El-Zeydi koltuğa otururken dosyalar kabarık

img
El-Zeydi koltuğa otururken dosyalar kabarık YDH

❝Irak’ın bölgesel çatışmaların merkezindeki konumu düşünüldüğünde, el-Zeydi’nin işi hiç de kolay değil.❞




Fakır Fadel

YDH- El-Ahbar yazarı Fakır Fadel, Irak’ta yeni başbakan adayı Ali el-Zeydi üzerinden ülkenin girdiği yeni dönemi ve değişen güç dengelerini ele aldığı analizinde, Zeydi’nin seçilmesini bir “başarıdan” çok bir “seçeneksizlik” sonucu olarak yorumluyor. Fadel, bu tabloyla birlikte Nuri el-Maliki gibi ağır topların ve mevcut başbakan Sudani’nin yıpranmışlığına dikkat çekiyor.


“Koordinasyon Çerçevesi” bileşenleri, iş insanı Ali el-Zeydi’yi başbakan adayı olarak belirleyerek ülkedeki en çetrefilli siyasi düğümlerden birini çözüme kavuşturdu.

Bu kararın ardından el-Zeydi, ABD’nin temkinli bekleyişi ve İran’ın göreceli memnuniyeti eşliğinde, kabinesini kurması için anayasal olarak tanınan azami 30 günlük süreyle resmen görevlendirildi.

Konuya vakıf siyasi kaynakların el-Ahbar’a aktardığı bilgilere göre; el-Zeydi’nin adaylığı, özellikle Nuri el-Maliki’nin dönüşü veya Muhammed Şiya el-Sudani’nin görev süresinin uzatılması gibi geleneksel seçeneklerin tükenmesi sonucu, "Çerçeve" içinde varılan “zorunlu bir uzlaşma” teşkil ediyor.

Kaynaklar, resmi açıklama öncesi yapılan kapalı toplantılarda, hem iç muhalefeti kışkırtmayacak hem de dış güçlerin doğrudan vetosuna maruz kalmayacak bir isim üzerinde fikir birliğine varıldığını ve el-Zeydi’nin bu tanıma oldukça uygun düştüğünü ifade ediyor.

Ancak sağlanan bu iç uzlaşma, dış baskılardan kaynaklanan pürüzleri gidermek için tek başına yeterli görünmüyor.

Diplomatik kaynaklar el-Ahbar’a yaptıkları açıklamada, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği’nin, Koordinasyon Çerçevesi liderlerine oldukça sert bir mesaj ilettiğini bildirdi.

Söz konusu mesajda, özellikle silahlı grupların Amerikan çıkarlarına yönelik saldırıları karşısında mevcut hükümetin sergilediği güvenlik performansından duyulan memnuniyetsizlik dile getirildi.

Kaynaklara göre Amerika Birleşik Devletleri, “bu gidişatın Irak’ın istikrarına zarar verdiği, ekonomik ve güvenlik alanındaki iş birliği fırsatlarını baltaladığı” konusunda "Çerçeve"yi açıkça uyardı.

Bu durum, gelecekteki başbakanın başarısının, dolaylı olarak bu hassas sorunu çözme yeteneğiyle ölçüleceğinin bir işareti olarak yorumlanıyor.

Bu uyarılar, Washington’un İran’a yakın görülen herhangi bir ismi desteklemeyi reddeden önceki tutumuyla da örtüşüyor; dolayısıyla el-Zeydi, koltuğa oturur oturmaz Washington ile Tahran arasında hassas bir denge kurma sınavına tabi tutulacak.

Ayrıca kaynaklar, ABD yönetiminin el-Zeydi’nin ekonomik geçmişini ve özellikle İran ile bağlantılı para transferleri sebebiyle ABD’nin gözetiminde olan Güney Bankası ile ilişkilerini yakından takip ettiğini de ekliyor.

Geleneksel siyasi elitin dışından gelen el-Zeydi, kendisini bir siyasetçiden ziyade bir teknokrat ve ekonomist olarak tanımlıyor.

Zi Kar vilayeti kökenli, 40 yaşındaki el-Zeydi; hukuk ve bankacılık eğitimi almış bir isim.

Son on yılda bankacılık, ticaret ve eğitim sektörlerindeki yatırımlarıyla nüfuzlu bir iş insanı olarak öne çıktı.

Destekçileri, bu profesyonel geçmişin ona "devlet yönetiminde ekonomik bir vizyon avantajı" kazandırdığını savunurken; muhalifleri ise mali ağlarının siyasetle ne ölçüde iç içe geçtiğine dair şimdiden soru işaretleri uyandırıyor.

