kitap

Kuşner’in girişimi sonuçsuz kaldı: İsrail Gazze’de taviz vermiyor

img
Kuşner’in girişimi sonuçsuz kaldı: İsrail Gazze’de taviz vermiyor YDH

❝Amerikan yönetiminin penceresinden bakıldığında bu ‘sözde’ açılım, Hamas’ı krizin değil çözümün bir parçası konumuna yükseltiyor; ancak aynı zamanda İsrail hükûmetini en büyük müttefiki olan ABD ile giderek derinleşen bir uçurumun kenarına sürüklüyor.❞




YazanYusuf Faris

YDH ― El-Ahbar gazetesinin Gazze editörü Yusuf Faris, ABD elçisi Jared Kushner’in Tel Aviv ziyareti üzerinden ABD’nin Gazze’deki ateşkes/siyasi planını ilerletme çabası ile İsrail rejiminin savaş, işgal ve askerî kontrol çizgisi arasındaki çatışmayı işliyor.

✱✱✱


ABD Başkanı Donald Trump’ın temsilcisi Jared Kushner’in Tel Aviv’den eli boş döneceği âdeta aşikâr.

Yaklaşan seçimlerin iyice içinden çıkılmaz hâle getirdiği siyasi atmosferde gerçekleşen bu ziyaret, İsrail cephesinde beklenen hiçbir somut adımı beraberinde getiremedi.

Kushner ile İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu arasında dört saat süren görüşmeden çıkan en dikkat çekici sonuç, başbakanlık ofisinin iki yeni çalışma grubu kurulduğunu duyurduğu kısa açıklamaydı.

Bu açıklamaya göre gruplardan ilki, bölgedeki yeniden inşa sürecinden önce direniş güçlerinin silahsızlandırılması konusuna odaklanacak.

İkinci grubun gündeminde ise Gazze’deki kanalizasyon, temiz su ve halk sağlığı gibi, İsrail vatandaşlarını da olumsuz etkileyen altyapı sorunları yer alıyor.

Ne var ki bu kısa duyurunun ardından, görüşmenin sonuçlarına dair birbirini yalanlayan bir dizi açıklama peş peşe geldi.

"Barış Konseyi" yetkilileri, Kushner ve Netanyahu’nun Trump’ın planı doğrultusunda ilerleme kararı aldıklarını teyit etti.

Öte yandan İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ise Gazze Şeridi'nin işgal edilmesi gerektiği yönündeki çağrısını yineledi.

Smotrich, Hamas’ın bütünüyle ortadan kaldırılmasının ancak Gazze Şeridi'nin tamamen işgal edilip kontrol altına alınması ve bölgede yeni yerleşim yerlerinin inşa edilmesiyle mümkün olabileceğini savundu.

Ayrıca, örgütü yok etme hedefinin, "ölü olduğu varsayılan liderlerle müzakere masasına oturmakla" taban tabana zıt olduğunu vurguladı.

Direniş gruplarının, arabulucular, garantör ülkeler ve BM Orta Doğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Nikolay Mladenov ile üzerinde uzlaştığı "Yol Haritası"nın on beş maddelik detaylarına inildiğinde, taraflar arasındaki bu görüş ayrılığı çok daha net bir şekilde gün yüzüne çıktı.

İsrail televizyonu Kanal 12'nin siyasi bir kaynağa dayandırdığı habere göre, Hamas'ın elindeki silahları, imha edilmek üzere BM İstikrar Gücü Komutanı General Jasper Jeffreys liderliğindeki ABD birliklerine teslim etmesi konusunda Kushner ile mutabakata varıldı. Aynı kaynak sözlerine şöyle devam etti:

“Kushner’e, mesele güvenliğimiz olduğunda 'sarı çizgimizden' yahut eylem özgürlüğümüzden asla taviz vermeyeceğimizi açıkça belirttik. Buna, acil tehdit oluşturan elit unsurların hedef alınması ve Aksa Tufanı Operasyonu'na karışan militanların ortadan kaldırılması da dâhildir.”

Benzer bir şekilde Kanal 15 televizyonu da Netanyahu ile Kushner arasında, nokta atışı suikastların sürdürülmesi konusunda herhangi bir uzlaşma sağlanamadığını duyurdu.

