğe giren ateşkesin İsrail için barıştan ziyade stratejik bir "tuzak" olma ihtimaline dikkat çekiyor.

Emekli Yarbay Amit Yagur, mevcut tablonun Direniş Ekseni'ni canlı tuttuğunu vurgularken; sahadan gelen raporlar ateşkesin üzerinden bir saat geçmeden çatışmaların sürdüğünü ve İsrail tarafında yaralanmaların yaşandığını bildiriyor.

Emekli Yarbay Amit Yagur, İsrail'in ABD desteğiyle diplomatik bir köşeye sıkıştırılmış olabileceği konusunda uyardı.

Yagur’a göre bu ateşkes, direniş ekseninin hâlâ canlı ve etkili olduğunu sembolik olarak yeniden geçerli kılan bir "bal tuzağı" niteliği taşıyor.

Özellikle bu sürecin İran'la yapılan müzakerelerle eş zamanlı ilerlemesine dikkat çeken Yagur, "Bu sadece bir talep değil, direnişin varlığını tescil eden bir durum" değerlendirmesinde bulundu.

Yagur, Lübnan hükümetinin Lübnan direnişi ve Meclis Başkanı Nebih Berri ile "ortak bir oyun" oynayıp oynamadığı sorusunu gündeme getirdi.

Bu iş birliğinin tek amacının direniş üzerindeki baskıyı azaltmak olduğunu savunan Yagur, Lübnan tarafının İsrail'e şart koşacak bir konumda olmadığını, aksine bu sürecin tamamen direnişi korumaya hizmet ettiğini belirtti.

Avi Ashkenazi'nin aktardığına göre, ateşkesin üzerinden henüz bir buçuk saat geçmişken Lübnan'dan açılan ateş sonucu bir motosiklet sürücüsü ağır yaralandı. Nahariya'da ise enkaz düşmesi sonucu bir kişinin orta derecede yaralandığı ve araçların alev aldığı bildirildi.

İsrail askeri kaynakları, çatışmaların durdurulduğuna dair henüz siyasi kademeden resmi bir bildirim almadıklarını ifade ediyor. Bir askeri yetkili, "Şu anda çatışmaya devam ediyoruz" diyerek sahadaki belirsizliğin ve gerilla gruplarının operasyonlarından duyulan korkunun altını çizdi.

 

Kanal 12: Hizbullah, İsrail'i dolambaçlı yollarla kandırdı

İsrail’in en çok izlenen kanalı Kanal 12, Trump yönetiminin ilan ettiği ateşkesin ardından ülkede yükselen "7 Ekim konseptine geri dönüş" endişelerini ve hükümete yönelik sert eleştirileri rapor ediyor. Muhalefetten iktidar kanadına kadar birçok isim, askeri kazanımların siyasi bir yenilgiye dönüştürüldüğü konusunda hemfikir.

Eitam Almadon, İsrail’in Lübnan direnişi tarafından bir kez daha stratejik olarak şaşırtıldığını vurguluyor.

Almadon, "Bize dolambaçlı yollarla çok şey sattılar; ancak gerçek şu ki 7 Ekim’deki ve Kasım 2024’teki hataları ardı ardına tekrarlıyoruz," uyarısında bulundu. "Tam zafer" ve "haddini bildirdik" gibi söylemlerin birer "hikaye"den ibaret olduğunu savunan Almadon, Lübnan devletinin direniş gücü karşısında tamamen etkisiz kaldığını ve Lübnan ordusundan daha güçlü bir askeri yapının varlığını koruduğunu belirtti.

Amit Segal’in paylaştığı son anket verileri, İsrail kamuoyunun büyük bir çoğunluğunun bu ateşkese karşı olduğunu ortaya koyuyor. Siyasi dengelerin değiştiğine işaret eden Segal, Gadi Eisenkot’un Bennett ile arasındaki farkı kapatmaya başladığını ve halkın "erken bitirilen operasyonlara" duyduğu tepkinin anketlere yansıdığını bildirdi.

Yaron Avraham’ın ulaştığı bilgilere göre, Hizbullah İsrail ile doğrudan müzakere masasına oturmayı kategorik olarak reddediyor. Dolaylı temasların ötesine geçilmezken; direniş kanadı, hedefli suikastların sürmesi halinde ateşkesi anında sonlandıracağını ilan ederek İsrail’in hareket alanını kısıtlıyor.

