'İran, Lübnan'ı içermeyen bir uzlaşıyı kabul etmez'
İranlı yetkililerin Lübnan ve İsrail'e yönelik sert açıklamalarını değerlendiren dış politika uzmanı Trita Parsi, Tahran yönetiminin Lübnan'ı dışarıda bırakan hiçbir mutabakatı kabul etmeyeceğini söyledi.
YDH - Quincy Sorumlu Devlet Yönetimi Enstitüsü Başkan Yardımcısı ve İran uzmanı Trita Parsi, Mario Nawfal'ın yayınında İran'dan gelen son açıklamaları, Lübnan'daki çatışmaları ve Washington ile Tel Aviv'in stratejik hesaplarını değerlendirdi.
İran Milli Güvenlik Konseyi Başkanı Muhsin Rızai'nin, "Er ya da geç Netanyahu'yu ait olduğu yere, cehenneme göndereceğiz" yönündeki sözlerini ve Tahran'ın şartlarını değerlendiren Parsi, İran'ın Lübnan konusundaki duruşunun kritik olduğunu vurguladı.
Rızai mülakatında, Lübnan halkıyla köklü bağları bulunduğunu, ülkeyi tüm güçleriyle savunacaklarını, Mutabakat Muhtırası'nın (MOU) şartlarından birinin ABD'nin Batı Asya ve özellikle Lübnan'daki savaşı kalıcı olarak durdurması olduğunu ve İsrail'in işgal ettiği Lübnan ve Gazze topraklarından çekilmesi gerektiğini kaydetmişti.
Rızai ayrıca, Beyrut'un kırmızı çizgi olduğunu ve şehre yönelik saldırılara doğrudan karşılık verileceğini, kurdukları bu denklem sayesinde kente saldırı düzenlenemediğini savunmuştu.
"Lübnan İran için hayati bir güvenlik meselesidir"
Lübnan'a yönelik bombardımanın her geçen gün şiddetlendiği bir ortamda konuşan Parsi, Hürmüz Boğazı krizinde bir çözüm bulunsa dahi bunun genel tabloyu değiştirmeyeceğini ifade etti. İran'ın Lübnan'ı kapsamayan bir mutabakata geri dönmeyeceğini belirten Parsi, "Boğazın açılması ve ablukanın kaldırılması sağlansa bile, Lübnan cephesinde hiçbir gelişme olmaması Tahran için kabul edilemez" dedi.
İran'ın güvenliği açısından Lübnan ile Gazze'nin aynı konumda olmadığını dile getiren Parsi, Tahran'ın Hamas ile ilişkisinin Hizbullah ile kıyaslanamayacağına işaret etti. Hizbullah'ın kuruluşunda İran'ın doğrudan rol oynadığını hatırlatan uzman, İran'ın Güney Lübnan'da Hizbullah üzerinden fiili bir mevcudiyete sahip olduğunu, Gazze'de ise böyle bir askeri kapasitesinin hiçbir zaman bulunmadığını söyledi.
"Beyaz Saray ara seçimlere kadar gündemden kaçıyor"
Donald Trump yönetiminin mevcut yaklaşımına değinen Parsi, ABD Başkanı'nın yeni bir anlaşmaya veya diplomasiye ilgi göstermediğini kaydetti.
İran ve Umman arasında yürütülen diplomatik temasların Washington tarafından kabul edilmeyeceğinin Tahran tarafından da bilindiğini savunan Parsi, bu görüşmelerin İran iç kamuoyuna ve Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerine yönelik bir mesaj niteliği taşıdığını dile getirdi.
ABD'nin açıkladığı son yaptırımların caydırıcılıktan çok görünürlüğe odaklandığını söyleyen Parsi, Washington'ın temel amacının kasım ayındaki ara seçimlere kadar statükoyu korumak olduğunu belirtti.
Parsi, "Yönetim seçimlere kadar İran ve boğaz krizini manşetlerden uzak tutmak istiyor. Ne aktif bir diplomasi ne de sıcak bir çatışma istiyorlar; çünkü her iki durum da manşet üretir ve enflasyon gibi iç siyaset başlıklarıyla ilişkilendirilir" ifadelerini kullandı.
The Wall Street Journal'ın Trump'ın mutabakata dönmek istemediğine yönelik haberine ve The Atlantic'in yönetimin savaşı gündemden düşürme planına atıfta bulunulan yayında Parsi, ABD'nin bölgeden tamamen çekilmesinin mümkün olmadığını, ancak seçimlere kadar olaysız bir tablo yaratmaya odaklandığını söyledi.
"Ekim ayından sonra savaş riski ciddi şekilde artar"
İsrail ile İran arasında doğrudan bir çatışma ihtimalini ele alan Parsi, İsrail ordusunun operasyonlarını kuzeye doğru genişlettiğini ifade etti. İsrail'in savaşı sürdürmek istediğini ancak doğru zamanı ve ABD ile uygun şartları beklediğini kaydeden Parsi, İsrail'deki seçim takvimine dikkat çekti.
İsrail kamuoyunda geçen yıl haziran ayında yaşanan ilk savaşın başarılı, ikinci sürecin ise başarısız görüldüğünü belirten Parsi, Başbakan Benyamin Netanyahu'nun kesin bir zafer elde etmeden adım atmak istemeyeceğini söyledi.
Bu tablonun ekim ayındaki seçimlere kadar geniş çaplı bir harekât ihtimalini düşürdüğünü aktaran Parsi, "Ekim ayından sonra ise doğrudan savaş riski çarpıcı biçimde artacaktır. İsrail tarafı bunu yarım kalmış bir hesap olarak görüyor" dedi.
İsrail'in Hizbullah tamamen silahsızlandırılmadan Lübnan'dan çekilmeyi kabul etmeyeceğini vurgulayan Parsi, geçmişteki mutabakat metninde Hizbullah'ın silahsızlandırılması şartının yer almamasının Tel Aviv'de rahatsızlık yarattığını belirtti.
ABD'nin geçmişte İsrail'e sağladığı sınırsız desteğin bölgesel istikrarsızlığı derinleştirdiğini savunan Parsi, bir tarafın mutlak güvenliğinin diğer tüm aktörlerin güvensizliği üzerine kurulduğu politikanın krizi tırmandırdığını sözlerine ekledi.
İlgili Haberler
Arakçi: Trump “kaybettiği bir savaşın” içinde tutuluyor
29 Ağustos 2026 18:28
İran hükümeti: Devrim Lideri’nin direktiflerini uygulayacağız
29 Ağustos 2026 17:59
Axios: Hürmüz'de petrol sevkiyatı savaş öncesi hacmin yarısına ulaştı
29 Ağustos 2026 15:14
NYT: İran ayakta, ABD hedefine ulaşamadı
29 Ağustos 2026 09:41