"Çerçeve" koalisyonu liderlerinden Ali el-Fetlavi, el-Ahbar’a verdiği demeçte, “el-Zeydi’nin mevcut seçenekler arasından titiz bir inceleme sonucu oy birliğiyle seçildiğini, zira kendisinin bu hassas süreci dengeyle yürütebilecek bir figür olarak görüldüğünü” belirtti.

El-Fetlavi, özellikle ABD-İran gerilimi gölgesinde, bölgesel zorluklara karşı siyasi esneklik gösterebilecek bir lidere ihtiyaç duyulduğuna inanıyor.

Yeni hükümetin en büyük sınavlarının ekonomik kriz, dış baskılar ve güvenlik dosyası olacağını vurgulayan el-Fetlavi; koalisyonun, bakanlık dağılımında dengeyi korurken el-Zeydi’ye tam siyasi destek sunacağının da altını çiziyor.

Siyasi araştırmacı Mühenned el-Şemmari ise süreci daha temkinli değerlendiriyor. 

El-Ahbar’a konuşan el-Şemmari, "El-Zeydi oldukça karmaşık bir denklemle karşı karşıya. Arkasında güçlü bir parti tabanı olmaması, onu hükümet kurma sürecinde siyasi blokların baskısına karşı savunmasız bırakıyor," ifadelerini kullandı.

Bakanlık dağılımlarının yine güç paylaşımı mantığına göre yapılacağını ancak bazı kritik makamlara teknokratların getirilmeye çalışılacağını öngören el-Şemmari, bunu "sağlanması zor bir denge" olarak nitelendiriyor.

Stratejik öneme sahip bakanlıkların büyük güçler arasındaki geleneksel uzlaşılarla belirleneceğini, başbakanın ise ekonomi ve hizmet odaklı bakanlıklarda ancak sınırlı bir etkiye sahip olabileceğini savunan araştırmacı, asıl zorluğun dış ilişkilerde olduğunu ekliyor:

"El-Zeydi her ne kadar 'pozitif tarafsızlık' gütmeye çalışsa da başarısı, Washington’un en hassas olduğu nokta olan silahlı grupları kontrol etme kabiliyetine bağlı kalacaktır."

Öte yandan, silahlı grupların el-Zeydi’nin adaylığına yönelik tutumu henüz netleşmiş değil.

Fraksiyon liderlerinden biri, el-Ahbar’a yaptığı açıklamada pozisyonlarının hâlâ belirsiz olduğunu belirterek, “Yeni hükümete verilecek her türlü desteğin; Irak’ın egemenliğinin korunması, Haşdi Şabi’nin rolünün muhafaza edilmesi ve direniş güçlerini hedef alan politikalardan kaçınılması şartına bağlı olduğunu” vurguladı.

"Geçmiş tecrübeler, grupları herhangi bir başbakana güven duyma konusunda daha temkinli olmaya itiyor," diyen lider, beklentilerin yüksek olduğunun sinyalini verdi.

İç siyasetin diğer cephesinde ise el-Zeydi, Sünni ve Kürt bloklardan hızla destek alarak bir "uzlaşı adayı" kimliği kazandı.

Siyasi kaynaklar, el-Zeydi’nin bu kesimlerle yıllar içinde geliştirdiği kişisel ilişkilerin bu kabulü kolaylaştırdığını ve bu durumun hükümetin meclisten güvenoyu alma sürecine olumlu yansıyacağını ifade ediyor.

Ancak Irak’ın bölgesel çatışmaların merkezindeki konumu düşünüldüğünde, el-Zeydi’nin işi hiç de kolay değil.

Gelen sinyaller; İran’ın sahadaki nüfuzunu koruma ve genişletme çabalarına karşılık, ABD’nin hem "dolar politikası" hem de güvenlik iş birliği üzerinden baskısını artıracağına işaret ediyor.

Ekonomik tablo da bir o kadar karanlık: Petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar, bütçenin neredeyse tamamen petrole bağımlı olması ve bankacılık sistemine getirilen uluslararası kısıtlamalar Irak üzerindeki yükü artırıyor.

Ekonomik kaynaklar, gerçek bir reformun ancak yolsuzlukla mücadele, kamu harcamalarının yapılandırılması ve gelir kaynaklarının çeşitlendirilmesiyle mümkün olacağını; fakat bu kritik adımların yıllardır siyasi sebeplerle ertelendiğini hatırlatıyor.

Çeviri: YDH

İlgili Haberler