ABD ile İran arasındaki mutabakat zaptının imzalanmasındaki gecikmenin Lübnan dosyasıyla doğrudan bağlantılı olduğu, Tahran'ın bu ülkedeki savaşın durdurulmasını anlaşma için temel şart koştuğu bildirildi.
YDH - Son iki gün içinde ABD ile İran arasında devam eden diplomatik çekişme ve savaşı durdurmaya yönelik mutabakat zaptının imzalanmasının gecikmesinin, Lübnan dosyasıyla yakından ilişkili olduğu açıkça ortaya çıktı.
ABD Başkanı Donald Trump'ın kendi iç siyasi hesapları bulunmasına rağmen, İran'ın kendisine yönelik savaşın durdurulması ile Lübnan'daki savaşın durdurulmasını birbirine bağlama konusundaki kararlılığı, Washington'ın kabul etmeye hazır görünmediği ya da İsrail'e dayatmakta yetersiz kaldığı bir denklem yarattı.
El-Ahbar gazetesine konuşan diplomatik kaynaklara göre tartışmalar, Tahran yönetiminin Pakistanlı ve Katarlı arabuluculara Lübnan cephesinin savaşın durdurulması anlaşmasına dahil edilmesinin pazarlığa tabi bir koz olmadığını bildirmesiyle şiddetlendi.
Tahran, bu durumun İran limanları üzerindeki ablukanın kaldırılması ve ABD güçlerinin Körfez'den çekilmesi şartlarına paralel, eş değer bir koşul olduğunu iletti.
Bu önerinin arabulucular arasındaki tartışmalarda geniş bir yer tuttuğu, ardından ilgili taraflara geçen salı akşamı ABD'nin anlaşmaya ilkesel olarak onay verdiği ancak bir sonraki adım için İsrail ile yeniden istişarede bulunmak üzere ek süre talep ettiği bildirildi.
Trump temsilcilerini Tel Aviv'e göndermekten vazgeçti
Kaynaklar, Pakistan Genelkurmay Başkanına ilk onayı veren Başkan Trump'ın, detayları görüşmek üzere elçileri Steve Witkoff ve Jared Kushner'ı Tel Aviv'e göndererek İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ve askeri liderlerle bir araya getirmeyi planladığını aktardı.
Ancak Trump'ın, Netanyahu ile yaptığı telefon görüşmelerinin ardından bu adımdan vazgeçtiği belirtildi. Netanyahu'nun görüşmelerde, İran ile yaşanan savaşın başarısızlığı ile Hizbullah'ın uyum sağlama ve güneydeki işgal güçlerine sürekli darbeler vurma kabiliyeti nedeniyle hükümet koalisyonu ve halk tabanında karşı karşıya kaldığı iç krizin boyutunu aktardığı bildirildi.
Netanyahu ayrıca Hizbullah'ın gerek füzeler gerekse kamikaze insansız hava araçlarıyla kuzeydeki yerleşim yerlerini hedef almaya devam etmesi neticesinde İsrail ordusunun sadece işgal altındaki Lübnan topraklarındaki mevzilerini değil, sınırdaki yerleşim birimlerindeki konumlarını da boşaltmak zorunda kaldığını ifade etti.
Washington ve Tahran arasında mutabakat zaptının maddeleri üzerindeki tartışmalar sürerken ve Trump içeride bir "zafer görüntüsü" pazarlayabilmek amacıyla siyasi bir çıkış yolu sağlayacak değişiklikler yapılması konusunda ısrar ederken, İsrail'e Lübnan'daki askeri operasyonlarını genişletmesi için yeşil ışık yakıldı.
Sahadaki duruma bakıldığında İsrail'in askeri açıdan köklü bir değişim yaratmayan, direniş hareketinin faaliyetlerini etkilemekten ziyade kendi kuvvetlerini yıpratan saha operasyonlarına yöneldiği görülüyor.
Buna rağmen İsrail, Gazze'deki deneyimine benzer şekilde, "direnişin eylemlerinin devam etmesinin en büyük bedelini Lübnan halkına, özellikle de direnişi destekleyen toplumsal çevreye ödetmeyi" esas alan bir yaklaşımı sürdürüyor.
İran takas teklifini reddetti
Dün yaşanan dikkat çekici bir gelişmeyle İran, İsrail'in Lübnan'daki tırmanışına yönelik tutumu hakkındaki sızıntılarını artırdı.
Devrim Muhafızları kaynakları, Tahran'ın arabulucu Pakistan'a, herhangi bir ateşkesin Lübnan cephesini de kapsamasının gerekliliği konusundaki kararlılığını yinelediğini aktardı.
Bu talebin sadece ateşkesi değil, aynı zamanda İsrail işgal güçlerinin Lübnan topraklarından çekilmesi için net bir takvimin belirlenmesini de içerdiği kaydedildi.
Bu süreçle eş zamanlı olarak el-Cezire kanalının Tahran'daki kaynaklara dayandırdığı bilgilere göre ABD, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki kısıtlamalarını hafifletmesi karşılığında, Washington'ın Lübnan'daki savaşın durdurulmasını garanti etmesi yönünde bir takas teklifinde bulundu.
Teklifin, Beyrut ile Tel Aviv arasında İsrail güçlerinin çekilmesini ve Lübnan ordusunun tüm ülke topraklarında güvenliği sağlamakla görevlendirilmesini içeren bir güvenlik anlaşmasına varılmasını da kapsadığı belirtildi.
Ancak aynı kaynaklara göre Tahran bu öneriyi reddetti. Ayrıca Devrim Muhafızları kaynakları, İran liderliğinin, askeri gerilimin sürmesi halinde "işgal güçlerine karşı askeri faaliyetleri yoğunlaştırarak Lübnan'a askeri destek sağlama" seçeneğini değerlendirdiğini işaret etti.
Fransa Cumhurbaşkanı'nın Özel Temsilcisi Jean-Yves Le Drian, siyasi ve diplomatik süreci yeniden canlandırma çabasıyla Beyrut'a ulaşırken, Paris yönetimi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin acil toplanması yönündeki baskılarını artırıyor.
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, "İsrail'in Lübnan'daki askeri operasyonlarını uzatmasını veya daha fazla Lübnan toprağını işgal etmesini hiçbir şeyin haklı çıkaramayacağını" belirterek acil toplantı çağrısında bulundu.
Barrot ayrıca, "Bombalanan her köyün ve öldürülen her sivilin Hizbullah'ı zayıflatmak yerine konumunu güçlendirdiğini" sözlerine ekledi.