 

Yediot Ahronot: Trump, İran'ı sakinleştirmek için İsrail'i ateşkese zorladı

Yedioth Ahronoth’un askeri stratejisti Ron Ben-Yishai, ateşkesin İsrail’e “zorla dayatıldığını” ve bu durumun sahadaki askeri gerçeklikle taban tabana zıt olduğunu vurguluyor:

• Bağımlılık ve engellenme: Ben-Yishai, Netanyahu ve İsrail yönetiminin tamamen ABD Başkanı Trump’ın ağzına bakacak bir konuma düştüğünü belirtiyor. İsrail’in Lübnan’daki “işi bitirmesinin” bizzat ABD tarafından engellendiğini, tıpkı geçmiş operasyonlarda olduğu gibi uçakların tam hedefe gidecekken durdurulduğunu ifade ediyor.

• Stratejik yavaşlama: Ateşkesin, güney Lübnan’daki ilerleyişi ve kritik bölgelerin temizlenmesini kaçınılmaz olarak yavaşlatacağını, bunun da karşı tarafa toparlanma fırsatı vereceğini savunuyor.

• Belirsizlik tuzağı: Çatışmaların hangi koşullarda yeniden başlayacağının tamamen belirsiz olduğunu ve İsrail’in durumunu iyileştirecek bir tablonun ufukta görünmediğini yazıyor.

• İran’ı yatıştırma hamlesi: Trump’ın bu kararı sırf İran ile yapacağı olası bir anlaşmanın önündeki engelleri kaldırmak ve Tahran’ı yatıştırmak için aldığına dikkat çekiyor.

Kıdemli analist Ben-Dror Yemini ise çok daha sert bir dille hükümetin halka karşı dürüst olmadığını ve bir “yalan tuzağı” kurulduğunu açıkladı:

• Yanılsama ve yalan: Yemini; Başbakan ve Savunma Bakanı’nın her gün halka yanılsamalar yaydığını, “tehdidin ortadan kaldırılacağı” vaadinin koca bir yalan olduğunu ve liderlerin yalan söylediklerini bildiklerini vurguluyor.

• Hizbullah hâlâ ayakta: İki yıllık Gazze savaşının bile Hamas’ı silahsızlandıramadığı gerçeğini hatırlatarak, ondan çok daha güçlü olan Lübnan direnişinin bu ateşkesle ayakta kaldığını, elinde hâlâ İsrail’i aylarca yıpratacak ateş gücü ve savaşçı bulunduğunu belirtiyor.

• Manevra alanının yokluğu: İsrail’e yönelik asıl tehdidin Litani’nin kuzeyinden geldiğini ve kimsenin oraya gitmeyi planlamadığını söyleyerek, askeri başarının stratejik bir sonuca evrilmesinin imkansızlığını dile getiriyor.

• Stratejik mağlubiyet: Yemini’ye göre bu ateşkes “en iyi çözüm” değil, hükümetin içine düştüğü yalan tuzağından bir kaçış ve direnişin meşruiyetini bitiremeyen uzun vadeli bir başarısızlığın itirafı.

 

Kanal 13: Ateşkesin girmesine çok az kaldı ancak Hizbullah İsrail'i hala vuruyor

Kanal 13'ün aktardığı verilere göre, İsrail yönetimi Washington'dan gelen "ağır baskılar" karşısında iradesini kaybederek onayı alınmamış bir ateşkese mahkum edilirken, sınır hattındaki yerleşimler ateşkes ilanına rağmen yoğun bombardıman altında kalmaya devam ediyor.

İran ve Lübnan direnişinin, Netanyahu'nun süreci baltalaması halinde ABD'yi doğrudan sorumlu tutacaklarını ilan etmesi işgal varlığını diplomatik bir kuşatmanın ortasına iterken; ateşkes süresinin İsrail'in stratejik ihtiyaçlarına göre değil, İran ve ABD arasındaki pazarlıklara göre belirlenmiş olması egemenlik kaybını tescilliyor.

Sonuç olarak kabine, sahadaki ateşi durduramayan ve inisiyatifin tamamen dış aktörlerin eline geçtiği, İsrail'in yalnızca "karar alıcı" değil "uygulayıcı" konumuna indirgendiği karanlık bir tabloyla karşı karşıya kalıyor.



Makaleler

Güncel