İsrail’de tersine göçteki artış, ülkenin teknoloji sektörü, vergi gelirleri ve askeri insan gücü açısından yeni riskler doğuruyor.
YDH- İsrail’de
Gazze savaşıyla birlikte derinleşen siyasi, ekonomik ve toplumsal kriz, ülkeden
ayrılanların sayısındaki artışı hızlandırırken, yüksek gelirli ve nitelikli
çalışanların göçü “beyin göçü” endişelerini güçlendiriyor.
Financial Times’ın haberine göre, son üç yılda yaklaşık “150
bin” İsrailli ülkeyi terk etti. İsrail’in göç dengesi, artan göç ve azalan
göçmen sayısının etkisiyle 2023 ve 2024 yıllarında “negatif” seviyeye geriledi.
Bunun, önceki yüzyıl boyunca yalnızca üç kez görülen “olağan dışı” bir durum
olduğu belirtiliyor.
İsrail’de 2023’te hükümetin yargı düzenlemelerine yönelik
girişimiyle başlayan siyasi kriz, Ekim 2023’te Hamas’ın operasyonu ve ardından
başlayan savaşla daha da derinleşti. Gazze’deki savaşın bölgesel bir çatışmaya
dönüşmesi, İran ve Lübnan’dan Yemen’e kadar farklı aktörlerin çatışmaya dahil
olması, ülkedeki güvenlik ve ekonomik kaygıları artırdı.
İsrailliler gelecek
kaygısıyla ülkeyi terk ediyor
Tel Aviv’de gayrimenkul sektöründe çalışan ve 2024’te
ailesiyle ABD’ye taşınan Jonathan, savaşın uzaması, ekonomik baskılar ve siyasi
gerilimlerin ülkede yaşamayı “giderek zorlaştırdığını” söyledi.
Jonathan, özellikle çocukların savaş koşulları içerisinde
büyümesinin kendisi açısından “önemli bir kırılma noktası” olduğunu belirtti.
Ailesinin ABD’ye taşınmasının ardından “daha güvenli bir ortamda yaşamanın ve
sürekli sığınaklara gitmek zorunda kalmamanın” yaşam kalitelerini önemli ölçüde
artırdığını ifade etti.
İsrail’den ayrılanların bir bölümünde ise “ekonomik kaygılar”
öne çıkıyor. Yüksek konut fiyatları ve yaşam maliyeti, özellikle Tel Aviv ve işgal
altındaki Kudüs gibi kentlerde ailelerin yurtdışına taşınma kararlarında etkili
oluyor.
Siyasi kutuplaşma ve
savaş göçü artırıyor
İsrail’de göç araştırmaları yapan akademisyenler, son
dönemdeki göç dalgasında “siyasi atmosfer ve uzun süren savaşın” önemli rol
oynadığını belirtiyor.
Oranim College’dan sosyolog Lilach Lev Ari’nin ABD’ye göç
eden 71 İsrailliyle 2024 ve 2025 yıllarında yaptığı araştırmada, katılımcıların
önemli bölümünün ülkenin “sosyal ve siyasi atmosferinden” duyduğu rahatsızlığı
dile getirdiği aktarıldı.
Özellikle “laik ve liberal kesimlerde İsrail’in giderek daha
sağa kaydığı ve aşırı milliyetçi ile dinci grupların etkisinin arttığı
yönündeki endişelerin göç kararlarını etkilediği” belirtiliyor.
İsrail’de yaklaşan seçimlerin de bu kesimler açısından
ülkenin geleceği bakımından “kritik bir dönemeç” olarak görüldüğü ifade
ediliyor.
Yüksek gelirli
çalışanların göçü artıyor
İsrail Vergi İdaresi tarafından yayımlanan bir araştırma, “yüksek
gelirli İsraillilerin” ülkeyi terk etme oranının 2023 ve 2024 yıllarında 2019’a
kıyasla neredeyse “iki katına” çıktığını ortaya koydu.
Bu eğilimin devam etmesi halinde İsrail’in beş yıl içinde yaklaşık
“3,5 milyar dolarlık” vergi gelirinden mahrum kalabileceği tahmin ediliyor.