Habere göre Netanyahu bu suikastlara devam edeceğini kesin bir dille ifade ederken, Kushner bu yaklaşıma şiddetle karşı çıktı.

Hamas yönetimi, Kahire'deki temasları sırasında İsrail'in ateşkesi ihlal ettiğine dair iddiaları içeren bir dosyayı Kushner'e sunmuştu.

İsrailli bir siyasi kaynak, Kanal 12'ye yaptığı açıklamada Tel Aviv'in bu iddialara nasıl yanıt verdiğini aktardı.

Buna göre İsrail, Amerikan elçisine Hamas'ın silahsızlanma konusunda hiçbir somut adım atmadığını ve örgütün Türkiye tarafından finanse edildiğini kanıtlayan bir dizi veri sundu.

Ancak Barış Konseyi'nden yapılan resmî açıklamada; Hamas'ın tüm silahlarını bırakma ve Gazze Şeridi'ndeki tünel kazma veya yeniden silahlanma dâhil tüm askerî faaliyetlerini derhal durdurma taahhüdünün Netanyahu’ya iletildiği ifade edildi.

Konseyin açıklamasına göre Netanyahu, İsrail'in daha önceki taahhütlerine bağlı kalacağını ve bu sözlerin hâlâ geçerliliğini koruduğunu bir kez daha teyit etti.

Ayrıca, ABD'nin tüm esirlerin serbest bırakılmasına yönelik bir anlaşmaya varılması sürecine sunduğu katkıyı da doğruladı. Bildiride ayrıca şu ifadelere yer verildi:

“Her iki taraf da Hamas tamamen silahsızlandırılana kadar İsrail ordusunun Gazze Şeridi dışına çekilmeyeceği konusunda mutabık kalmıştır. Bu şart; bölgenin tüm topraklarının hafif ve ağır silahlardan arındırılmasını, tünellerin tamamen yok edilmesini de kapsamaktadır.”

"Toplanan her bir silah, bir daha kullanılamayacak şekilde tamamen etkisiz hâle getirilecek," sözleriyle konuşmasını tamamlayan Trump, önemli mesajlar verdi.

Her iki tarafın da “tamamen silahsızlandırılmış, aşırılıklarından arındırılmış ve İsrail için hiçbir tehdit oluşturmayan” bir Gazze Şeridi vizyonunu paylaştığını belirtti.

Üstelik, tıpkı Konseyin de vurguladığı gibi, Gazze halkının “barış yoluyla refaha ve onurlu bir yaşama kavuşmak için çabalayabileceğini” dile getirdi.

Süreçteki en dikkat çekici çıkış ise bizzat Trump'tan geldi.

Netanyahu'ya yönelik açık mesajında “İsrail'in Gazze'yi bir daha bombalamaması en doğrusu olur,” diyen ABD Başkanı, silahsızlanma konusunda “olumlu bir ilerleme” kaydedildiğinden söz etti ve şaşırtıcı bir şekilde “Hamas ile özel bir ilişkimiz var,” diye de ekledi.

Hamas cephesi ise Gazze'deki sözcüsü Hâzım Kasım aracılığıyla yaptığı açıklamada Trump'ın bu sözlerini memnuniyetle karşıladıklarını duyurdu.

Bu ifadeleri Amerika'nın ateşkese yönelik bir taahhüdü olarak değerlendiren örgüt, planın “ikinci aşamasını” hayata geçirebilmek adına ABD Başkanı'nı, varılan mutabakata uyması için İsrail'e baskı yapmaya çağırdı.

Kushner’in Kahire’de Hamas ve diğer direniş gruplarını temsil eden bir heyetle masaya oturması, İsrail'de geniş yankı uyandıran tartışmaların fitilini ateşledi.

Israel Hayom gazetesi, Netanyahu’nun bilhassa Kushner'i, Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye ile bir araya gelmesi sebebiyle sert bir dille uyardığını sayfalarına taşıdı.

Gerek İsrail gerekse Filistin siyasi kulisleri, bu sürpriz teması ABD'nin Hamas'a yönelik tutumunda stratejik bir eksen kayması olarak yorumladı.

