Trump yeni bir görüşmeye isteksiz: Netanyahu'dan 'kurtulma' fırsatı kapıda

img
Trump yeni bir görüşmeye isteksiz: Netanyahu'dan 'kurtulma' fırsatı kapıda YDH

"Gelinen noktada Trump ile yüz yüze gelmek, Netanyahu açısından kaybetme ihtimalinin kazanma şansından katbekat yüksek olduğu bir kumara benziyor."




Hüseyin İbrahim

YDH - Donald Trump ile Benyamin Netanyahu arasında yapılması beklenen görüşme, iki liderin çıkarlarının çatıştığı ve İran'a yönelik başarısız askeri hamlelerin yükünün belirginleştiği bir dönemde gerçekleşiyor. Trump, yaklaşan Kongre ara seçimleri öncesinde adının Netanyahu ile anılmasından ve bölgesel krizlerin kendi siyasi geleceğini baltalamasından çekinirken; köşeye sıkışan Netanyahu ise kaybettiği ABD desteğini yeniden kazanmayı hedefliyor. El-Ahbar gazetesi yazarı Hüseyin İbrahim'in değerlendirmesine göre İran ile varılabilecek kalıcı bir anlaşma Trump'ın iç politikadaki konumunu güçlendirebilecekken, böyle bir senaryo Netanyahu'nun iktidarının sonunu hazırlayabilir.

ABD Başkanı Donald Trump, düşman ülkenin başbakanı Binyamin Netanyahu ile yapacağı görüşmeye dair tahmin yürütülmesine mahal vermedi. Birkaç gün önce gerçekleştirdikleri telefon görüşmesinin hemen ardından Trump, buluşma talebinin Netanyahu’dan geldiğini belirterek onun "ustanın" kim olduğunu bildiğini dile getirdi.

Kişisel ilişkiler diliyle söylersek bu, talep edenin muhatabına muhtaç olduğunu gösteriyor. Peki, düşman başbakan bu kez nasıl bir himaye peşinde?

Görüşme, iki isim arasındaki ilişkilerin gerilediği, seçim çıkarlarının ise iki yıl önceki ABD başkanlık seçimlerinin aksine, örtüşmek bir yana tamamen çatıştığı bir dönemde gerçekleşiyor.

O dönemde Netanyahu’nun çok cepheli savaşlarına verilen destek, aday Trump’ın seçim hesaplarına hizmet ediyordu.

Bugün ise durum farklı: İsrail’in Amerika’yı içine sürüklediği bu savaşlar, özellikle de İran’a yönelik başarısız askeri hamle, Kongre ara seçimlerine hazırlanan ABD Başkanı için ağır bir yüke dönüştü.

Müttefiklerinin kaybetmesi durumunda başkanlığının geri kalanını da felç edecek olan bu seçimler, Trump'ın ardında kalıcı bir miras bırakma yönündeki geniş ufuklu hedeflerini de baltalayabilir.

Gelinen noktada Trump ile yüz yüze gelmek, Netanyahu açısından kaybetme ihtimalinin kazanma şansından katbekat yüksek olduğu bir kumara benziyor.

Özellikle de ABD Başkanının çevresindeki birçok ismin, İran’la yaşanan savaşın sürüklendiği çıkmazdan Netanyahu’nun hatalı öngörülerini sorumlu tuttuğu düşünüldüğünde bu risk daha da belirginleşiyor.

Örneğin, son haftalarda gerek telefonda gerekse Trump’ın kamuoyuna açık beyanatlarında sergilediği türden bir aşağılamaya Netanyahu’nun bu görüşmede de maruz kalması durumunda ne olacak? Düşman başbakanın, en azından bu aşamada, Beyaz Saray için istenmeyen bir misafir haline geldiğine dair işaretler bizzat ev sahibi tarafından her geçen gün daha net ortaya konuyor.

Trump’ın görüşmeyi, bugün ve yarın Ankara’da toplanması planlanan NATO zirvesinin sonrasına erteleme tercihi de bu işaretlerden biri.

Bu erteleme, Netanyahu’nun ABD’nin başına açtığı dertlerden birinin de Türkiye ile yaşanan gerilim olduğu şeklinde yorumlanıyor; nitekim Türkiye, İran’dan sonra İsrail’in sonraki hedefi olabileceğini artık açıkça dile getiriyor.

En önemli işaret ise İsrail basınına göre Netanyahu'nun Trump ile ilişkileri yeniden rayına oturtmayı ve ekim ayında yapılması planlanan İsrail seçimlerinde onun desteğini almayı umması.

Ne var ki, misafirinin seçimlerinden bir aydan kısa süre sonra sandığa gidecek olan Trump, isimlerinin yan yana anılmasını isteyecek bir ruh halinde değil.

Zira tek bir adamın kişisel çıkarının tüm dünyada bu denli ağır siyasi ve ekonomik bedellere yol açmasından duyulan yoğun rahatsızlık hesaba katıldığında, bu ortaklık Trump için de başarısızlığın reçetesi olabilir. Üstelik bu adam bugün çaresiz ve kendi ülkesinde bile köşeye sıkışmış durumda.

İsrail içindeki muhalifleri, Netanyahu'nun İran'a karşı savunduğu savaşın böylesine ağır bir başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından onu devirebilmek için üç yıldır bu anı bekliyordu.

Bu başarısızlık, İsrail ve ABD karşısında yenilginin kaçınılmaz bir kader olmadığını gören düşmanlarını da yeniden harekete geçmeye yüreklendirdi.

Trump'ın bu görüşmeye sıcak bakmadığını gösteren bir diğer gelişme de iki liderin geçen 11 Şubat'ta, yani İran'a yönelik savaştan üç haftadan kısa süre önce gerçekleştirdikleri son zirveydi.

O dönemde Trump’ın ulusal güvenlik ekibi ve Genelkurmay Başkanı General Dan Caine'nin çekincelerine ve savaşa girmeme yönündeki tavsiyelerine rağmen Netanyahu, ev sahibini askeri harekata ikna etmiş ve Tahran rejiminin hızla çökeceğini öngörmüştü.

Ancak çıkarların çatıştığı en belirgin alanlardan biri de şu: İran ile varılacak kalıcı bir anlaşma, özellikle pazara her gün milyonlarca varil yeni İran petrolünün girmesiyle petrol fiyatlarının ciddi oranda düşmesini sağlayabilir; bu da Cumhuriyetçilerin Kongre'deki çoğunluklarını koruma şansını artıracaktır.

Buna mukabil, böyle bir anlaşma Netanyahu için siyasi bir son anlamına gelebilir; bilhassa İran bu süreçte İsrail'i Lübnan'dan çekilmeye zorlamayı başarırsa.

Bütün bunlara rağmen Netanyahu kolay pes edecek bir figür değil. Trump’ı, seçimlerde rakiplerini yeniden alt edebileceğine ikna edebileceğine inanıyor.

Bu ihtimalin gerçekleşmesi, ABD Başkanı için Likud lideriyle çalışmayı kaçınılmaz kılacaktır. Eğer Netanyahu bu ikna çabasında başarılı olur ve İran ile kalıcı bir anlaşma yapılmasını baltalayabilirse, kasım ayındaki seçim baskısından kurtulacak olan Trump ile birlikte yeni bir savaş dalgasının kapısını aralamaları işten bile değil.

Düşman başbakanın, ABD Başkanıyla yapacağı görüşmede bu seçeneği şimdiden cazip bir senaryo olarak sunmak için hiçbir fırsatı kaçırmayacağı ise aşikâr.

Çeviri: YDH



Makaleler

Güncel