Tel Aviv Üniversitesi araştırmacılarının çalışmasında da “doktorlar,
mühendisler ve yüksek teknoloji sektöründe çalışan uzman İsraillilerin ülkeden
net çıkışında artış görüldüğü” belirtildi.
Ekonomistler, İsrail ekonomisinin doğal kaynaklardan ziyade
yüksek nitelikli insan gücüne dayandığına dikkat çekerek, göçün kalıcı hale
gelmesinin ülke açısından daha “ciddi sonuçlar” doğurabileceği uyarısında
bulunuyor.
Teknoloji sektörü ve
ordu üzerindeki baskı
İsrail ekonomisinin yaklaşık “beşte birini” oluşturan yüksek
teknoloji sektörü, yüksek nitelikli çalışanlara büyük ölçüde bağımlı durumda.
Sektör aynı zamanda ülke ihracatının yaklaşık yarısını oluşturuyor.
Uzmanlara göre, nitelikli çalışanların ülkeden ayrılması
yalnızca vergi gelirlerini azaltmakla kalmayabilir; İsrail’in “savunma
kapasitesi” üzerinde de baskı oluşturabilir.
Ekonomist Eran Yashiv, yüksek nitelikli çalışanların
ayrılmasının İsrail ordusundaki “personel yükünü” artırabileceğini belirtiyor.
Ülkede kalan ve özellikle zorunlu askerlik ile yedek askerlik sisteminde yer
alan kişilerin daha uzun süre görev yapması, ekonomik faaliyetlerini de olumsuz
etkileyebilir.
Böylece ekonomik ve askeri yükün daha küçük bir nüfus grubunun
üzerine binmesi, birbirini besleyen bir sürece dönüşebilir.
Hükümet geri dönüşü
teşvik etmeye çalışıyor
İsrail hükümeti, özellikle yüksek nitelikli çalışanların
ülkeye dönmesini teşvik etmek amacıyla çeşitli vergi düzenlemeleri uygulamaya
başladı.
Bu kapsamda yurtdışında elde edilen gelirler için vergi
muafiyetleri ve yurtdışında ödenen vergilerin İsrail’deki gelir vergisinden
mahsup edilmesine yönelik mekanizmalar devreye sokuldu.
İsrail İnovasyon Kurumu Başkanı Dror Bin, düzenlemelerin
geri dönüşler üzerindeki etkisini ölçmek için henüz erken olduğunu ancak
önümüzdeki yıllarda sonuç alınmasını beklediklerini söyledi.
Bununla birlikte uzmanlar, göçün kalıcı hale gelmesi halinde
yurtdışında oluşan İsrailli toplulukların “yeni göçleri” teşvik edebileceği
uyarısında bulunuyor. Daha fazla kişinin ayrılmasıyla yurtdışındaki sosyal ve
ekonomik ağların güçlenmesinin, “göçü kendi kendini besleyen bir sürece” dönüştürebileceği
belirtiliyor.
Göç dengesi İsrail
için tarihi bir değişime işaret ediyor
İsrail uzun yıllar boyunca “dünyanın farklı bölgelerindeki
Yahudilerin ülkeye göçünü teşvik eden bir devlet modeli” üzerine kuruldu. 1948-1960
döneminde göç, ülke nüfusundaki artışın yaklaşık “yüzde 65'ini” oluşturdu.
Ancak son yıllardaki tablo bu tarihsel eğilimden “farklılaşıyor.”
2025'in ilk yarısında ülkeden ayrılanların sayısı önceki yılın aynı dönemine
göre yüzde 20 azalsa da yıl genelinde net göçün yine “negatif” olması
bekleniyor.
Uzmanlar, mevcut eğilimin tersine çevrilmemesi halinde
İsrail’in “hem ekonomik hem de demografik sorunlarının” ağırlaşabileceğini
belirtiyor.
İsrail İbrani Üniversitesi'nden demografi uzmanı Sergio
DellaPergola, ülkede art arda yıllarda negatif göç dengesinin görülmesini “son
derece sıra dışı bir gelişme” olarak değerlendiriyor.
Göç eden İsraillilerin ülkeye geri dönüp dönmeyeceği ise
büyük ölçüde “güvenlik koşullarına, siyasi gelişmelere ve ekonominin geleceğine”
bağlı olacak.