Dahası bu gelişme, Washington’ın uzun süredir yürüttüğü müzakerelerin bir meyvesi; yani örgütün genel seçimlere katılma ve devlet kurumlarında yer alma hakkını mahfuz tutarak siyasi bir partiye evrilmeyi kabul etmesi şeklinde değerlendirildi.

Amerikan yönetiminin penceresinden bakıldığında bu "sözde" açılım, Hamas’ı krizin değil çözümün bir parçası konumuna yükseltiyor; ancak aynı zamanda İsrail hükûmetini en büyük müttefiki olan ABD ile giderek derinleşen bir uçurumun kenarına sürüklüyor.

Hamas cephesinden bir kaynağın aktardığına göre, Haniye ile Kushner arasında gerçekleşen bu kritik zirve yaklaşık iki saat sürdü.

ABD elçisi görüşme esnasında, Trump’tan Netanyahu’ya özel bir mesaj ilettiğini teyit ederek, Washington'ın anlaşmayı ileriye taşıma konusundaki kararlılığının altını çizdi.

Ayrıca ABD'nin, Gazze Şeridi halkının yerinden edilmesini öngören hiçbir planı kabul etmeyeceğini açıkça dile getirdi.

Kushner'in Hamas liderliğine verdiği mesajlar bununla da sınırlı kalmadı; Trump’ın silahsızlanmayı Gazze’de atılacak diğer tüm adımların mutlak önkoşulu olarak gördüğünü belirtti.

Örgüte, yaklaşan İsrail seçimlerinden çıkacak sonuçlara bel bağlamaması yönünde tavsiyede bulunurken, İsrail’in Gazze politikasında tamamen tek yürek olduğunu da vurguladı.

Habere kaynaklık eden isme göre Hamas heyeti ise bu sözlere karşılık, İsrail’in önceden onayını garanti altına almayan hiçbir adımı kabul etmeyeceklerini kesin bir dille ifade etti.

Nihayetinde, ABD elçisinin bu ziyareti devasa bir belirsizlik bulutu ardında son buldu.

Masadan kalkan her iki taraf da yapılan açıklamaları kendi siyasi ajandalarına hizmet edecek şekilde eğip büktü, ABD yönetimi, İsrail Başbakanı'nın seçim atmosferinde köşeye sıkıştığını ve tam da bu yüzden peş peşe savaş çığırtkanlığı yapan, kışkırtıcı söylemlere sarılmak zorunda kaldığını kabullendi.

Ne var ki, bu diplomatik temasın ardından yaşanacaklar, bugüne dek süregelen kriz sarmalından pek de farklı olmayacak.

Zira bu ziyaret, özellikle Katar, Türkiye, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin giderek artan tepkileri de hesaba katıldığında, Gazze’de çöküşün eşiğine gelen "barış planını" ipten alma çabasından öteye geçmiyor.

Ziyaretin yankıları sürerken, İsrail’in detaylarda gizli pek çok maddeye dair itirazları üzerinden yeni bir müzakere sürecinin başlaması oldukça muhtemel.

Öte yandan Amerika, mevcut ikna politikasını fiili bir baskıya dönüştürmeden korumayı seçecektir.

Çünkü "güvenlik" kisvesi altında gerilimi tırmandırmak ve Amerikan politikalarına kafa tutmak, yaklaşan seçim kampanyaları için oldukça kullanışlı ve popülist bir manevra hâline gelmiş durumda.

Tüm bu tablo, ABD’nin Gazze planını kurtarmak için çabalayacağı önümüzdeki üç aylık sürecin nasıl şekilleneceğini de açıkça ortaya koyuyor.

Bizi bekleyen şey; siyasi bir durağanlık, kontrollü bir gerilim ve ticari mallar ile tüketim yardımlarının artırılmasından öteye geçmeyen yüzeysel insani tavizler olacak.

Eş zamanlı olarak İsrail; nokta atışı suikast politikasına ve "sarı hat" olarak adlandırılan bölgelerdeki askerî varlığına devam edecek.

Bununla da yetinmeyip "İdari Komite"nin Gazze Şeridi’ne ayak basmasını engelleyecek, uluslararası güçlerin bölgede konuşlanmasına kısıtlamalar getirecek ve yeniden inşa sürecinin önüne aşılması zor, kalın bir kırmızı çizgi çekecektir.


Çeviri: YDH



Makaleler

Güncel